Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Bahçeli, 26 Eylül Türk Dil Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı.
Türkçenin, milletin hafızası, ortak bilinci ve müşterek duygularının taşıyıcısı olduğunu vurgulayan Bahçeli, mesajında şu değerlendirmelerde bulundu;
Dil; bir milletin kültürüne anlam, ruh ve içerik kazandıran; duygu ve düşüncelerin kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan vazgeçilmez bir değerdir. Milletler, tarih boyunca sahip oldukları ahlakı, gelenekleri, hatıraları, yaşayış biçimlerini ve ortak değerleri büyük ölçüde dilleri aracılığıyla muhafaza etmişlerdir. Bu yönüyle Türkçe, milletimizin hafızası, ortak bilinci ve müşterek duygularının taşıyıcısıdır.
Türkiye’nin varlığı ve geleceği, Türkçenin varlığı ve geleceğiyle doğrudan bağlantılıdır. Türkçemiz, yalnızca bir iletişim ve anlaşma aracı değil; aynı zamanda bizi millet yapan, tarihimizden ve kültürel birikimimizden beslenen temel değerlerimizden biridir. Yüzlerce kuşağın düşüncesini, hatırasını ve tecrübesini taşıyarak bugünlere ulaşan Türkçe, geçmiş ile gelecek arasında kurduğumuz en güçlü köprülerden biridir. Bu nedenle Türkçeyi korumak, yaşatmak, geliştirmek ve gelecek kuşaklara aktarmak, devlet ve millet olarak ortak sorumluluğumuzdur.
Türkçenin zayıflaması ve zaman içerisinde başka diller karşısında kendi gücünü kaybetmesi, yalnızca dil alanında yaşanacak bir değişim olarak görülmemelidir. Dilin zayıflaması; kültürel aidiyetin, millî şuurun ve ortak kimliğin de zedelenmesine yol açabilecek önemli bir meseledir. Çünkü dil, millet fertleri arasındaki aidiyet duygusunu güçlendiren, ortak bir “biz” anlayışını besleyen ve toplumsal birlikteliği perçinleyen, yaşayan bir varlıktır.
Türkçe, tarih boyunca milletimizin siyasal ve kültürel varlığının şekillenmesinde önemli bir rol üstlenmiştir. Orhun Anıtlarından Kaşgarlı Mahmut’a, Ahmet Yesevi’den Karamanoğlu Mehmet Bey’e, Yunus Emre’den Ali Şir Nevai’ye uzanan büyük bir kültür mirasının taşıyıcısı olan Türkçemiz; bin yıllık kardeşliğin, ortak hafızanın ve müşterek ülkülerin güçlü bir bağlayıcısıdır. Bu nedenle Türkçenin korunması, yalnızca geçmişe sahip çıkmak değil, geleceğimizi de güvence altına almaktır.
Güzel Türkçemizin bilim, sanat, edebiyat ve düşünce dili olarak daha da güçlenmesi; doğru, temiz ve özenli kullanılması hepimizin ortak sorumluluğudur. Yabancı kavram ve sözcüklerin ölçüsüz biçimde dilimizi kuşatmasına karşı Türkçenin kendi imkânlarını geliştirmek, zenginliğini ortaya çıkarmak ve çağın ihtiyaçlarına cevap verebilen güçlü bir dil olarak yaşatmak büyük önem taşımaktadır. Türkçe, ecdadımızdan bizlere bırakılmış kutlu bir emanettir. Onu sevmek, korumak, geliştirmek ve gelecek kuşaklara bütün zenginliğiyle aktarmak millî bir görevdir.
26 Eylül Türk Dil Bayramı vesilesiyle, Türkçemizin geçmişten geleceğe uzanan güçlü ve canlı bir kültür mirası olarak yaşamasını; bilimde, sanatta, edebiyatta ve hayatın her alanında daha da güçlenmesini diliyor, 26 Eylül Türk Dil Bayramı’nı kutluyorum.