Sanchez, başkent Madrid'deki Başbakanlık konutu Moncloa'da basına kapalı şekilde, soru almadan kamuoyuna açıklama yaptı.
Yaklaşık 15 dakika süren konuşmasında ABD Başkanı Trump ile ilgili direkt hiçbir atıfta bulunmayan Sanchez, "İspanya'nın pozisyonu açıktır. Ukrayna ve Gazze'dekiyle aynıdır. Uluslararası hukukun ihlaline hayır. Dünyadaki sorunlar sadece bomba atarak çözülemez. Geçmişteki hatalar tekrarlanmamalı. Bizim pozisyonumuzun özeti, savaşa hayır." ifadelerini kullandı.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sonrası dünyanın nereye gittiğini kimsenin tahmin edemediğini kaydeden Sanchez, "saldırıyı yapanların bile ne istediklerini bilmediklerini" söyledi.
Pedro Sanchez, "uzun sürebilecek, bölgedeki ve diğer ülkelere yayılabilecek, küresel ekonomik sonuçları olabilecek bir savaşa girme riski olduğunu" ifade etti.
Birinci Dünya Savaşı'ndan, Irak Savaşı'ndan örnekler veren İspanya Başbakanı, "23 yıl önce nükleer silahları ortadan kaldırmak hedefiyle Saddam Hüseyin'e karşı başlatılan savaşın gerçekte daha fazla terörizm, göçmen akını ve hayat pahalılığı yarattığını, dünyayı daha güvensiz ve yaşamı daha kötüleştiren neticeleri olduğunu" söyledi.
"Tarihten ders almalıyız. Milyonlarca kişinin hayatıyla Rus ruleti oynamamalıyız." diyen Sanchez, İspanya'nın ve uluslararası yasallık ve barıştan yana olan herkesin Ayetullah rejiminden yana olmadığını ancak çözümün diplomasi ve politikada aranması gerektiğini, liderlerin temkinli hareket etmelerinin önemli olduğunu vurguladı.
İran'a yönelik saldırıların istikrar mı yoksa istikrarsızlık mı getireceği sorusunun sorulması gerektiğini kaydeden Sanchez, "Maaşlar artmayacak ya da çevre sorunları çözülmeyecek. Petrol ve gaz fiyatları artacak. Politikacılar olarak biz insanların sorunlarını çözmek için buradayız daha da kötüleştirmek için değil. Bazılarının ya da hep aynı kişilerin ceplerini doldurmak için değil." diye konuştu.
İspanya Başbakanı Sanchez, İspanya'nın NATO, Avrupa Birliği (AB), Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumun tam üyesi olduğunu, hükümetinin bugüne kadar yaptığı gibi bundan sonra da barışı ve uluslararası hukuku savunarak Orta Doğu'da bölgedeki tüm ülkelerle ve AB'deki müttefikleriyle diyaloğu sürdüreceğini ifade etti.