İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan, şüphelilerin Eda Aydoğan, Güner Eke, İnönü Akgün Alp ve Zehra Yılmaz tutuklama, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı'nın adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildiği soruşturma sürüyor.
Savcılığın 4 şüpheli hakkında tutuklama talebiyle hazırladığı sevk yazısına ulaşıldı.
Yazıda, "devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal casusluk amacıyla temin etme" suçuna ilişkin soruşturmada kayyum atanan AGMLAB AŞ ve MRD AŞ ünvanlı şirketler hakkındaki tespitler yer aldı.
2011-2012 yıllarının Haziran döneminde 1 yıllık bakım ve idame sözleşmesinin süresinin 30 Haziran 2012'de sona erdiği, bu kapsamda "MASAK Bilgi Sistemleri Yazılım Geliştirme 2012 Yılı Bakım, İşletim Destek ve Hizmet Alımı İhalesi" yapılmasına karar verildiği belirtilen yazıda, 20 Haziran 2012'den sonra ise bu ihalenin doğrudan AGMLAB AŞ'ye verildiği kaydedildi.
Yazıda bu şirketin, 2012-2018'de MASAK tarafından kullanılan Entegre Mali İstihbarat Sistemi (EMİS) yazılımını geliştirdiği, ortaklık veya yöneticilik durumlarına bakıldığında özellikle 2010'dan itibaren AGMLAB AŞ, MRD AŞ ve Barış Ata AŞ'nin birbirleriyle ilişkili firmalar oldukları, ortakların bunlar arasında pay alım ve satımı suretiyle sürekli yer değiştirdikleri, eğitim sektöründe faaliyet gösteren Barış Ata AŞ'nin 23 Temmuz 2016'da Resmi Gazete'de yayımlanan "667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname"yle kapatıldığı anlatıldı.
Şirket ortaklarının birçoğunun FETÖ'nün mahrem yapılanmasında çeşitli pozisyonlarda üst düzey yönetici oldukları, çoğunluğunun 15 Temmuz 2016'daki darbe kalkışması öncesi veya hemen akabinde Türkiye'den kaçtığı, özellikle şirket ortaklıklarından Hakan Çiçek'in (Deniz Kuvvetleri Komutanlığı sözde sivil yöneticisi) Akıncılar Üssü'nde yakalandığı aktarılan yazıda, her üç şirketin ortaklık yapısında yer alan İsmail Kokuroğlu'nun bu kişiden önceki Deniz Kuvvetleri Komutanlığı sözde sivil yöneticisi olduğu, diğer birçok ortağın ise "bilişim yöneticisi" veya "farklı dönemlerde jandarma sivil yöneticisi" olarak örgüt içerisinde faaliyette bulundukları belirtildi.
Yazıda, soruşturmanın başlamasına neden olan "usulsüz sorgulama" eylemlerine ilişkin MASAK'ın mevzuatla kendisine verilen görevleri EMİS isimli sorgulama programını kullanarak kurum içindeki ağ altyapısı üzerinden yürüttüğü, PEP (Siyasi Nüfuz Sahibi Kişiler Listesi) listesindeki kişi ve kurum sorgularının özel prosedüre tabi olduğu, PEP sisteminin 4 Ağustos 2015'te, dönemin MASAK Başkanı İbrahim Hakkı Polat'ın oluruyla devreye alındığı bilgisi yer aldı.
Güncellemede yaşanan sorunlar nedeniyle 2 Eylül 2016'da dönemin MASAK Başkanı Osman Dereli'nin oluruyla bunun devre dışı bırakıldığı, söz konusu sistemin devre dışı bırakılmasının kurum içinde herhangi bir personele tebliğ edilmediği, 4 Ağustos 2015-2 Eylül 2016 arasında siyasi nüfusa sahip kişilerin sorgusuna rastlanmadığı kaydedilen yazıda, "PEP sisteminin devre dışı bırakıldığı 2 Eylül 2016-31 Aralık 2018 arasında ise siyasi nüfusa sahip kişilerin ve ailelerinin en çok sorgulanan zaman dilimlerinin olduğu, PEP sisteminin 31 Aralık 2018 tarihinde güncellendiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda Cumhuriyet Başsavcılığımızca aşağıda açık kimlik bilgileri yazılı şüpheliler hakkında 'devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal casusluk amacıyla temin etme' suçundan soruşturma işlemlerine başlanılmıştır." ifadelerine yer verildi.
Yazıda, PEP listesindeki kişi ve kurum sorgularının özel prosedüre tabi olduğu, liste dahilindeki kişi sorgulanmak istenirse sistemin uyarı verdiğine dikkati çekilerek, yetkili kişinin sorgulamayı devam ettirmesi halinde onun amirlerine bilgi amaçlı elektronik posta atıldığı, MASAK'ta görevli bazı personelin, değişik tarihlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yakınlarını ve bazı bakanları, muhtelif parametreleri üzerinden EMİS'ten sorguladıkları anlatıldı.
Eylül 2016 ve Aralık 2018'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yakınlarının ve bazı bakanların en çok sorgulanandığı zaman dilimi olduğu belirtilen yazıda, "Bu sorguların toplu sorgudan kaynaklı olduğu belirtilmişse de DDK'nin (Devlet Denetleme Kurulu) raporunda toplu sorgu olmaksızın tekil olarak Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın doğrudan kimlik numarası ve vergi kimlik numarası üzerinden de sorgulandığının belirtildiği, bu hususlarla ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2019 ve 2020'de yürütülen soruşturmalar kapsamında KYOK (kovuşturmaya yer olmadığına dair) kararı verildiği anlaşılmıştır." bilgisi verildi.
Yazıda, bu şirketlerin "stratejik kurumların yazılımlarına sızmak ve devletin hassas verilerine ulaşabilmek" amacıyla kurulduğunun değerlendirildiği belirtildi.
Dosyada yer alan şüpheliler Abdurrahman Özkan, Bekir Özel, Emir Üner, Erdal Çoban, Erhan Doğruöz, Faik Akbaba, Gökhan Çelik, Güngör Tıraş, Hakan Çiçek, İrfan Hacan, İshak Uysal, İsmail Gül, İsmail Kokuroğlu, Kerim Öztemel, Lütfi Ruhioğlu, Mehmet Sami Kuzey, Mustafa Durap, Onur Gökdemir ve Sadettin Özkan'ın belli bir amaç doğrultusunda kurdukları şirketler üzerinden yine aynı örgüte mensup kamu kurum veya kuruluş çalışanlarının, Faruk Eliyioğlu ve Kemalettin Kolutek'in vasıtasıyla/yardımıyla kamu kurum ve kuruluşlarından aldıkları ihalelerle aynı zamanda örgütü finanse ettikleri yazıda vurgulandı.
Yazıda, bu kamu kurum ve kuruluşlarına kendi bünyelerindeki mühendisler ve yazılımcıları Atilla Tanrıkulu, Kubilay Can Tıraş, Hasan Demir ve Gökhan Kesici'yi görevlendirdikleri, Eda Aydoğan, Etem Volkan Çevik, Güner Eke, Özlem Dobur ve Zehra Yılmaz (Keziban Karakoç) ile AGMLAB personeli Kesici'nin sistemlerin veri tabanları üzerindeki hareketlerinin tespit edilmesini önlemek üzere loglarını ve izlerini kaydetmedikleri anlatıldı.
Şüphelilerin kritik kişilerin bilgilerini sorguladıkları, bunlara ilişkin log kayıtlarını silmek veya değiştirmek suretiyle "bilişim sistemini bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçunu" işlediklerine dikkati çekilen yazıda, şüphelilerin Eda Aydoğan, Güner Eke, İnönü Akgün Alp ve Zehra Yılmaz'ın eylemleriyle kamu kurum ve kuruluşların yazılımlarını veya sistemlerini geliştirmek ya da kurmak maskesi altında stratejik veya devletin gizli bilgi ve belgelerini casusluk amacıyla temin edip, örgüte aktarmak suretiyle "devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme" suçunu işledikleri vurgulandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY’nin gizli yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik yapılan tespitler doğrultusunda yürütülen soruşturmada, gözaltına alınan 6 şüpheli Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne getirilmişti.
Savcılıkta ifade veren şüpheliler Eda Aydoğan, Güner Eke, İnönü Akgün Alp ve Zehra Yılmaz tutuklama, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti.
Öte yandan 2012-2018 arasında MASAK Başkanı olarak görev yapan Mürsel Ali Kaplan, İbrahim Hakkı Polat ve Osman Dereli'nin ifade vereceği öğrenilmişti.