İstanbul'da bir otelde düzenlenen etkinliğe, 77'si parlamento başkanı olmak üzere 157 ülkeden yaklaşık 2 bin 420 delege katılıyor.
"Gelecek Nesiller İçin Umudu Yeşertmek, Barışı Güvence Altına Almak ve Adaleti Sağlamak" temasıyla düzenlenen 152. Genel Kurul'un başkanlığını TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş yürütüyor.
19 Nisan'da sona erecek etkinlikte, "İstanbul Deklarasyonu" Genel Kurul'un onayına sunulacak.
PAB Genel Sekreteri Martin Chungong, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, İstanbul'da onlarca meclis başkanının bulunmasıyla birlikte PAB tarihinin en yüksek katılım oranlarından birine ulaştıklarını söyledi.
Chungong, gelecek nesillerin parlamenterlerin yaptığı her işin merkezinde yer alması gerektiğini vurgulayarak, "Çalışmalarımız sadece bugünün vatandaşları için değil, geleceği inşa etmek için olmalıdır." dedi.
İsrail ve Filistin için iki devletli çözümün ilerletilmesine yönelik özel oturumun gelecek günlerin en önemli ve vurgulanması gereken başlıklarından biri olduğuna işaret eden Chungong, "Yeni stratejimiz, hesap verebilirliğe odaklanıyor; üyelerimizin kabul edilen politika ve çözümleri kendi ülkelerinde nasıl uyguladıklarını raporlamaları büyük önem taşıyor." diye konuştu.
Chungong, Türkiye ve İstanbul’un kişisel kariyerinin ve dünya diplomasisinin merkezi olduğunu dile getirdi.
Birleşmiş Milletler (BM) Türkiye Mukim Koordinatörü Babatunde Ahonsi, parlamentoların sadece temsil kurumları değil, aynı zamanda hesap verebilirliğin koruyucuları, hukukun üstünlüğünün rehberleri ve ulusal vizyonun mimarları olduğunu belirtti.
Ahonsi, toplumların, kutuplaşma ve belirsizlikle karşı karşıya olduğu bir dönemde, parlamentoların; farklılıkların barışçıl yollarla çözüldüğü platformlar olarak hizmet edeceğini, istikrar ve uzlaşmanın sürdürülmesinde kilit rol oynayacağını vurguladı.
Parlamentoların teknoloji yönetişimi, iklim riskleri ve değişen küresel ekonomik dinamikler gibi yükselen sorunlara karşı ulusal kalkınma yollarının dayanıklı ve geleceğe dönük olmasını sağlaması gerektiğine işaret eden Ahonsi, "Küresel taahhütlerin etkili şekilde ulusal eylemlere dönüştürülmesini sağlamak için BM ile ulusal parlamentolar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi hayati önem taşımaktadır." ifadesini kullandı.
Ahonsi, ev sahibi Türkiye'nin ve İstanbul'un "kültürlerin, fikirlerin ve çözümlerin kesişme noktasındaki temel sesleri bir araya getirdiğine" dikkati çekti.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, etkinliğe gönderdiği video mesajında, İstanbul'un uzun zamandır kıtaların, kültürlerin ve fikirlerin buluşma noktası olduğunu söyledi.
Guterres, çatışmaların sivillere "dayanılmaz bir bedel ödettiğine" ve "her düzeyde istikrarsızlığı derinleştirdiğine" değinerek, "Mevcut durum diyalog, gerilimi düşürme ve uluslararası hukuka tam saygı gerektiriyor." şeklinde konuştu.
Uluslararası finansal mimarinin değiştirilerek bugünün ekonomisinin gerçekleriyle daha uyumlu, kapsayıcı ve temsil gücü yüksek hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Guterres, "Yapay zeka dahil teknolojinin, eşitsizliği körükleyen bir araç değil, fırsatlara açılan bir köprü olmasını sağlamalıyız." dedi.
PAB Başkanı Tulia Ackson da Orta Doğu'daki krizlerin ve küresel belirsizliğin zirve yaptığı bir dönemde, Türkiye'nin bu toplantıyı iptal etmemesini veya ertelememesini büyük bir cesaret olarak nitelendirerek, "Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye Cumhuriyeti’ne, bu zorlu dönemde bizlere kucak açtığı ve bu kadar geniş kapsamlı bir buluşmayı mümkün kıldığı için minnettarız." diye konuştu.
Ackson, barışın güç kullanılarak korunamayacağını ve şiddetin çatışmaları çözemeyeceğini, sadece ebedileştireceğini belirtti.
Küresel liderliğin büyük bir kısmının hala 19. yüzyılın "savaş gemisi diplomasisini" andıran güç mücadeleleriyle meşgul olduğuna dikkati çeken Ackson, kaynakların savaşa aktarılırken iklim krizinin derinleştiğinin ve insanların geleceğinin tehlikeye atıldığının altını çizdi.
Ackson, "Sizlere 3 basit talebim var; insanların sesinin duyulması için kapsayıcılığı seçin, yavaş ve zor olsa bile her zaman diyaloğu seçin ve dünyayı miras bırakacağımız nesillere karşı sorumlulukla öngörüyü seçin. Atılan her bomba ve kaybedilen her hayat; misillemeye, daha fazla çatışmaya ve daha fazla acıya yol açacak duygusal güçleri harekete geçirir." ifadelerini kullandı.