Parçalı Bulutlu -0.5ºC Ankara
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kahramanmaraş
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kilis
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Şanlıurfa
  • Şırnak
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak
Gündem
AA 18.01.2026 14:11

Devlet Bahçeli: Suriye ordusu sahada üstünlüğünü gösterdi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Suriye ordusunun SDG karşısında sahada gösterdiği üstünlük, Şam yönetiminin ülkenin tamamında kontrolü sağlama iradesini ortaya koymakla kalmamış, SDG’nin iddia ettiği kadar güçlü ve etkin olmadığı gerçeğini de ifşa etmiştir" açıklamasını yaptı.

Devlet Bahçeli: Suriye ordusu sahada üstünlüğünü gösterdi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın yayımladığı kararname ve Suriye'de yaşanan gelişmelere ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Suriye'de terör örgütü SDG'nin ülkenin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde fiili kontrol alanları oluşturmasının yeniden inşa ve istikrar sürecinin önündeki en temel engellerden biri haline geldiğini belirten Bahçeli, Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetiminin parçalı yapıyı sona erdirerek merkezi devlet otoritesini yeniden tesis etmeyi temel öncelik olarak belirlediğini kaydetti.

Bu çerçevede 10 Mart 2025'te terör örgütü SDG ile varılan mutabakatın örgütün silahlı varlığının sona erdirilmesi ve devlet kurumlarına entegrasyonu açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirildiğinin altını çizen Bahçeli, ancak aradan geçen yaklaşık 10 ayda SDG elebaşılığının, mutabakatın ruhu ve hükümleriyle açık biçimde çelişen tutum sergilediğini, özerklik ve federasyon taleplerini gündemde tutarak süreci oyalamaya çalıştığını ifade etti.

Bu yaklaşımın Şam yönetimi tarafından Suriye'nin toprak bütünlüğüne yönelik açık bir tehdit olarak algılandığını vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:

"Merkezi hükümetin bu süreçteki tutumunu güçlendiren en önemli faktörlerden biri, Türkiye'nin Suriye'nin üniter yapısına verdiği açık ve kararlı destek olmuştur. Suriye merkezi hükümetinin, uzlaşılan mutabakat gereğince SDG'nin varlığını sonlandırması ve merkezi yönetime entegre olmasına yönelik çağrısına SDG elebaşı Mazlum Abdi, İsrail'den aldığı destek ve tahrik sonucu olumlu cevap vermemiştir. Mazlum Abdi, özerklik/federasyon talebini dile getirmekle Şam yönetiminden taviz alma girişimlerinde bulunmuşsa da Şara yönetimi, ülkede siyasi birlik ve sınır bütünlüğünün tesisinde kararlı davranmıştır. Türkiye'nin de her fırsatta Suriye'nin üniter bir yapıya sahip olması gerektiğine dair söylemde bulunması, Şara'ya güç vermiş ve SDG tarafının ayak diremesine karşı merkezi hükümeti cesaretlendirmiştir."

"Şam yönetimi, SDG'nin manevra alanını daraltan bir strateji izlemektedir"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, terör örgütü SDG'nin 10 Mart Mutabakatı'nın gereklerini yerine getirmemesinin hem Ankara'dan hem de Şam'dan ciddi tepkilerin yükselmesine sebep olduğunu anımsattı.

2025'in son günlerinde başlayan askeri hareketliliğin, Halep'te halen silahlı unsurlarını tutan SDG'ye karşı operasyonların başlatılmasıyla yeni bir aşamaya geçtiğine dikkati çeken Bahçeli, Halep'in kısa sürede terör örgütü SDG'li terörist unsurlardan ve ona destek çıkan Esed rejimi kalıntılarından temizlendiğini belirtti.

Halep'in doğusuna doğru hareket eden Suriye ordusunun son olarak Fırat Nehri'nin batısında terör örgütü SDG işgalindeki Deyr Hafir'den sonra Meskene'yi, 34 köy ve kasabayı kontrolüne aldığına, Suriye ordusu unsurlarının birliklerini Rakka'nın güneybatısında toplamaya başladığına işaret eden Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"Suriye ordusu, 17 Ocak sabah saatlerinde Fırat'ın batısındaki bölgenin askeri kapalı bölge ilan edildiğini duyurmuş, bölgedeki sivilleri PKK terör milislerinin mevzilerinden ve SDG'nin müttefiki devrik rejim kalıntılarından derhal uzak durmaya çağırmıştır. Suriye ordusunun SDG/PKK karşısında sahada gösterdiği üstünlük, Şam yönetiminin ülkenin tamamında kontrolü sağlama iradesini ortaya koymakla kalmamış, SDG'nin, iddia ettiği kadar güçlü ve etkin olmadığı gerçeğini de ifşa etmiştir. Diğer yandan, SDG'nin kontrol ettiği bölgede yaşayan birçok Kürt ve Arap aşiretinin SDG'nin varlığından rahatsızlık duyduğu, Şam yönetiminin egemenliğini tercih ettiği ve Suriye ordusu ile SDG arasında yaşanacak olası bir çatışmada Şam tarafının yanında yer alacağı bu süreçte daha net anlaşılmıştır. Suriye ordusunun 17 ve 18 Ocak'ta Rakka'ya doğru ilerlediği süreçte birçok aşiret, üst üste Suriye merkezi yönetiminin yanında olduğunu açıklamıştır.

Doğru olan da budur zira Suriye'de Kürtler başka, SDG başkadır. SDG, terör örgütüdür ve Suriye Kürtlerini temsil etmemektedir. Bu gelişmeler, SDG'nin çoğunluğu Araplardan oluşan bir coğrafyayı silah zoruyla kontrol altında tutamayacağına ve tutmak istese de Şam yönetimi ile SDG'ye karşı çıkan yerel unsurların işbirliğiyle SDG'ye fırsat verilmeyeceğine işaret etmiştir. Bu tablo, SDG/PKK açısından zamanın artık lehlerine işlemediğini göstermektedir. Nitekim 17 Ocak tarihinde SDG terör örgütü adına Mazlum Abdi'nin 'Dost ülkelerin ve arabulucuların çağrıları üzerine entegrasyon sürecini tamamlama konusundaki iyi niyetimizi göstermek ve 10 Mart anlaşmasının maddelerini uygulamaya olan bağlılığımız gereği Fırat'ın doğusuna çekilme kararı aldıklarını' açıklaması, Suriye ordusunun caydırıcılığı çerçevesinde olsa da 10 Mart Mutabakatı'nın yerine getirilmesi bakımından önemli bir aşamadır. Şam yönetimi, sahada doğrudan ve kapsamlı bir askeri çatışmaya girmeden siyasi meşruiyetini, bölgesel dengeleri ve yerel unsurların memnuniyetsizliğini kullanarak SDG'nin manevra alanını daraltan bir strateji izlemektedir. Bu yaklaşım, merkezi otoritenin yeniden tesisine yönelik kararlılığın sadece söylem düzeyinde kalmadığını, aşamalı ve kontrollü bir planlamaya dayandığını ortaya koymaktadır."

Terör örgütü SDG'nin özerklik veya federasyon ısrarının sahadaki sosyolojik gerçeklikle giderek daha fazla çeliştiğinin altını çizen Bahçeli, kontrol ettiği alanların büyük bölümünde Arap nüfusun ağırlıkta olmasının yerel aşiretlerin dışlayıcı ve ideolojik yapı olarak algıladıkları SDG yönetimine mesafeli yaklaşmaları ve ekonomik-askeri yükümlülüklerden kaynaklanan rahatsızlıkların örgütün toplumsal tabanını zayıflattığını belirtti.

Bu durumun terör örgütü SDG'nin uzun vadede silahlı zor yoluyla mevcut statükoyu devam ettirmesinin sürdürülebilir olmadığını gösterdiğine dikkati çeken Bahçeli, "Öte yandan Türkiye'nin, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve üniter yapısına ilişkin tutarlı ve net söylemi, sahadaki denklemi doğrudan etkilemektedir. Ankara'nın bu yaklaşımı, hem Şam yönetiminin elini güçlendirmekte hem de SDG'nin dış destek beklentilerini sınırlayan bir caydırıcılık üretmektedir. Türkiye'nin güvenlik hassasiyetlerini merkeze alan bu tutum, SDG'nin 'koruyucu şemsiye' arayışlarını da giderek daha kırılgan hale getirmektedir. Bu çerçevede bakıldığında, SDG'nin önünde üç temel seçenek bulunduğu söylenebilir. Bunlar, merkezi hükümetle bütünleşmeyi kabul ederek silahlı ve siyasi iddialarından geri adım atmak, mevcut statükoyu sürdürmeye çalışarak askeri ve siyasi baskının giderek artmasını göze almak, dış aktörlere dayanarak zaman kazanmaya çalışmaktır." değerlendirmesinde bulundu.

"Tek seçenek, 10 Mart Mutabakatı'nın gereklerini yerine getirmektir"

Bahçeli, mevcut bölgesel konjonktür ve sahadaki güç dengeleri ile yaşanan gelişmelerin terör örgütü SDG/PKK'nın iddia ettiği ölçüde güçlü, vazgeçilmez ve alternatifsiz bir aktör olmadığını, aksine merkezi devlet otoritesi, bölgesel aktörlerin tutumu ve yerel sosyolojik dinamikler karşısında giderek sıkıştığını gösterdiğini vurguladı.

Bahçeli, şunları ifade etti:

"Dolayısıyla tek ve makul seçenek, Suriye'nin birlik ve bütünlüğünde karar kılmak ve 10 Mart Mutabakatı'nın gereklerini tam manasıyla yerine getirmektir. Çatışmanın kimseye fayda getirmeyeceği ortadadır. Suriye'nin yeniden yapılanmasının anahtarı, Suriye ordusunun tek bir çatı altında bütüncül bir şekilde toplanmasıdır. Suriye ordusunun yeniden yapılanması için çatışma döneminden kalan alışkanlıklar sona ermelidir. YPG/SDG ve altındaki tüm yapılanmalar, hızla ve tamamen feshedilmeli, ilgili kurumlara geri dönüşü olmayacak şekilde bağlanmalıdır. Önümüzdeki süreçte Suriye sahasında belirleyici olacak unsur, silahlı dayatmalar değil merkezi otoritenin yeniden inşası ve yerel unsurların bu sürece ne ölçüde entegre edileceğidir.

Şara'nın Kürt dili ve kültürüne ilişkin yaptığı açıklama ve imzaladığı 13 sayılı kararnameyle Suriyeli Kürt vatandaşların Suriye halkının asli ve ayrılmaz bir parçası, kültürel ve dilsel kimliklerinin çokluk içinde birlik taşıyan Suriye ulusal kimliğinin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu belirtmiş olmasının, birlik ve istikrarın tesisi için olumlu etkisi olacaktır. Söz konusu kararname, üniter yapı tesis etmeye ve terör örgütlerinin kontrol sahalarını bertaraf etmeye yönelik kararlılığın toplumsal mutabakatla desteklenmek istendiğini göstermiştir. Toplumsal uzlaşma ve birliğin güçlendirilmesine yönelik olumlu bir adım olan kararname, SDG'ye yönelik bir taviz olmayıp tam aksine SDG'nin 'Kürtlerin temsilcisi' olduğu yönündeki temelsiz iddiasını zayıflatan bir gelişme olmuştur. Kürtlere ilişkin hükümler içeren kararnamenin, 'Suriye vatandaşlığı' kavramının güçlendirilmesi, daha geniş kitleler tarafından benimsenmesi ve etnik temelde ayrılıkçılık talep eden görüşlerin zayıflatılması gibi etkileri olacaktır."

Kararnamenin, Suriye'de yaşayan "Türkmen" gibi diğer etnik kökenli unsurların aleyhine olmayıp yeni Suriye Cumhuriyeti Anayasası hazırlanırken Türkmenler gibi asli unsurların kültürel haklarının görmezden gelinemeyeceğine işaret ettiğini vurgulayan Bahçeli, "Zira Kürtlere sunulan bu hakların belli bir gruba yönelik imtiyaz olarak değerlendirilmesinin milli birlik ve beraberliği riske atabileceği açıktır ve bu konuda dikkatli olunmalıdır. Bu doğrultuda vatandaşlık hakkını elde edememiş ve kimliksiz kalmış Kürtler ile Kürt dili konusundaki düzenlemelerin ülke genelinde diğer gruplar için de aynı şekilde yapılması, Suriye genelinde demokratik ve kapsayıcı bir kültürel ve siyasal atmosfer oluşmasını sağlayacaktır." görüşünü paylaştı.

Bununla birlikte 10 Mart Mutabakatı'nın bir an önce tüm maddeleriyle uygulanması için ciddiyetle adım atılmaya devam edilmesi gerektiğinin altını çizen Bahçeli, şöyle devam etti:

"SDG'nin Fırat'ın batısından çekilmiş olması önemlidir ve Suriye hükümeti, kısa sürede bu bölgelerde istikrarı tamamen sağlayabilecek ve yaşamı normalleştirecektir fakat Fırat'ın batısıyla da sınırlı kalınmamalı, Irak’takine benzer bir federasyon peşinde koşma hayalinden vazgeçilmelidir. Suriye, Fırat'ın batısı ve doğusu şeklinde yapay, coğrafi veya etnik bölünmelerle parçalanmamalıdır. Suriye hükümeti, tüm Suriye sathında egemen olmalı, her yere hizmet götürmeli, doğal kaynakları kontrol etmeli ve istikrarı sağlamalıdır. Suriye'nin toprak bütünlüğü ve siyasal birliği çerçevesine aykırı olabilecek herhangi bir model yerine Suriye'nin, ortaklıklara vurgu yapan, demokratik temelde kapsayıcı ve uzlaştırıcı bir Cumhuriyet olarak inşa edilmesi sağlanmalıdır."

"Kararname çıkar çıkmaz kerameti kendinden menkul bir güruh, bu gelişmeyi kötü gösterme yarışına girmişlerdir"

Suriye Cumhurbaşkanı Şara'nın Suriyeli Kürtlerle terör örgütü SDG'yi birbirinden ayıran, Kürt kökenli Suriye vatandaşlarına yönelik kapsayıcı, bütünleştirici, onların temel hak ve özgürlüklerinin anayasal çerçevede güvence altında olduğunu ifade eden kararname yayımlamasının bu anlamda önemli ve takdire şayan bir adım olduğunu vurgulayan Bahçeli, Şara'nın kamuoyuna yaptığı açıklamanın da Suriye'nin birliği ve bütünlüğü konusundaki kararlılığın ve samimiyetin ifadesi olduğunu belirtti.

MHP olarak yeni Suriye'de kapsayıcı, kucaklayıcı, uzlaşmacı, tüm etnik ve dini unsurları Suriye'nin ortak geleceğinde buluşturan, "Suriye vatandaşlığında" bütünleştiren, demokratik, istikrarlı, temsil adaletine ve serbest seçimlere dayalı, temel hak ve hürriyetlerin korunmasını esas alan bir anlayışla anayasa yapılmasını önerdiklerini anımsatan Bahçeli, şunları kaydetti:

"Peşinen söylemeliyim ki 16 Ocak'ta Suriye Cumhurbaşkanı'nın 'Anayasal beyanname hükümlerine dayanarak yüksek ulusal menfaatlerin gereklilikleri uyarınca, devletin ulusal birliğini güçlendirme, tüm Suriyeli vatandaşlar için kültürel ve sivil hakları tanıma konusundaki rolü ve sorumluluğuna binaen' yayımladığı 2026/13 sayılı kararname, düşüncelerimize ve önerilerimize uygun bir içeriğe sahiptir. Kararname çıkar çıkmaz kerameti kendinden menkul bir güruh, bilimsel veriye, akademik ve ahlaki tutarlılığa ve gerçeklere dayalı olmayan bir kirliliğe yönelmişler, medya ve sosyal medya aracılığı ile bu gelişmeyi kötü gösterme yarışına girmişlerdir.

Soruyorum, Suriyeli Kürt vatandaşların, Suriye halkının temel ve asli bir parçası kabul edilmesi, kültürel ve dilsel kimliklerinin çok yönlü ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçası olmasının, devletin, kültürel ve dilsel çeşitliliği korumasının, Kürt vatandaşların ulusal egemenlik çerçevesinde miraslarını, sanatlarını yaşatma ve ana dillerini geliştirme hakkının güvence altına alınmasının, Kürtçenin, ulusal bir dil olarak kabul edilerek Kürt nüfusunun kayda değer oranda bulunduğu bölgelerde, devlet ve özel okullarda seçmeli ders veya eğitsel-kültürel faaliyet kapsamında öğretilmesine izin verilmesinin, ayrıca 21 Mart'ın 'Nevruz Bayramı' olarak resmi tatil ilan edilmesinin Suriye ve bölge için ne gibi mahzuru olacaktır?"

"En kritik konu yeni anayasa yapılmasıdır"

Bu kararnamenin kendilerine göre isabetli, anlamlı, Suriye'de birlik ve bütünlüğü tahkim etme yönünde doğru zamanda atılmış önemli bir adım olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Kürtlerin yoğun olduğu bölgelerdeki okullarda Kürtçeyi seçmeli ders olarak öğretme hakkı tanınması hususu, 'resmi dil' ile dil özgürlüğünün birbirinden ayrılması suretiyle değerlendirmeyi gerekli kılmaktadır. Her insanın ana dili ana sütü gibi haktır ancak kamusal ve siyasal alanda herkesin anlayacağı ortak bir dilde konuşmak, kamusal menfaatlerin, farklı kimliklerin ve toplumsal eşitliğin bir dil üzerinden inşasının, birlik ve bütünlüğün gereğidir. Sosyolojik ve kültürel bir tanımlama olarak ifade edilen ulusal dil ile resmi dilin de bu anlamda ayrıştırılması, bilimin ve aklın gereğidir." ifadelerini kullandı.

Bahçeli, Suriye'nin etnik ve dini yapısının oldukça çeşitli ve bu çeşitliliğin, ülkenin karmaşık sosyal, siyasi ve kültürel yapısını şekillendiren önemli bir unsur olduğunu vurguladı.

Suriye'nin mevcut etnik ve dini yapısının, ülkenin geçmişte olduğu gibi gelecekte de siyasi, sosyal ve kültürel şartlarının oluşmasında önemli rol oynayacağının altını çizen Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Farklılıkları canlı tutacak bir sistemin hazırlanması halinde, Suriye'nin kaotik geçmişinden kurtulmasının zorlaşacağı bir gerçektir. Bu nedenle, Suriye'nin yeniden inşa ve ihya sürecine ilişkin olarak vurguladığımız gibi Suriye'de etnik, dini ve benzeri farklılıkları kucaklayan, birleştirici, tek Suriye'yi esas alan bir hukuki ve toplumsal düzenin inşasını, ardından ekonomik ve sosyal olarak daha güçlü bir Suriye öngörüyor, böyle bir Suriye'nin bölgenin huzur ve barışı için de kaçınılmaz olduğunu değerlendiriyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Suriye'nin, üniter bir yapıyı esas alan, toprakları ve nüfusuyla bölünmez bir bütün olarak kurgulanması suretiyle milli birliğin tesis ve temin edilmesi, acil ve ihmal edilemez bir ihtiyaç olarak öne çıkmaktadır. Bu çerçevede en kritik konu yeni anayasa yapılmasıdır. Anayasanın Suriye'de yaşayan etnik ve dini her kesimi kucaklayan, eşitlikçi, temel hak ve hürriyetleri garanti eden, serbest seçimi, hür teşebbüsü, din ve vicdan özgürlüğünü, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını esas alan bir nitelik taşıması, Suriye'nin birliği ve istikrarı için vazgeçilmezdir."

Bahçeli, Suriye'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasına dayalı üniter yapının tesis edilmesinin, federasyon, konfederasyon ve özerklik gibi eski çatışma hatlarını ve terörist faaliyetleri yeniden canlandırabilecek tartışmaların gündeme getirilmemesi gerektiğini belirtti.

Suriye Cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı herkesin eşit hak, özgürlük ve yükümlülüklere sahip olacağı, etnik ya da dini farklılıkların devlet nezdinde hiçbir önem arz etmeyeceği ve en önemli ortak paydanın "Suriye vatandaşlığı" olacağı hususunda tüm sosyal kesimlerin temin edilmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, devletin tek bir resmi dilinin olmasının, büyük çoğunluğu oluşturan kitlenin Araplar olması nedeniyle de Arapçanın resmi dil olarak belirlenmesinin ve zorunlu temel eğitimin tüm yurtta Arapça yapılmasının, bununla birlikte Kürtçe yanında Türkçe gibi dillere seçmeli ders olarak müfredatta yer verilmesinin, ana dili Arapça olmayanların kendi dillerinde yetkinlik kazanmasının sağlanması gerektiğine dikkati çekti.

Başkanlık sistemi temelinde hükümet yapısının inşa edilmesi, yönetimde istikrar ilkesinden taviz verilmemesi, çok partili hayatla toplumun her kesiminin parlamentoda temsil edilmesini sağlayacak katılımcı seçim sisteminin hayata geçirilmesi, yasama, yürütme ve yargı arasında kuvvetler ayrılığının tesis edilmesi gerektiğini de belirten Bahçeli, Suriye'nin uzun yıllar devam eden Baas rejiminin yıkıcı etkilerinden kurtulan, yeni yönetimi ve onlara inanan ve güvenen Suriyelilerle istikrara, birlik ve bütünlüğe doğru kararlı adımlarla yürüdüğünü ifade etti.

"Türkmenler başta olmak üzere tüm asli unsurların kültürel hakları dikkate alınmalı"

Türkiye'nin huzuru ve güvenliğinin, Suriye'nin güvenliği ve istikrarıyla yakından ilişkili olduğunun altını çizen Bahçeli, yaşanan gelişmeler çerçevesinde gelecek süreçte Suriye'nin barış, huzur, birlik ve bütünlüğüyle Suriyelilerin refah, temel hak ve özgürlükleri bağlamında hızla mesafe alınabilmesi için izlenmesi gereken yol haritasına da değindi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları kaydetti:

"10 Mart 2025 Mutabakatı'nın tüm maddeleriyle hayata geçirilmesi, SDG ve türev yapıların tamamen feshedilerek Suriye devlet kurumlarına eksiksiz ve geri dönüşü olmayacak biçimde entegre edilmesi, federasyon, özerklik ve bölünme tartışmalarının gündemden çıkarılması, Suriye'nin toprak bütünlüğünün kalıcı olarak güvence altına alınması, merkezi devlet otoritesinin ülke genelinde süratle tesis edilmesi, Suriye hükümetinin Fırat'ın batısı ve doğusu ayrımı olmaksızın tüm ülke sathında egemenlik sağlaması, yapay coğrafi, etnik veya siyasi bölünmelerin önüne geçilerek üniter devlet yapısının korunması, yeni ve kapsayıcı bir Suriye anayasasının yapılması, bu kapsamda tüm etnik ve dini kesimleri kapsayan, kucaklayıcı, eşitlikçi, demokratik ve hukukun üstünlüğünü esas alan bir anayasal düzenin kurulması.

Kürtlerle SDG'nin net biçimde ayrıştırılması, SDG'nin 'Kürtlerin temsilcisi' olduğu iddiasının geçersiz kılınması ve bu algının toplumsal düzeyde kırılması, Kürtçenin seçmeli ders olarak eğitim sistemine dahil edilmesi gibi, Türkmenler başta olmak üzere tüm asli unsurların kültürel haklarının dikkate ve gündeme alınması, 'Suriye vatandaşlığı' kavramının güçlendirilmesi, etnik ve dini aidiyetler yerine vatandaşlık bağının temel ortak payda haline getirilmesi, tek resmi dil ilkesinin korunması, toplumsal uzlaşma ve milli birliğin güçlendirilmesini mümkün kılacak adımların atılması, başkanlık sistemi temelinde yönetimde istikrarın sağlanması, yürütme kapasitesi güçlü, istikrarlı bir hükümet yapısının oluşturulması, kuvvetler ayrılığı ilkesinin tesis edilmesi, demokratik, temsile dayalı siyasal sistemin kurulması, serbest ve adil seçimler, çok partili hayat ve temsil adaletinin sağlanması, temel hakların güvence altına alınması, din ve vicdan özgürlüğü, hür teşebbüs, insan hakları ve özgürlüklerin korunması, ekonomik ve siyasi olarak güçlü, bütünleşmiş Suriye'nin, bölgesel istikrarın temel aktörlerinden biri haline gelmesi."

Sıradaki Haber
MEB'den özel okullara 83 milyon lira 'ücret' cezası
Yükleniyor lütfen bekleyiniz