Parçalı Bulutlu 31.5ºC Ankara
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kahramanmaraş
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kilis
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Şanlıurfa
  • Şırnak
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak
Gündem
AA 03.07.2026 11:22

NATO'da tarihi eşik: Ankara Zirvesi

Ankara Zirvesi, NATO'nun içinden geçtiği değişim sürecinin kritik bir adımını teşkil ederken aynı zamanda önümüzdeki sürece dair yol haritasının netleştirilmesi bakımından bir işlev taşıyacak.

NATO'da tarihi eşik: Ankara Zirvesi

SETA Vakfı Savunma Araştırmacısı Rıfat Öncel, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin açıklamaları kapsamında Ankara Zirvesi'nin önemini kaleme aldı.

Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek olan NATO Liderler Zirvesi, ittifakın değişim sürecinin kritik bir adımını teşkil edecek. Günümüz güvenlik ortamında NATO hem askeri hem de siyasal açıdan çeşitli sınamalarla karşı karşıya kalıyor. Yakın dönemdeki savaşların karakteristiği, ittifakın askeri kabiliyetlerinin sorgulanmasına yol açarken, transatlantik ilişkilerde ortaya çıkan gerginlik ise müttefikler arasındaki siyasal dayanışmanın zedelenmesine neden oldu.

Şubat 2022'de başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı ile askeri yeteneklerin güçlendirilmesine gayret edilse de söz konusu çaba halen yeterli seviyede görülmüyor. Bunun yanı sıra Ocak 2025'te Donald Trump'ın ABD Başkanlığı görevini üstlenmesiyle, transatlantik ilişkilerde dozu her geçen gün artan bir ayrışma oluşmuş durumda. Dolayısıyla, Ankara Zirvesi söz konusu problemlerin üstesinden gelinmesi hususunda kritik bir işlev görecek.

NATO'da değişim ve Ankara Zirvesi'nin önemi

Geçtiğimiz yıllarda başlayan ve son bir senedir hız kazanan NATO'nun değişimi ve hatta dönüşümü tartışmaları Ankara Zirvesi'nin müstesna bir önem kazanmasına neden oldu. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara Zirvesi için "Bence gerçekten çok önemli, hatta belki Lahey Zirvesi'nden bile daha önemli." ifadelerini kullanırken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise açıklığa kavuşturulması ve çözülmesi gereken meselelerin olduğuna dikkat çekerek bu zirvenin tarihin en önemli zirvesi olabileceğini ifade etti.

Tüm bunların arkasında ittifakın değişen güvenlik ortamına karşı adaptasyon sürecinde yatan dinamikler yer alıyor. Geçtiğimiz yıl Lahey Zirvesi'nde savunma harcamalarının gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranla yüzde 5'e çıkarılması gibi önemli kararlar alındı. Ancak artık müttefiklerin yalnızca savunma bütçelerini yükseltmeleri yeterli görülmüyor, aynı zamanda direkt olarak muharip yeteneklerin güçlendirilmesi bekleniyor. Dolayısıyla, bu seneki zirvede NATO'nun daha yapısal dönüşümünü ilgilendirebilecek hususların yer alması beklenebilir. Bu durum en açık şekilde önce ABD'li üst düzey yetkililerin, sonrasında ise Rutte'nin NATO 3.0 vurgularında görülmüştür.

NATO 3.0, ittifakın "gereksiz" görev ve operasyonlardan ziyade katı bir askeri güçle savunma ve caydırıcılığının sağlamlaştırılmasını niteliyor. ABD tarafı, buradaki zayıf halkayı Avrupa ve özellikle Batı Avrupa olarak görüyor. Dolayısıyla, NATO 3.0 bir yanıyla Avrupalı müttefiklerin ABD'ye ihtiyaç duymadan konvansiyonel savunma ve caydırıcılık kapasitesine ulaşmalarını temsil ediyor. Bu değişim yoluyla ABD, kıtadaki birliklerini çekebileceğini ve arka planda nükleer caydırıcılıkla desteklenen bir emniyet görevi yürütebileceğini düşünüyor. Ankara Zirvesi, bu düşünceler etrafında atılacak adımların kapsamının belirlenmesi ve yol haritasının çizilmesi bakımından kritik bir eşik potansiyeli taşıyacak.

Değişen NATO'da Türkiye nerede konumlanıyor?

Geçtiğimiz yıllarda gerek Rusya-Ukrayna Savaşı gerekse de Orta Doğu'daki istikrarsızlıklar Türkiye'nin NATO içindeki konumunu yükseltirken, Avrupa güvenliği içinde oynaması beklenen rolü de artırdı. Steadfast Dart-26 gibi tatbikatlara yüksek profilli katılım, NATO müttefikleri topraklarında başta mühimmat sektörü olmak üzere savunma üretim hatlarının açılması, birçok Avrupalı müttefikle derinleşen savunma sanayii işbirliği ve genel manada Türkiye’nin milli savunma yatırımlarındaki artış bu değişimi karakterize eden unsurlar arasında bulunuyor.

Türkiye milli ölçekte gerçekleştirdiği askeri modernizasyon ile NATO hedefleriyle uyum içinde. Türkiye'nin savunma harcamaları halihazırda yüzde 2,33 civarında seyrederken Lahey'de 2035 yılı için verilen yüzde 5 savunma harcaması hedefine daha kısa sürede ulaşılması bekleniyor. Yine kritik bir gösterge olan ekipman harcamalarında da durum benzer şekilde bulunuyor. NATO, 2014'te savunma harcamaları kapsamında yüzde 20 ekipman alımı payı hedeflerken, Türkiye'nin savunma harcamaları içindeki ekipman harcaması payı 2014 ile 2025 arasında yüzde 25'in altına hiç düşmedi.

NATO hedefleriyle paralel olarak Türkiye'nin atılım yaptığı diğer gösterge savunma sanayiindeki gelişim oldu. Birçok NATO müttefikinin Şubat 2022'den bu yana savunma üretimindeki eksikliklerini görmesiyle Türk savunma sanayiinin Avrupa ve Kuzey Amerika'ya ihracatı artarken firmalar arasında , stratejik düzeyde işbirliği anlaşmaları imzalandı. Genel Sekreter Rutte, Türkiye'nin savunma sanayii ekosisteminin büyüklüğünden bahsederken, bu devrimin tüm müttefiklerin güvenliği için pozitif bir unsur olduğunu vurguladı. [1] Bu anlamda, Ankara Zirvesi kapsamında düzenlenecek olan İttifakın tarihindeki en büyük endüstri toplantısı olan NATO Zirvesi Savunma Sanayii Forumu 2026 özel bir önem taşıyor. Forum kapsamında on milyarlarca dolar değerinde savunma sözleşmelerinin imzalanması bekleniyor. Tüm bu gelişmeler savunma sanayii unsurunun NATO nezdinde stratejik bir faktör haline geldiğini gösterir niteliktedir.

Sınırlılıklar ve gereklilikler

Ancak yine de dönüşen NATO'nun Türkiye için yeni sınamalar ortaya çıkarma riski görmezden gelinemez. NATO 3.0 kapsamında ittifakın Avrupa sütununun güçlenmesi arzu edilmekle birlikte, bunun yöntemi konusunda farklılaşmalar bulunuyor. Avrupa Birliği (AB) mekanizmalarında Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) vetoları ve yasalara ekledikleri ek maddeler, Türkiye ile AB arasındaki savunma işbirliğinin gerçek potansiyeline ulaşmasını engelliyor. Ankara Zirvesi'nde müttefikler arasında siyasal dayanışmanın artırılması beklense de bahsedilen durumda bir pozisyon değişikliği ihtimali gerçekçi değil. Bu durumda, halihazırda birçok Avrupa ülkesiyle önemli savunma işbirlikleri bulunan Türkiye’nin bu ilişkileri daha da derinleştirmesi ve ABD ile arasındaki savunma tedarik problemlerini çözmesi beklenecektir. ABD Yönetiminin yakın zamanda F110 motorlarının satışını Kongre'ye bildirmesi bu yönde pozitif bir adım olmuştur.

Sonuç olarak, Ankara Zirvesi, NATO'nun içinden geçtiği değişim sürecinin kritik bir adımını teşkil ederken aynı zamanda önümüzdeki sürece dair yol haritasının netleştirilmesi bakımından bir işlev taşıyacak. Bu kapsamda, askeri yeteneklerin güçlendirilmesine ve finansal kaynakların muharip kabiliyetlerdeki artışa yönelik kullanılmasına dair belirginleşen düşüncenin zirvede önemli bir yer kaplaması beklenecektir. Diğer taraftan ittifak için artık stratejik bir unsur haline gelen savunma sanayii faktörü kapsamında Türkiye, aktif ve şekillendirici bir oyuncu olarak konumlanacaktır.

ETİKETLER
Sıradaki Haber
Yüzyılın Konut Projesi'nde konut belirleme kuraları başlıyor
Yükleniyor lütfen bekleyiniz