Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve 31. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) Başkanı Murat Kurum, Almanya’nın başkenti Berlin’de 17. Petersberg İklim Diyaloğu kapsamında Almanya Çevre, İklimi Koruma, Doğayı Koruma ve Nükleer Güvenlik Bakanı Carsten Schneider ile ortak basın toplantısı düzenledi.
Bakan Kurum, Türkiye’nin COP31 başkanlık vizyonunu burada paylaşmaktan memnuniyet duyduğunu belirterek, “Birçok krizin yaşandığı bir dönemde bir araya gidiyoruz. Bugün dünyanın birçok noktasında maalesef istemediğimiz krizler yaşanıyor. Bu krizler aslında yaptığımız işin önemini bir kez daha vurguluyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Bu süreçte kolektif eyleme geçmeye duyulan ihtiyacın devam ettiğinin net şekilde görüldüğünü ifade eden Kurum, “Fosil yakıtların enerji arz güvenliğini garanti etmediğini kanıtlıyoruz. Bu da çok önemli. Biz biliyoruz ki yalnızca fosil yakıtlara bağlı olmak, dalgalanma, güvensizlik ve iklim çöküşüne doğru aslında yürümek demektir.” diye konuştu.
Bakan Kurum, alternatif kaynaklara yatırım yapılması gerektiğine işaret ederek, “En önemli alternatif yatırım kaynağı yenilenebilir enerjiler. Ve bu anlamda ortaya koyacağımız çeşitlilik, istikrar, direnç ve temiz kalkınma anlamına geliyor. Yani burada gösterdiğimiz irade aslında geleceğimiz adına çok çok önemli.” ifadelerini kullandı.
Berlin'de dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin temsilcilerinin bir araya geldiğini ve sürece katıldığını toplantıda bir kez daha görüldüğünü aktaran Kurum, “Birçok ülkenin hala bu noktada ortak çözümler aradığını, bu iradeyi ortaya koyduğunu da aslında görmüş olduk. Tabii şunu net şekilde gözlemliyoruz: Çok taraflılık zayıflamış olabilir ama asla bitmiş değildir.” yorumunu yaptı.
Bakan Kurum, ülkelerin COP'un gerekliliklerini yerine getirmeleri gerektiğini belirterek, “Ülkeler bugüne kadar vermiş oldukları taahhütlerini yerine getirmeli. Yani birçok COP toplantısı yapıldı. Birçok toplantısında onlarca karar alındı. Artık karar almanın bittiği, sözün bittiği, eyleme geçilmesi gerektiğini de net bir şekilde düşünüyoruz.” görüşünü paylaştı.
Kurum, bu anlamda ülkelerin planlarını sunmalarını ve ilerlemelerini de şeffaf bir şekilde raporlamalarını beklediklerini, bunun COP31'in bütünlüğü ve devamlılığı için önemli olduğunu kaydetti.
Süreci somut uygulamalarla geliştirmek ve netice almak istediklerinin altını çizen Kurum, “Normları beslemek için uzlaşma, uygulamayı yürütmek için ise koalisyonlar kuracağız." dedi.
Bakan Kurum, müzakereler konusunda Avustralya ile güçlü bir işbirliği içinde olduklarını anlatarak, “Bu işbirliği de aslında Paris Antlaşması'nın ruhuna uygun, tüm ülkelerin içinde olduğu, herkesin özgür bir şekilde kendini ifade edebildiği ve geride kimsenin bırakılmadığı bir bakışla, anlayışla gerçekleşecektir.” değerlendirmesinde bulundu.
Dünya Kupası’nda Türk Milli Takımı’nın Avustralya ile mücadele edeceğini anımsatan Kurum, “Bu yıl Avustralya ile rekabet etmeyi beklediğimiz tek platform Dünya Kupası grup aşaması olacak.” diye konuştu.
Buradaki rekabetin çetin geçeceğini belirten Kurum, “Ancak maç bittiğinde de COP31 için ortak vizyonumuzu, ortak irademizi yeniden çalışmaya devam edeceğiz. Ve o güçlü birlikteliği daha da artıracağız. İşin sonunda dostluk kazanacak.” ifadelerini kullandı.
Bakan Kurum, Berlin'de COP31 başkanlığının tematik önceliklerini ve uygulama mekanizmalarını tüm dünyaya duyurduğunu belirterek, “Bunlar arasında sıfır atık, temiz enerji, sanayide karbonsuzlaştırma, okyanuslar ve denizler ki (bunlar) hepimizi ilgilendiriyor. Gıda güvenliği... Bugün bizim iklim değişikliğini konuştuğumuz alanda hala temiz gıdaya ulaşamayan milyonlarca insan var.” yorumunda bulundu.
İklime dirençli şehirler oluşturma konusunda mütevazı olmayacaklarını vurgulayan Bakan Kurum, Türkiye’de Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde asrın felaketinin yaşandığını hatırlattı.
Bakan Kurum sözlerine şöyle devam etti:
”Bu depremler sonrasında Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koymuş olduğu iradeyle 2 yılda vatandaşlarımıza 455 bin konutu iklime duyarlı, iklim değişikliğinin etkileri en az olacak bakışla, anlayışla inşa ettik ve teslim ettik. Bu tecrübemizi tüm dünyaya aktarmak istiyoruz. O yüzden iklime dirençli şehirleri çok çok önemsiyoruz.”
İnsanların yaşadıkları ortamda bir şeylerin değiştiğini görüp hissettiklerini belirten Kurum, “Kuraklık artıyor, yağışlar, hava olayları artıyor. Ve işin sonunda bunu bir şeye bağlıyorlar ama adını tam olarak koyamıyorlar. Bu anlamda halkların farkındalığını daha da arttırmak zorundayız ki, bu konuda gençler bizim öncümüz olacak. Çünkü bütün mücadele gençlerimiz için.” görüşünü paylaştı.
Türkiye’nin arabuluculuk ve iklimi korumaya ilişkin tecrübelerine işaret eden Bakan Kurum şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sizler Türkiye'nin Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde arabuluculuk ve iklim eylemi konusundaki tecrübelerini, çabalarını, uzmanlığını biliyor ve bunu da yakından takip ediyorsunuz. Akdeniz havzasında yer alan bir ülkeyiz ve iklim değişikliğinde doğrudan maruz kalan bir coğrafyada yaşıyoruz. Delegeler Antalya'ya geldiklerinde iklim değişikliğinden nasıl etkilendiğimizi görecekler. Ancak aynı zamanda Türkiye'nin bu konudaki iradesini, kararlılığını sıfır atık ve döngüsel ekonomiden iklim dirençli şehirler inşa etmeye kadar benzersiz yeteneklerimizi de fark edecekler.”
Bu konudaki çalışmalara da değinen Bakan Kurum, “Gerçekten çevre alanında Sayın Cumhurbaşkanımız ve değerli eşleri bize her anlamda destek veriyorlar. Bu mücadeleyi ülkemizin geleceği adına yapılması gereken en önemli mücadele olarak görüyoruz ve bu kararlılıkla yürütüyor olacağız.” diye konuştu.
Bakan Kurum, COP31'in her insanın hayatına dokunması gerektiğini savunan bir anlayışla COP 31 başkanlığını hayata geçireceklerini kaydederek, “Geleceğin COP'u diyerek artık sözden eyleme geçtiğimiz bir süreç işleteceğiz. Afrika'dan Asya'ya dünyanın neresinde olursa olsun kaygıların duyulduğunu ve ihtiyaçların karşılanabildiğini bilmek isteyen tüm halklar için çalışacağız.” yorumunu yaptı.
Çözüm odaklı olma yönündeki değişimi hızlandıracaklarını ve uygulamaya odaklanacaklarını belirten Kurum, “Bu süreçte hep şunu söylüyorum, ya hep birlikte afetzede olacağız ya da hepimiz birer kahraman olacağız Biz hep birlikte kahraman olmayı seçiyoruz.” görüşünü paylaştı.
Bakan Kurum, krizlerin her zaman olacağını belirterek, “İstiyoruz ki olmasın. Ama işin sonunda fotoğrafın büyüğünde her ülkenin kendi kendine yetmesi gerekiyor ve bu enerji ihtiyacının enerji arzını da temiz enerjiden elde etmesi gerekiyor.” dedi.
Türkiye’nin fosil yakıtları azaltma konusundan önemli ilerleme kaydettiğine işaret eden Bakan Kurum, sözlerine şöyle devam etti.
“Bugün kurulu gücümüze baktığımızda yüzde 60’a yakını yine yenilenebilir enerjiden kaynaklı ve enerji bakanlığımız, burada sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koymuş olduğu 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrusunda kararlılıkla çalışmalarını yapıyorlar."
Bakan Kurum, 2020-2035 enerji yol haritasını da belirlediklerini aktardı.
Bir gazetecinin, Avusturya ile Türkiye’nin COP 31’e ilişkin süreçte görevleri nasıl paylaştıklarına ilişkin soruya da Bakan Kurum, COP 31 Başkanlığını Türkiye'nin, Müzakereler Başkanlığını da Avustralya'nın yürüttüğünü belirterek, bu çalışmaları istişare ve uyum içerisinde yaptıklarını belirtti.
Burada tek bir COP ofisinin bulunduğunu belirten Kurum “COP ofisinde Avustralyalı, Türk arkadaşlarımız birlikte çalışıyorlar. Bütün kararları da aslında bir uyum içerisinde alıyoruz.” diye konuştu.
Burada tüm dünyanın, birlikte hareket etmesi gerektiğine işaret eden Kurum, “Bugün toplumlar bizden kavga değil, netice istiyor. Çok konuşma değil, sonuç istiyor, eylem istiyor. Dolayısıyla, biz burada 196 ülkeyle anlaşmak zorundayız. Paris Antlaşması'nın temeli bu. Her ülke ortak mutabakatla karar alıyor. Ve o mutabakat çerçevesinde adımlar atılıyor. Burada da Avustralyalı dostlarımızla bu işbirliğini yürütüyoruz.” şeklinde konuştu.
Basın toplantısına Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen video konferans yöntemiyle bağlandı.