İnançları sorgulandı, eğitim hakları ellerinden alındı. Türk demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçti 28 Şubat. Hafızalarda derin izler bırakan o günün üzerinden 29 yıl geçti. Ancak utanç ilk günkü tazeliğinde...
Nurcan Şarlayan da başörtüsü nedeniyle hayalleri yarım kalanlardan. Ankara'da üniversite okuyordu. Başörtüsü nedeniyle baskıyla karşılaştı. Nurcan Şarlayan, öğretmenliğe başladığında ise yaşadığı ayrımcılık daha görünür hale geldi. Şarlayan, maruz kaldığı baskılar nedeniyle istifa etmek zorunda kaldı. Aynı dönemde üç aylık bebeğini de kaybetti.
Başörtüsü yasağı kaldırıldı. Yasak nedeniyle işi ve eğitiminden edilenlere hakları verildi. Nurcan Şarlayan da yıllar sonra mesleğine döndü. Yüksek lisansını tamamladı. Bugün anaokulu müdürü olarak görev yapıyor.
Şarlayan, o günlerde yaşadıklarını anlattı;
Güzel bir üniversitenin Fransızca dili edebiyatı bölümünü kazandım. Yönetim bölümüne gittik kayıt için. Babam selam verdi. 'Selamünaleyküm' diye. Bir duraksadılar. 'Günaydın' dediler babama. Üniversitede okumayı bırakın muafiyet sınavına bile başörtülü giremeyeceğimi söylediler.
Atanıp da göreve başladığımda ilk müdüre hanımın odasına gidip de tanıştığımda ilk darbeyi orada yedim. 'Seni bir daha odama başörtülü olarak almam' diye tepki göstermişti. Halbuki ben şehrimin hediyelerinden götürmüştüm.
En son müfettiş geldi okula. Artık dedi son 'görevden alınma yazınızı yazacağım. Söyleyeceğiniz bir şey var mı?' 'Ben çünkü Allah rızasını gözeterek başörtüyü takıyorum. Gereği sizin takdiriniz' diyerek sürdürdüm konuşmamı. O süreç yaşadığımız psikolojik baskı mı hepsi bir araya gelmişti. Kızımın ölümü de bunların içerisinde yer aldı.
Öğretmenler odasındayız. Bizden büyük abla sayacak bir öğretmenimiz bardaklara çay dolduruyor. Boşalan bardaklara ve benim bardağım da orada. Bardaklara doldurup o bardağı bırakıp gitmişti. Neden? Çünkü ben başörtülüyüm.