Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, İstanbul’da “Milli Enerji 2040 Lansmanı”nda konuştu.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:
Enerji 86 milyonun her gün hayatına her an dokunduğumuz bir alan. Enerjisiz bir hayatı düşünmek mümkün değil. Enerji aynı zamanda ekonomimizin en önemli itici gücü. Enerjiyi ne kadar kaliteli, kesintisiz, sürdürülebilir ve rekabetçi fiyatlarla sağlarsanız ekonominiz o kadar güçlü olur. Dolayısıyla bizim için bu yeni değişen dünyada, büyük bir dönüşümün yaşandığı, önemli kırılmaların yaşandığı bir dünyada enerjimizin güçlü olması fevkalade önem arz ediyor.
Bu uzun dönemli planlamaya neden ihtiyaç duyduk, bundan da kısaca bahsetmemiz lazım. Bunun birkaç sebebi var. Sebeplerinden bir tanesi şu: Biz 2022 yılında Türkiye'nin Ulusal Enerji Planını açıkladık. Bu program normalde her 5 yılda bir revize edilmesi gereken bir program. Yani aslında revizyon yılına geliyoruz 2027 yılında. Bir başka sebep, Milli Enerji ve Maden Politikamızı yine bu salonda bundan neredeyse 10 yıl önce açıklamıştık. Onun da 10. yılına geliyoruz 2027 yılı. Ama bunu biraz öne çekmemizdeki esas gaye, malumunuz önümüzdeki hafta bütün dünya Antalya'ya geliyor. Birleşmiş Milletler İklim Konferansı var. 31'incisi düzenlenecek bu konferansta Türkiye'nin enerjiye dair, iklime dair çabalarının neler olacağını ve Türkiye'nin enerji güvenliğiyle iklim değişikliğiyle mücadeleyi birlikte nasıl başaracağını aslında sizlere, kamuoyumuza ve dünya kamuoyuna paylaşacağımız bir ortam. Dolayısıyla istedik ki COP31 öncesinde böyle bir programla, böyle kapsamlı, bütüncül bir programla Türkiye'nin enerjideki yol haritasını kamuoyumuzla paylaşalım.
Ama başka motivasyonlarımız da var, yani bu programa çalışırken. Dünya büyük bir dönüşümden geçiyor. Yani enerji dünyası değişiyor, dünya ekonomileri değişiyor. Dünya adeta krizler dünyası ve hayatımızın yeni normali sürekli devam eden krizler haline gelmiş durumda. Son 6 yıla bakın. İşte pandemi, 2022 yılında hemen bölgemizde yanı başımızda Rusya-Ukrayna arasında başlayan savaş, ticaret savaşları, tarife savaşları, konvansiyonel savaşlar, çatışmalar, işte bu yıl şubat ayında İran'da başlayan savaş... Bütün bunlar hakikaten önemli krizler, şoklar ve bir kriz biterken diğeri başlıyor veya birisi bitmeden ikinci bir krizle karşı karşıyayız. Yani adeta dünya bir kusursuz fırtınaya tutulmuş durumda. Dolayısıyla hayatımızda birçok şey değişiyor. Bu değişimlere göre mevcut programlarımızı revize etmek, yeni hedefler ortaya koymamız gerekiyor.
Bir başka motivasyon kaynağımız bu çalışmayı yaparken; dünyada yeni bir çağa giriyoruz. Bu yeni çağın adı Yapay Zeka Çağı. Ve diyoruz ki enerjiye dair, ekonomiye dair ne biliyorsak bu yapay zeka çağında o değişecek. Yani ekonominin bütün alanlarında hayatımızı değiştirecek, kökten değiştirecek, ezberleri bozacak çok önemli bir değişim ve dönüşüm süreci yaşıyoruz. Dolayısıyla ülkemizi buna hazırlamamız lazım. Şimdi yapay zeka çağında önümüzde iki tane önemli unsur var. Bir, kritik madenler… Yani madenler olmadan, madende önemli bir aşamaya gelmeden yapay zekada veya bu yeni teknolojilerde öne çıkmanız mümkün değil. İkinci husus, elektrik altyapınız, enerji altyapınız eğer güçlü değilse yine yapay zeka çağında sizin rekabetçi olmanız mümkün değil.
İşte bütün bu sebepler bir araya geldi ve bizi aylarca süren bu çalışmayı inşallah şimdi burada işte sunumunu sizlere yapacağımız hale geldik. Ve inanıyoruz ki güçlü bir ekonomi için çok güçlü bir enerji altyapısına ihtiyacımız var. Biz de bu doğrultuda bu programı hazırladık. Çünkü ülkemizin ekonomisi büyüyor. Ülkemizin aynı zamanda yatırımların, istihdamın, ihracatın ve üretimin artması için de biraz önce ifade ettiğim gibi böyle bir kapsamlı programa ve güçlü bir enerji altyapısına ihtiyacımız var. Biz 2017'de Milli Enerji ve Maden Politikasını birlikte sunmuştuk. Ama şimdi 2026 yılında, bu aşamada 2040'ın milli enerji sunumunu yapıyoruz. Hedefimiz 2027 ile alakalı da maden tarafıyla alakalı, özellikle maden şurasıyla beraber bu açıklamayı sizlere inşallah yapacağız. Yani maden kısmında benzer bir lansmanı önümüzdeki yıl hedefliyoruz.
Şimdi enerjide bizim önümüzde iki tane temel problemimiz var. Bir tanesi arz güvenliği. Yani bütün ülkeler enerji arz güvenliğini temin etmek için çok büyük bir çaba içerisinde. Ve özellikle bu bahsettiğimiz krizler dünyasında ülkelerin kendi kendine yetebiliyor olması, enerji arz güvenliklerini temin her geçen gün daha zor bir hale geliyor. Bir ikinci husus da tabii iklim değişikliğiyle alakalı. Bir taraftan da enerjimizi daha sürdürülebilir, temiz bir şekilde karşılamaya çalışıyoruz, emisyonlarımızı düşürmeye çalışıyoruz.
Şimdi arz tarafına baktığımızda da yani Türkiye enerji talebi büyüyen bir ülke. Talep nereden büyüyor, ne tarafta, hangi faktörlerle büyüyor diye baktığımızda; bir, geleneksel faktörler var. Yani eğer sizin nüfusunuz artıyorsa, ekonominiz büyüyorsa, şehirleşmeniz devam ediyorsa bunun size getireceği bir enerji ve elektrik talebi var. Bunlara baktığımızda biz üçünde de Türkiye'de büyüme görüyoruz. Hâlâ şehirleşme devam ediyor. Türkiye'nin nüfusu TÜİK verilerine göre 91,5 milyona ulaşacak 2040 yılında. İnşallah daha yükseğe gider çünkü nüfusta ciddi bir aslında artış hızımızda azalma var. Ekonomimiz büyüyor. Yine Strateji Bütçe Başkanlığımızın ortaya koyduğu çalışmalara göre Türkiye ekonomisi 2040'a kadar ortalama yüzde 4,4 büyüyor. Bugünkü gayri safi yurtiçi hasıla yaklaşık 1,9 katına çıkacak. Dolayısıyla bu ekonominin istediği enerjiyi bizim tedarik edebilmemiz lazım. Ama talep tarafında bir de ankonvansiyonel yani geleneksel olmayan büyüme talep faktörleri var.
İşte biraz önce ifade ettiğim bu yapay zeka çağı, veri merkezleri, bunların ihtiyaç duyacağı enerji. Bunun yanı sıra elektrikli ulaştırmanın getireceği Türkiye'nin elektrik ve enerji ihtiyacı. Soğutma kaynaklı, ki son yıllarda bunun etkilerini görmeye başladık, geçen yıl soğutma kaynaklı elektrik talebi yüzde 19 büyüdü Türkiye'de. Artık hemen her ilimizde klimalar kullanılıyor, evin içerisinde birkaç tane odada klima kullanmaya başladık. Dolayısıyla bunların getirdiği talep faktörleri var. Başka bir şey, su arıtmayla alakalı, deniz suyu arıtmayla alakalı ihtiyaç duyacağımız elektrik talebini öngörüyoruz 2040 programı içerisinde. Çünkü bu alanda da yani su kıtlığına doğru, özellikle küresel ısınmanın getirdiği bir etkiyle gittiğimiz bir dünyaya doğru gidiyoruz.
Tabii bu iki tane birbiriyle aslında birbirini aynı anda gerçekleştirmesi zor iki hedef, arz güvenliği ve iklim değişikliğiyle mücadelede, Türkiye'nin uğraştığı başka bir mesele daha var.
O da enerji ithalatının getirdiği, enerjide dışa bağımlılığın getirdiği çok büyük bir ithalat faturası var. 2022 yılı rakamı 96,5 milyar dolar. Ve son 4 yıla, 5 yıla baktığımızda bunun ortalaması neredeyse 65-70 milyar dolarlar mertebesinde. Yani Türkiye bu kadar büyük bir parayı her yıl dışarı ödediği zaman, işte cari açık problemimiz var, değil mi Sayın Bakanım? Dolayısıyla bu cari açık problemine bizim mutlaka bir çözüm bulmamız lazım. Bunun iki yolu var. Bir, sanayimiz katma değerli üretim yapacak, işte yüksek katma değerli ihracatımız olacak, işte savunma sanayiinde yaptıklarımız bunun en güzel örnekleri. Ama ekonomimizin tamamında böyle bir, üretimimizin tamamında, sanayimizin tamamında böyle bir dönüşüme ihtiyaç var. İki, bununla beraber bizim enerji ithalat faturamızı düşürmemiz lazım. Onun için biz bir taraftan arz güvenliğimizi temin ederken, Türkiye'nin dışa bağımlılığını düşürmeye ve esas itibarıyla bu programda da göreceğiniz, Türkiye'yi enerjide bağımsız kılacak politikaları ve adımları atacağız.
Türkiye'yi enerji bağımsızlığına götürecek program için kamu ve özel ihtiyacımız olan yatırım 500 milyar dolar.
Nijer'de ilk defa Eti Maden, MTAIC ile beraber ilk altınımızı önümüzdeki birkaç gün içinde üretecek.
Ayrıntılar geliyor...