Dar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos'ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin açıklamalarda bulundu.
Anlaşmanın, üç ülkenin liderleri ve halkları arasındaki kardeşlik ilişkilerinin derinliğini yansıttığını belirten Dar, çok boyutlu güvenlik sorunlarına çözüm bulma ve bölgesel refahı artırma arzusuyla taraflar arasında yıllar süren görüşmelere ve koordinasyona işaret etti.
Dar, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, imzacı ülkeler arasındaki ve diğer ülkeler veya kuruluşlarla yapılan ikili veya çok taraflı anlaşmaları yürürlükten kaldırmayacağını veya değiştirmeyeceğini ifade etti.
Anlaşma kapsamında, bu üç ülkeden "herhangi birine yönelik herhangi dış silahlı saldırının" Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesiyle tutarlı olarak "tümüne yönelik bir saldırı" kabul edileceğini vurgulayan Dar, şunları kaydetti:
"Mekke Anlaşması nitelik olarak tamamen savunma amaçlıdır. Herhangi bir ülke hedef alınmamaktadır ve tek amacı, geniş bölgede barış, istikrar ve refaha yönelik devam eden çabalarımızı daha da güçlendirmektir. Mekke Anlaşması, temel ilkelerini benimsemeye ve farklılıkları karşılıklı saygı, işbirliği ve barışçıl yollarla çözmeye istekli olan herhangi bir bölge ülkesine açıktır."
Dar, anlaşmanın, Pakistan'ın dış politikasının temel ilkeleriyle de tutarlı olduğunu, kalıcı barış ve istikrar için bölgedeki diğer ülkelerle işbirliğine devam etmeyi amaçladıklarını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 7 Ağustos'ta Mekke'de ülkeleri arasındaki "Ortak Savunma Anlaşması"na imza atmıştı.
Anlaşma, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı işbirliği niteliği taşıyor.
Herhangi bir saldırganlık eylemine karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma, üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.
Anlaşmanın, üç ülkenin birbirlerinin güvenliğini destekleme taahhüdünün yanı sıra savunma sanayisi işbirliğini ve askeri birlikte çalışabilirliği geliştirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir düzenleme niteliği bulunuyor.