Gökgürültülü Sağanak Yağışlı 12ºC Ankara
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kahramanmaraş
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kilis
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Şanlıurfa
  • Şırnak
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak
Gündem
AA 13.05.2026 00:05

Bakan Fidan: Savaşın bitmesi için açıkçası elimizden geleni yapıyoruz

Dışişleri Bakanı Fidan, "Şu anda savaşın bitmesi için açıkçası elimizden geleni yapıyoruz. Ateşkes dönemi içerisindeyiz ama bu ateşkes savaşın geri dönmeyeceği manasına gelmiyor" açıklamasını yaptı.

Bakan Fidan: Savaşın bitmesi için açıkçası elimizden geleni yapıyoruz
[Fotograf: AA]

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Al Jazeera Arapça televizyon kanalında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

ABD/İsrail-İran Savaşı'nın sona ermesi için ellerinden geleni yaptıklarını belirten Fidan, "Şu anda savaşın bitmesi için açıkçası elimizden geleni yapıyoruz. Ateşkes dönemi içerisindeyiz ama bu ateşkes, savaşın geri dönmeyeceği manasına gelmiyor." ifadesini kullandı.

Fidan, ateşkesin daha kalıcı hale gelmesi için kalıcı bir ateşkese ve barışa ulaşılması için Pakistan ve bölgedeki diğer ülkelerin ellerinden geleni yaptıklarını belirterek Türkiye ile Katar arasında muazzam bir işbirliği olduğunu ve iki ülkenin müzakerelerin başarıya ulaşması için İslamabad'a büyük destek verdiğini söyledi.

Müzakerelerde, iki taraf arasında birkaç kritik konunun olduğu değerlendirmesini yapan Fidan, şöyle devam etti:

"Onların inşallah halli durumunda biz, kalıcı bir ateşkese ulaşacağımızı düşünüyoruz. Tabii zorlu bir süreç, arada büyük bir güvensizlik var. Şu anda geride bırakılmış bir savaş var, her an tekrar başlayabilir ve en önemlisi, Amerika ve İran'ın ne düşündüğünden bağımsız hareket eden ve kendi gündemi olan bir İsrail var. Bölge ülkeleri, dünya kamuoyu, herkes bir barışın olmasından, boğazın açılmasından, bölgede istikrara ve güvenliğe geri dönülmesinden yana iken İsrail'in biliyorsunuz daha başka planları var."

Fidan, bazı bölge içi ve bölge dışı aktörlerin, bazı fanatik İsraillilerin, bazı fanatik Batılıların, bölgeyle ilgili dini veya fanatik düşüncelerden hareketle ortaya koydukları politikalar olduğu değerlendirmesini yapan Fidan, "Bölgedeki Müslüman ülkelerin bir araya gelerek kendi kaderlerine sahip çıkmaları gerekiyor. Bizim bölgemiz, bir laboratuvar değil, başkalarının fantezilerini geliştireceği bir alan değil, başkalarının kendi mesihlerini bulacağı bir yer değil. Burası, bölge insanlarının yaşadığı, Müslümanlara ait olan topraklar. Bu topraklarda kendi barışımıza, kendi istikrarımıza, kendi güvenliğimize, kendi refahımıza, kendimizin sahip çıkması gerekiyor." diye konuştu.

Bölge ülkeleri arasında dayanışma

Savaştan da ders çıkartarak bölge ülkeleri arasındaki dayanışmayı artırmaya çalışan bir çaba içerisinde olunduğuna işaret eden Fidan, bölgedeki herkesin, bölge ülkelerinin kendi sorunlarına kendi sahip çıkmadan hegemondan bir şey beklemenin bir anlamı olmadığını bildiğini söyledi.

Fidan, bunun bölgede birçok defa denenen bir senaryo olduğunu belirterek "Bunun bölge ülkelerine faydası yok, İran'a faydası yok. İran'ın belli politikalarını gözden geçirmesi gerekiyor. Bölge ülkelerinin kendileri arasında güven artırıcı tedbirlere başvurması gerekiyor." dedi.

Birlik içerisinde hareket edilmesi gerektiğinin altını çizen Fidan, bölge ülkelerinde bunu yapacak insan kapasitesi olduğuna ve devlet olgunluğuna sahip olunduğuna işaret etti.

Fidan, "Biz bir araya gelirsek sorunlarımızı çözeriz, bunu yapmamamız için hiçbir sebep yok. Bu yönde yürütülen çalışmalar var şu anda. İnşallah bunlar olumlu bir neticeye ulaşır." ifadesini kullandı.

Bölgede şu ana kadar çok büyük güvensizlikler oluştuğunu aktaran Fidan, "Bölgede yakın geçmiş tarihten başlayarak büyük olaylar oldu. İşgaller oldu, iç savaşlar oldu. Karşılıklı ülkeler birbirleriyle savaşa gittiler, çatışmalar oldu." diye konuştu.

Bakan Fidan, ABD/İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ve Tahran'ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarına değinerek şöyle devam etti:

"Hala savaşın tehdidi altında yaşayan bir bölgeyiz ama görüşlerimiz artık olgunlaştı. Bazı konularda nihai kanaate ulaşmanız için belli miktar acı tecrübe yaşamanız gerekiyor. Herhalde bölgemiz yeteri miktar acı tecrübe yaşadı ve kanaatlerimiz oluştu, fikirlerimiz oluştu. Artık şunu görüyoruz; hegemondan bize bir fayda yok."

Bölge ülkelerinin ya kendi kaderlerine sahip çıkacaklarını ya da bu istikrarsızlığı, güvensizliği yaşamaya devam edeceklerini söyleyen Fidan, "Ama ben memnuniyetle şunu görüyorum; bölgedeki ülkeler artık hep beraber bu dersi almış durumdalar." dedi.

Hakan Fidan, bölge ülkelerinin bir araya gelerek bölgenin savaş, istikrarsızlık, terör üreten bir yer olması için değil, bütün bölge ve dünya barışı için istikrar, barış, refah üreten bir bölge olması için inanılmaz kaynaklara sahip olduğunu dile getirdi.

Büyük bir İslam medeniyetinin temsilcilerinin bölgede olduğunu vurgulayan Fidan, "Mübarek ve aziz bir halkı var. Ciddi bir medeniyet birikimimiz var. Bunun modern zamanlarda, profesyonellikle yönetilen devletlerde daha büyük bir istikrar alanında dönüşmemesi için hiçbir sebep yok. Ben bu konuda başarılı olacağımıza inanıyorum. Dünyaya da katkımız çok olur böylece. Kendi istikrarımızı, barışımızı burada sağladıktan sonra dünyaya da daha çok katkımız olur." ifadelerini kullandı.

"Hürmüz Boğazı kapatıldığı için dünyanın tamamı etkileniyor"

Fidan, mevcut durumda en önemli hususun, ABD ile İran arasındaki görüşmelerin neticeye ulaşması olduğuna dikkati çekerek İran'ın saldırıya uğramasının ardından ABD saldırılarına cevaben, Hürmüz Boğazı'nı bir "savaş aracı" olarak kullanma kararı aldığını hatırlattı.

Savaşın sadece iki ülke arasında olmadığını ve bölgeyi de etkilediğini kaydeden Fidan, "Hatta Hürmüz Boğazı kapatıldığı için dünyanın tamamı etkileniyor. Enerji güvenliğinde ve enerji fiyatlarında büyük problem var. Bu problem başta gıda olmak üzere, birçok alanda da negatif etkisini gösterebiliyor. Dolayısıyla bunun bütün dünyanın maslahatı ve faydası için bir an önce son bulması gerekiyor." diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Fidan, boğazın açılması için diplomasi ve diyaloğun en önemli yol olduğunu vurgulayarak bu noktada yürüyen müzakerelerin önem teşkil ettiğinin altını çizdi.

Türkiye'nin İran ve ABD ile görüştüğünü aktaran Fidan, "Gördüğümüz şu; her iki tarafın da boğazın açılmasından ve savaş öncesi duruma dönülmesinden yana bir pozisyonları var ama işte bunu diğer unsurlarla beraber, anlaşmadaki diğer unsurlarla beraber nasıl bir kağıda dönüşecekler, önceliklendirecekler, zamanlayacaklar, şu anda onun üzerinde çalışılıyor." ifadesini kullandı.

"Bölgenin normale dönmesi gerekiyor"

Fidan, Hürmüz Boğazı'ndaki krizle ilgili Türkiye'nin savaşın durması ve boğazın açılması telkininde bulunduğunu aktararak, "Başta Afrika olmak üzere birçok ülkede negatif manada etkisi var. Tabii Türkiye'deki boğazların kullanım şekliyle Hürmüz Boğazı, tam olarak örtüşen örnekler değiller yani bir defa mesafeler çok farklı. Birisi 40 milden fazla bir yer, birisi de bazı yerlerde 900 metreye inen, bazı yerlerde 1,2 kilometre olan böyle çok dar bir geçit aslında." dedi.

İstanbul Boğazı'nda uluslararası suların olmadığını, Hürmüz Boğazı'nda bulunduğunu vurgulayan Fidan, "Halbuki Hürmüz Boğazı'nda yani kıta sahanlıklarını çıkardıktan sonra ortaya uluslararası bir şey kalıyor. Yani uluslararası suların olduğu yere de teknik olarak belki 'boğaz' dememek lazım ama yani coğrafi olarak bir boğaz gibi durduğu için 'boğaz' diyoruz. Aslında uluslararası suların olduğu bir yer." ifadesini kullandı.

Fidan, yine de Hürmüz Boğazı'nın tıkanmış olduğunu ve gemilerin güvenlik endişelerinden ötürü geçemediklerini belirtti.

İran ve Umman arasında yürütülen istişarelerin önemine değinen Fidan, "Ama dediğim gibi İran'ı bu yola başvurmayı zorlayan husus, saldırıya uğraması oldu. O saldırının duracağına ilişkin bir anlaşma hayata geçtikten sonra, Amerika ile barış anlaşması, ben bunun tekrar normale döneceğine inanıyorum. Çünkü boğazın kapanması, İran'ın menfaatine de değil. İran da bu konuda çok kaybediyor, bölge ülkeleriyle beraber. Bunun bir an önce açılması ve bölgenin normale dönmesi gerekiyor." diye konuştu.

Bakan Fidan, ABD ile konuyla ilgili görüşmelerinde diplomasi yolunda devam etmeleri konuşarak, uzlaşarak, ne kadar zor olsa da bir çözüm bulmaya bu yoldan gitmeleri, savaşa geri dönmemeleri konusunda mesaj ilettiklerini aktararak İran'a da aynı mesajları verdiklerini, savaşın kesinlikle bir alternatif olmaması gerektiğini, savaşın herkes için zararlı olduğunu belirtti.

ABD, Pakistan ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani de dahil olmak üzere, bölgedeki diğer ülkelerle sürekli istişare halinde olduklarının altını çizen Fidan, en kısa sürede bu duruma bir çözüm bulunması yönündeki beklentisini dile getirdi.

Hakan Fidan, görüşmelerde söylediklerine prensipte herkesin "evet" dediğini, kimsenin "hayır" diyeceği şeyleri söylemediklerini vurgulayarak şöyle devam etti:

"Ama problem, zaten bu 'evet' denilenleri pratikte nasıl hayata geçirmek? Zaten sorun bu. Bu sorunda biraz yaratıcı yaklaşımlara ihtiyaç var. Bizim de zaman zaman tıkanan görüşmelerde, bu yönde telkinlerimiz olabiliyor. Önemli olan iki tarafın niyeti. Niyette ateşkese gitmek varsa öyle veya böyle, bir çözüm bulunabilir. Ben şu anda biraz onun sancısının olduğunu düşünüyorum ama yani burada biz iyi bir sonuç için çalışıyoruz ama aşırı bir iyimser tablo da çizer durumda olmak istemiyorum. Her zaman için anlaşmada birtakım aksaklıklar olma ihtimali var. Dolayısıyla en kötü senaryoya hazırlıklı olmamız gerekiyor. Fakat tek yol müzakere, müzakere dışında da yolun olmaması lazım."

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile sürekli görüşme halinde olduğunu, onlarla da ABD tarafıyla konuştuklarının aynılarını konuştuklarını bildiren Fidan, savaşın olmaması, boğazın açılması ve bölge istikrarının yeniden sağlanması gerektiğini vurguladı.

Fidan, savaş öncesi durumdan daha fazla bölgede bir istikrar alanının oluşması gerektiğinin altını çizerek şunları söyledi:

"Tabii İran'ın şu anda içinde bulunduğu bazı zorluklar var. Özellikle, savaş şartlarından dolayı karar alma mekanizmalarının işleyişi biraz daha geç oluyor. Amerikalıların yaptıkları tekliflere oluşturdukları cevaplar, istenilen hızda olmayabiliyor. Sistemde güvenlik sebebiyle ilgili aktörler rahatlıkla iletişim halinde değiller. Bir araya gelerek yüz yüze konuları müzakere etme imkanı bulamayabiliyorlar. Dolayısıyla oradan biraz daha geç çıkabiliyor cevaplar. Bu, biraz zaman konusunda biraz baskı oluşturuyor açıkçası."

İran tarafında müzakereyle ve müzakere yoluyla sonuçların çözülmesine ilişkin bir istek gördüklerini belirten Fidan, müzakerelerin doğası gereği her iki tarafın da maksimalist pozisyonlarla gelebileceğini ancak bir noktada uzlaşılması gerektiğini ifade etti.

Dışişleri Bakanı Fidan, gerektiği zaman esnemelerin de gösterilebildiğini gördüğünü dile getirerek artık kritik bir noktaya gelindiğinin altını çizdi.

İki tarafın da Türkiye'yi bilgilendirdiğini, başından bu yana buna her türlü desteği vermeye çalıştıklarını belirten Fidan, "Birinci elden bilen biri olarak söylüyorum ama bazı konular var ki, her iki taraf için de zor. Onları da inşallah aşarlar diye düşünüyorum." dedi.

Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın diplomasiye ve barışçıl yollara verdiği muazzam öneme dikkati çekerek Türkiye'nin diplomasi ve müzakere yoluyla Hürmüz Boğazı'nın açılması taraftarı olduğunu vurguladı. Burada herhangi bir güç kullanımına gerek olmadığını düşündüğünü belirten Bakan Fidan, şöyle devam etti:

"Yani burada özellikle müzakereyle bir sonuca ulaşılabilecekken, güç kullanımının yerinde olmadığını düşünüyoruz. Bu noktada biz gerek Avrupa platformunda, gerek bölgesel platformlarda oluşturulan inisiyatiflerde tabii ki gidiyoruz, masa etrafında oturuyoruz, görüşlerimizi söylüyoruz. Çünkü bu bizi de ilgilendiren bir durum. Masa etrafında farklı görüşler tartışılıyor. Tabii bazen 'güç oluşturalım, zorla açalım' diyenler var. Bazıları bunun böyle olmaması gerektiğini, tamamıyla savunma amaçlı olması gerektiğini düşünenler var ama biz diyoruz ki; burada inşallah müzakere yoluyla bir yere gidilir. Müzakerelerde, İran ve Amerika bir yere ulaştıktan sonra, eğer orada mayın temizlemek gibi birtakım ilave desteklere ihtiyaç olursa, orada ülkemiz, Türkiye elindeki kapasiteleri tabii ki kullanmaya hazır."

Bölge ülkelerinin geleceği

Fidan, "Savaştan sonra esas itibarıyla dediğim gibi biz sadece bu son savaştan değil, son 30 yılın bütün savaşlarından ders çıkarmış olarak bir araya gelip, kafamızı iki elimizin arasına koyup düşünmemiz lazım. Açıkçası biz, bu düşünme eylemini bölgedeki dostlarımızla beraber yapıyoruz. Yani Suudi Arabistan olsun, Katar olsun, Kuveyt olsun, Birleşik Arap Emirlikleri olsun, Ürdün olsun, Mısır olsun, Pakistan olsun. Bu ülkelerle konuşuyoruz çok uzun zamandır." diye konuştu.

Batı'da, Avrupa'da bir istikrar alanı olduğunu ancak bu ülkelerin 2. Dünya Savaşı'nda milyonlarca insanı öldürdüklerini söyleyen Fidan, şu ifadeleri kullandı:

“Bizde de akıl var, hikmet var, teknoloji var, imkan var. Neden bir araya gelip istikrarı, güvenliği, refahı oluşturamayalım? Bu mümkün. Bunun birkaç tane şartı var. Bölgedeki ülkeler, bir deklarasyonda bulunacaklar. Yani kimsenin bir başka ülkenin sınırında gözü yok, sınır güvenliği. Her ülkenin, başka bir ülkenin egemenliğinde gözü yok, olmamalı. Emniyetini ihlal eden bir çaba içerisinde olmamalı. Bu üçüne garanti verdikten sonra aslında sorunların yüzde 80'i, yüzde 90'ı çözülmüş oluyor.”

Fidan, bundan sonrası için bölge ülkelerinin bir araya gelip, sorunlarına sahip çıkması, ortak askeri, ekonomik, siyasi, teknolojik ve diğer alanlarda platformlar kurması gerektiğine dikkati çekerek, bölge istikrarının ve barışının, bölgenin çok ötesinde etkiler oluşturacağını düşündüğünü söyledi.

Bakan Fidan, bu durumun, özellikle Avrupa'ya, Asya'ya inanılmaz derecede olumlu etki üreteceğini vurguladı.

İsrail'in yayılmacı politikalardan vazgeçmesi gerektiğinin altını çizen Fidan, "(İsrail’in) Filistin devletiyle bir sorununun olmaması lazım. 1967 sınırları içerisinde kendisine tanınan sınırları tanıması lazım." dedi.

Fidan, İsrail’in deklare ettiği bir sınırı olmadığına ve bütün ülkelere saldırı içerisinde bulunduğuna dikkati çekerek İsrail’in bu politikalardan vazgeçtiğini söylemesi gerektiğinin altını çizdi.

Dışişleri Bakanı Fidan, “Tabii ideal bir yerde, Filistin devletinin kurulduğu, bölgede İsrail'in de kendini güvende hissettiği, İsrail'in de güvenliğinin sağlandığı, bölge ülkelerinin de güvenliğinin ve egemenliğinin tehdit edilmediği bir senaryo, bu ideal senaryo.” değerlendirmesinde bulundu.

Ateşkesin ilanından itibaren Gazze’de barış planı uygulanmasında çok büyük ihlaller yaşandığını söyleyen Hakan Fidan, İsrail'in yüzlerce Filistinliyi keskin nişancılarla veya yukarıdan hedef alarak öldürmesi, gerekli insani yardım malzemelerinin girişine izin vermemesi, sınırlı tutması, Filistin yönetiminin Gazze'ye girişine izin vermemesi gibi çok fazla ihlal bulunduğunu aktardı.

Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şimdi tabii bu ihlaller, barış anlaşmasının aslında gitmesi gerektiği gibi gitmediğini gösteriyor ama diğer taraftan tabii barış anlaşmasına biz neden başta razı olduk? Devam eden bir soykırım vardı. İsrail'in, bütün Filistinlileri aile aile, apartman apartman, semt semt, mahalle mahalle yok ederek gittiği bir yerden bahsediyoruz.

İnsanlığın tamamının sınıfta kaldığı, imtihanı geçemediği bir durumdan bahsediyoruz. Bu karanlık yerden çıkmanın yolu yani kötü de işlese bir ateşkese ve bir barış sürecine gitmekti. Bu, aslında diplomatik olarak ortaya konan muazzam bir çabaydı. Yoksa yani Amerika ve Avrupa'dan gelen tepkiler, İsrail'in soykırımını durdurmaya yetmiyordu. Ortaya koyduğumuz bölge ülkeleriyle beraber diplomatik çaba neticesinde bu ateşkese ulaştık."

Yine de burada aksayan çok yön olduğunu ve bunu da düzeltmek için ortaklarla beraber çalıştıklarını vurgulayan Fidan, şunları söyledi:

"İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap Ligi'nin ortaya çıkardığı bir temas grubu var. Bu temas grubu, Filistin meselesindeki diplomasiyi sürdüren grup. Türkiye, 4 Arap ülkesi, Endonezya, Nijerya'nın içerisinde bulunduğu bir grup. Katar da burada. Şimdi bizim çabalarımızda tekrar Filistin meselesini merkeze almak varken birdenbire ortaya çıkan bu ve bütün dünyayı etkileyen bu savaş, açıkçası Filistin meselesinde, Gazze meselesinde devam eden barış sürecinden dikkatlerin kaymasına sebep oldu."

Fidan, bütün basın beyanlarında, İran ve Körfez'deki duruma dikkati çekerken Filistin'den de Gazze'den de dikkatlerin kaymaması için ciddi uyarılarda bulunduğunu hatırlatarak “Ama realitede şu bizim Filistin meselesinde beraber çalıştığımız ortaklarımız da şu anda kendileri biraz savaştan dolayı baskı altındalar.” dedi.

Sıradaki Haber
'Casusluk' davasında sanıklar savunmalarını yaptı
Yükleniyor lütfen bekleyiniz