MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda, Kurban Bayramı'na bir kez daha kavuşmanın huzuru ve şükrü içerisinde olduklarını söyledi.
Bayramın birinci günü Kızılcahamam'daki Ülkücü Şehitler Anıtı'nı ziyaret ettiğini hatırlatan Bahçeli, "İsimlerini Türk milliyetçiliğinin şeref levhasına kanlarıyla nakşeden ülkücü şehitlerimizi rahmetle ve minnetle andık" ifadesini kullandı.
İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü olduğunu anımsatan Bahçeli, "29 Mayıs 1453'te gerçekleşen fetihle asırların hasreti dinmiş, çağların akışı değişmiş, Türk milletinin imanla karılmış harcı, bütün cihana ilan edilmiştir. Bu vesileyle milletçe nice bayramlara sağlık, mutluluk, barış ve huzur içerisinde erişmeyi Cenabıallah'tan niyaz ediyorum. Aziz ecdadımızı, muhterem şehitlerimizi ve gazilerimizi, yusuf yüzlü ülkü erlerini rahmet ve hürmetle yad ediyorum" diye konuştu.
Türkiye'nin, siyasi tansiyonun yüksek seyrettiği bir süreçten geçtiğini aktaran Bahçeli, bayramın CHP açısından kucaklaşmak yerine kutuplaşmanın derinleştiği bir zamana dönüştüğünü dile getirdi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yaşanan gelişmeler CHP kurumsallığına yakışmayan bir seviyeden siyasi kültürümüze ve demokrasimize zarar verici bir noktaya doğru ilerlemektedir. Türkiye'nin terörle mücadele ve toplumsal bütünleşme hedefleri, güvenlik politikaları yanında siyasi istikrara ve toplumsal uzlaşmaya da bağlıdır. Ülkemizi yakından etkileyen bölgesel gelişmelerin ve 'Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin önemli aşamaların kaydedildiği bir dönemde beklentimiz, hukuki ve siyasi mücadele yerine fiziki mücadele gibi toplumsal huzuru bozacak, provokasyonları artıracak tehlikeli söylem ve eylemlerden kaçınılmasıdır, politik amaçlar uğruna milli hafıza mekanları ve milli kahramanlar üzerinden toplumu ayrıştırıcı dil ve üslup geliştirilmemesidir. Mesele hukuk zemininden, demokrasi platformundan siyasi rekabet ve nezaketten uzaklaşmamalıdır.
June 2, 2026
Türkiye'yi karıştırmaya kimse cüret etmemelidir. Olaylar sokağa taşıp fiziki mücadele çağrılarıyla bir eyleme, güvenlik güçlerine saldırıya, kamu düzenini bozmaya yönelmemelidir. Mahkeme kararına yönelik itiraz merci olan Yargıtay, konunun hassasiyetine binaen vaki itiraza yönelik kararını bir an önce vermelidir. Türk siyaseti ve demokrasisinin hırpalanmasına izin verilmemelidir. CHP üzerinden oyun oynamanın tehlikelerinden bahsetmiştim. Geldiğimiz noktada bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmaya, hatta meşrulaştırılmaya çalışıldığına şahit olunmaktadır. Unutulmamalı ki yaşanan bölgesel gelişmeler ve 'Terörsüz Türkiye' sürecinde, ortak akıl ve güçlü siyasal kurumlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulacaktır."
June 2, 2026
Bahçeli, küresel sistemin, hukukun, normların ve teamüllerin aşındığı, uluslararası örgütlerin ve ittifak bloklarının işlevsizleştiği, hiç olmadığı kadar öngörülemez, hiç olmadığı kadar anarşik bir iklime savrulduğunu belirterek, bu süreçte adalet, ahlak ve hukukun sonunu getiren emperyalist odakların en temel insan hakkı olan yaşama hakkının sonunu getirme peşine düştüğünü vurguladı.
1917 Balfor Deklarasyonu ile Filistin topraklarına taşınan sapkın ve saplantılı siyonist haydutluğun, bugün ABD himayesindeki İsrail'in yayılmacı politikalarıyla kendisini revize etme gayreti içinde olduğunu ifade eden Bahçeli, Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyanın müfrit ve marjinal ideolojik sapkınlıklarla yönetilen İsrail'in bölgeyi etnik, dini ve mezhepsel parçalara bölerek siyonist yayılmacı senaryoları hayata geçirmesi tehdidiyle karşı karşıya olduğuna dikkati çekti.
Bahçeli, "Bu tehdidin ana hedefi, asırlar boyunca İslam'ın bayraktarlığını yapmış, 9 tuğlu kurt başlıklı sancaklar ile tevhit bayrağını yükseltmiş Türkiye'dir. Orhun'da çağlayıp Maveraünnehir'den taşarak Tuna'da buluşan tarihin Türk akışı, insanlığa özlemini duyduğu barışı, adaleti ve huzuru getirmiştir. Bu bağlamda adaletin ve barışın tecessüm ettiği kurumsal yegane yapı Türk Devleti'dir" sözlerini sarf etti.
Devlet Bahçeli, bölgedeki emperyalist oyunları bozma, coğrafyayı hasretini çektiği düzene, insanlığı özlediği huzura yeniden kavuşturma adına attıkları "Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge" adımının, Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın ilk stratejik hamlesi olmasının yanında, 21. yüzyılda değişen dünya dinamiklerine karşı yeni güvenlik konseptinin de miladı olduğunu aktardı.
Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:
"'Her şuurlu Türk, müteyakkız bir devlettir' şiarından hareketle siyasetin magazinsel ve kısır tartışmalarından azade Gök Sultan İkinci Abdülhamid Han'ın hamiyeti ve himayeti Şehid-i Ala Gazi-i Namdar Enver Paşa'nın cesareti ve ülküsü, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün feraseti ve derin stratejisiyle tarihi okuyor, coğrafyaya bakıyor, geleceği tasarlıyoruz. Bu nokta-i nazarıyla belirtmek isterim ki Türkiye'nin bir yönü doğuya, diğer yönü ise batıya bakan, gövdesi Maveraünnehir'den Anadolu'ya taşan Selçuklu Kartalı modelimizin dayandığı temel esas, Türk ontolojik güvenliğidir. 20. yüzyıla sıkışmış güvenlik konseptini aşan, 21. yüzyılın imkan ve ihtiyaçlarına mütenasip yeni güvenlik paradigmamızdır."
MHP Genel Başkanı Bahçeli, Gazze'de, Kudüs'te, Filistin'in dört bir yanında yaşanan zulmün sadece bir coğrafyanın değil, tüm ümmetin imtihanı olduğunu vurgulayarak, bu imtihan karşısında suskun kalmanın, parçalanmışlık içinde birbirine sırt dönmenin, dini, ahlaki ve vicdani bir çöküşün adım adım yayıldığının göstergesi olduğunu belirtti.
İslam ülkeleri arasında kuvvetli bir birlik temin edilemediği için İslam coğrafyasının, siyonist hedefler doğrultusunda bölünmek, parçalanmak, zayıflatılmak ve en nihayetinde tahakküm altına alınmak istendiğine işaret eden Bahçeli, şunları kaydetti:
"Bu yalın gerçeği görmek için daha ne kadar acı çekilecektir? Daha kaç masum çocuğun katledilmesi, kaç ana-babanın evlat acısıyla yanıp kavrulması gerekecektir? Bir kez daha, İslam dünyasının ayağa kalkabilmesi, Müslüman feryadına son verilebilmesi, kalıcı barış ve istikrar için 'Kudüs Paktı' teklifimizin ciddiyetle ele alınması gerektiğini önemle hatırlatıyorum. 5 Ağustos 2024 tarihinde yaptığım yazılı açıklamada da belirttiğim üzere, Filistin veya Kudüs temelli bölgesel diyalog ve işbirliği zeminlerinin hepsini kapsayacak biçimde daha sıkı ve güçlü bir bölgesel ittifaka ihtiyaç vardır. İslam dünyası ayağa kalkmalı, İsrail haydutluğuna haddi bildirilmelidir. Filistin özgürleşmeli, kutsal topraklar huzura kavuşmalı, İslam coğrafyasına düşen emperyalizmin gölgesi geri gelmemek üzere yok edilmelidir."
Birleşmiş Milletler'in can çekiştiğini söyleyen Bahçeli, Avrupa Birliği ve NATO gibi birliklerin her geçen gün kan kaybettiğini ifade etti. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzenin temelinden sarsıldığına dikkati çeken Bahçeli, Batı'nın gücü ve egemenliği zayıflarken Doğu'nun dünya ekonomisi ve siyasetindeki ağırlığının arttığını vurguladı. Devlet Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Dünyada yeni bir denge arayışı başlamışken, İslam coğrafyasının bir ve beraber olup yeni bir güç merkezi olarak öne çıkması elbette ki mümkündür ve bir o kadar da elzemdir. Türkiye buna hazırdır. Türk milleti, Türk dünyasının ve İslam aleminin güçlü bir birlik oluşturmasından yanadır. Asırlar öncesinden bizlere seslenen Bilge Tonyukuk'un 'Çoklar diye korkmadık, azız diye çekinmedik, düşmanlarımız etrafımızda ocak gibiydi, biz de hepsini yakacak ateş idik' sözlerinden mülhem diyorum ki şayet hedefinde Türkiye olan varsa unutulmasın ki bu milletin imanla yoğrulmuş iradesi, her türlü kuşatmayı yarmaya, her türlü kirli hesabı bozmaya muktedirdir. Medine'yi emperyalist güçlere karşı bir avuç Mehmetçikle müdafaa eden Fahreddin Paşa'nın aziz ruhu bizde yaşamaktadır. İslam dünyasında fitne çıkarmaya çalışan yeni Lawrence'lara karşı bu topraklarda Kuşçubaşı Eşref'ler tükenmeyecektir. Çarlık Rusya zulmüne karşı bir zamanlar Türkistan topraklarında idam fermanları ceplerinde dolaşan kahramanların mücadele ruhu, siyonist yayılmacılığın kana buladığı Filistinli kardeşlerimizin de imdadına yetişecektir."
Bahçeli, ABD'nin İran'da öngördüğü hedeflere ulaşamamasının, ABD Başkanı Donald Trump'ın dengelerini ve ayarlarını bozduğunu söyledi.
İsrail'in, ateşkese rağmen Lübnan ve Gazze'ye yönelik saldırılarına tepki gösteren Bahçeli, "ABD ve İsrail'in akıl ve mantıktan yoksun, hak ve hukuktan bihaber yürüttükleri savaş bölgemizi ateşe atarken, Türkiye'nin barış ve istikrar için yürüttüğü yapıcı rol, tüm dünyanın takdirini kazanmaktadır" diye konuştu.
Türkiye'nin bölgede samimiyetle barışı, komşularında ise birlikteliği ve bütünlüğü en çok isteyen ülke olduğunu vurgulayan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Doğu Akdeniz'de huzur aranıyorsa Türkiyesiz olmaz. Balkanlar'da istikrar, Kafkaslar'da düzen Türkiyesiz kurulamaz. Halep'ten Basra'ya kadar sulh isteniyorsa Türkiyesiz yapılamaz. Onun içindir ki oyalama taktikleri bırakılmalı, acilen savaş durmalı, kan ve gözyaşından beslenenlere set çekilmelidir. Bölgede yaşanan insani kriz ve tüm dünyada etkileri hissedilen ekonomik maliyet her geçen gün büyümektedir. Böyle devam ederse küresel düzeyde onarımı mümkün olmayan ekonomik kayıplara siyasi kayıplar eklemlenecektir. Daha fazla bu savaş devam etmemeli, İran halkı ile birlikte ABD ve İsrail halkı da yöneticilerinin sonu belli olmayan felaket senaryolarına mahkum edilmemeli, ABD bölgeden derhal çekilmelidir. Trump madem ki 'İran'da vurmadık bir şey kalmadı' diyor, madem ki 'İran artık toparlanamaz' diyor, madem 'Tüm üretim hatlarını, füze rampalarını, askeri tesisleri yok ettim' diyor, o halde savaşı bitirsin, bölge halkı nefes alsın, küresel ekonomi kriz sarmalına girmeden toparlansın, insanlık daha fazla endişe etmesin."
İsrail'in dünya için tehdit ve tehlike üreten "barbar rejiminin" değiştirilmesi, işledikleri suçlar nedeniyle yargı sürecinin nihayete erdirilip İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere suçluların cezalandırılması gerektiğini dile getiren Bahçeli, "İnsanlığın huzuru, dünyanın adaleti, küresel barışın ihyası için atılacak her adıma Türkiye şüphesiz sonuna kadar destek olacaktır. Barış ve arabuluculuk için çaba gösteren diğer ülkelerle birlikte ortak bir yol haritası belirlenebilecektir" ifadesini kullandı.
Bahçeli, ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını durdurması ve bölgedeki varlığını sonlandırıp çekilmesi, İsrail'e kayıtsız şartsız destek vermekten vazgeçmesi ve siyasi baskı uygulaması gerektiğini belirterek, "İslam ülkeleriyle Kudüs paktı oluşturulmalı, ekonomik, siyasi ve askeri yeni bir birlik kurulmalıdır. Doğu Akdeniz'in, Körfez'in ve Kafkaslar'ın siyasi ve ekonomik güvenliğini bölge ülkeleri sağlamalı, bölgesel gelişmeler ABD yahut başka bir ülkenin müdahalesine ve insafına terk edilmemelidir. Ukrayna-Rusya savaşı sonlandırılmalı, bunun için Türkiye ile birlikte Türk Devletleri Teşkilatı gibi yeni aktörler devreye girmelidir. Şüphe yok ki Türkiye tüm bu süreçlere ev sahipliği yapabilecektir" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin sözüne güvenilen, itibar edilen, kudretli ve kabiliyetli bir ülke olduğunu söyleyen Bahçeli, "O sebeple küresel barış ve huzur için atılacak her adımda, başlatılacak her girişimde Türkiye'nin etkin bir rol üstlenmemesi için hiçbir sebep yoktur. Üstelik Cumhurbaşkanımız bölge ülkeleriyle birlikte, savaşan tarafların inandığı ve güvendiği bir liderdir" görüşünü paylaştı.
MHP'nin Türk siyasi ve yönetim hayatına ilkeli, seviyeli, dürüst ve temiz bir yönetim anlayışının yerleştirilmesine özel önem ve değer atfettiğini anlatan Bahçeli, "Devlet idaresini, milletimizin bir emaneti olarak gören MHP, yolsuzluklara, rüşvete, yozlaşma ve kayırmacılığa meydan vermemeyi, bu suçları işleyenleri de hukuk kuralları dahilinde en ağır şekilde cezalandırmayı milli bir vazife olarak görmektedir" sözlerini sarf etti.
Yozlaşmanın yalnızca hukuki değil ahlaki, kurumsal, kültürel ve zihinsel bir sorun olarak siyasi ve toplumsal hayata nüfuz ettiğini, eş zamanlı olarak Türkiye'nin istikrar kanallarının da tıkanmasına sebebiyet verdiğini aktaran Bahçeli, şöyle devam etti:
"Son dönemlerde bazı belediyeler üzerinden yürütülen soruşturmalar neticesinde ortaya çıkan vahim iddialar, toplumu bir arada tutması gereken ahlaki değerlerin ne denli tahrip olduğunu gözler önüne sermiştir. Vatandaşlarımızın oylarıyla seçilen ve görevleri beldeye ve belde halkına hizmet etmek olan bazı belediye başkanlarının kamu kaynaklarını istismar, yolsuzluk, usulsüzlük ve yozlaşma halleri iki cihanda da kurtuluşu olmayan bir düşkünlük halidir. Bunlar hangi siyasi partiye ait olursa olsun, hem topluma hem de içinde bulunduğu camiaya zarar vermektedir. Türk siyasetini kirleten bu kişiler yaptıkları karşısında koruma görmemeli, siyaseti kirletmelerine müsaade edilmemeli, siyasetten temizlenmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi temiz siyaset, temiz toplum ilkesi doğrultusunda bu konuda her zaman üzerine düşeni yapmış, partimizi töhmet altında bırakanların, kim olursa olsun üzerine giderek gerekli arınmayı tavizsiz sağlamıştır.
Sorumluluk mevkisindekilerin, yozlaşmanın ve çürümenin baş aktörü olması, içine düşülen bataklığı göstermektedir. Bu noktada, CHP her şeyden önce kendi arınmasını yapmalı, toplumun hassasiyetlerini gözeterek arınmalı ve durulmalıdır. Siyaset, mutlaka daha şeffaf, daha tutarlı ve daha sorumlu bir zemine taşınmalıdır. Siyasetin finansmanından siyasi etik ilkelerine kadar siyasi partiler rejimi gözden geçirilmeli, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ruhuna uygun düzenlemeler yapılmalıdır. Türkiye bir hukuk devletidir. Demokratik kurum ve kurallar işlemektedir. Bölgemiz bir ateş çemberinin içerisinde iken Türkiye başta milli güvenliği tahkim etmek üzere bölgenin yeniden huzura ve istikrara kavuşması için uğraş verirken, Cumhuriyet Halk Partisinin bir gündem yanılsaması içerisinde patinaj yapmasının kimseye faydası olmayacaktır."
Terörü bu topraklardan tamamen çıkarmak, bölgeye istikrar getirmek ve emperyalizmin hedeflerini çöpe atma çabasında olduklarını dile getiren Bahçeli, şunları kaydetti:
"'Terörsüz Türkiye' ve terörsüz bölge hedeflerine ulaşma yolunda birçok engeli aştık, mesafe aldık. Milletçe bir oldukça ulaşamayacağımız hiçbir hedef de kalmayacaktır. Nitekim milli birliğimizi güçlendirerek Türk ve Türkiye Yüzyılı'nı hep birlikte inşa edeceğiz. Provokasyonlara aldırmadan Cumhur İttifakı birlikteliğinde Türkiye'yi ekonomik, askeri ve siyasi olarak milletler camiasında en üst sıraya taşıyacağız. Büyük bir inanmışlık ve adanmışlıkla Türkiye'yi süper güç ve lider ülke yapmak için azimle çalışacağız. Tarihimizde korkuyu kovarak, bozgunu bozarak pek çok kirli senaryoyu nasıl yırtıp attıysak, aynı inançla kutlu gayeler için yol almaya devam edeceğiz.
Cumhur İttifakı, demokratik düzeni ihya ederken, hukuk devletini güçlendirecek ve herkesin eşit birer vatandaş olduğu gerçeğinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacak adımları atacaktır. Türkiye'nin güvenliği, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü her şeyin önünde ve üstündedir. Belirtmek gerekir ki en uzun mesafeler için bir adım, en zorlu mücadeleler için imanla çarpan bir kalp gerekir. Cumhur İttifakı olarak atılan önemli adımlarla birlikte Türk milleti için imanla çarpan bir yürek zenginliği ile hedef ve heyecanlarımızı yaşatmak, milli ülkülerimizi gerçekleştirmek gayesindeyiz. Gayret bizden, himaye Allah'tandır. Bugün burada, İstanbul teşkilatımız bütün unsurlarıyla bulunmaktadır. 29 Mayıs fethinin Anadolu'da siyasi fetih haline dönüşmesini sizden bekliyorum."
Öte yandan MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin, Kürşat ve 40 çerisini simgeleyen 40 yıldızın işlendiği, üst kısmında Göktürk alfabesiyle "Türk" yazan yüzük ve onunla aynı konseptte hazırlanan rozet taktığı görüldü.