ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanması ve küresel enerji tedarikinin sekteye uğraması, alternatif rota arayışında çeşitli boru hattı ve güzergah imkanlarıyla Türkiye'yi öne çıkarıyor.
Orta Doğu'daki savaş sebebiyle Hürmüz Boğazı'nda deniz trafiği ve petrol taşımacılığı büyük ölçüde aksadı. Resmi olarak kapalı ilan edilmeyen boğazda, İranlı yetkililer geçişlere sıkı kontrol ve sınırlama getirdi.
Sadece belirli ülkelerin gemilerinin geçişine izin verilirken, diğer gemiler ancak şartlı olarak geçiş yapabiliyor. Bu durum, bölgedeki deniz trafiğinin normal işleyişinden ciddi şekilde uzaklaşmasına yol açıyor.
Bölgede giderek artan gerilim, küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sine ev sahipliği yapan Hürmüz Boğazı'nda aksamalara yol açtı. Bölgede tanker trafiği ciddi şekilde yavaşlarken bazı günler geçişler sıfıra indi ve toplam trafik yüzde 90'ın üzerinde azaldı.
Hürmüz üzerinden taşınan günlük 15 milyon varil ham petrol risk altına girerken, artan sigorta maliyetleri ve güvenlik kaygıları sevkiyatları daha da baskılıyor.
Bu gelişmeler petrol fiyatlarını kısa sürede 70 dolar bandından 120 dolar seviyesine taşıyarak yaklaşık yüzde 70 artışa yol açtı. Doğal gaz tarafında ise yükseliş daha sert gerçekleşti. Avrupa'nın referans TTF gaz kontratları 30 avro seviyelerinden 60-70 avro bandına çıktı.
Fiyat artışlarını sınırlamak amacıyla Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üyesi ülkelerin 400 milyon varillik acil petrol stoklarını devreye alma kararı piyasaya ek arz sinyali verse de bölgede savaşın şiddetleneceği endişesiyle piyasalarda oynaklık sürüyor.
Doğal gaz tarafında ise depolama kullanımının artırılması, spot sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedarikinin hızlandırılması ve talep yönetimi gibi önlemler devreye alınsa da arz risklerinin sürmesi nedeniyle fiyatlar yüksek seyretmeye devam ediyor.
Bu süreçte arz güvenliğine yönelik endişelerin artması ve mevcut önlemlerin piyasalardaki dalgalanmayı sınırlamakta yetersiz kalması, Hürmüz'e olan bağımlılığı azaltacak alternatif rota arayışını da gündeme getirdi.
IEA verilerine göre, Hürmüz Boğazı'ndan 2025'te günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol taşındı. Hürmüz'e alternatif boru hatlarının kapasitesi Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) üzerinden günlük 3,5 ila 5,5 milyon varille sınırlı kalıyor. BAE, Abu Dabi-Füceyre hattı üzerinden günlük yaklaşık 1,1 milyon varil ihracat yaparken, yaklaşık 700 bin varillik ek kapasiteye sahip.
Suudi Arabistan'da ise Doğu-Batı Ham Petrol Boru Hattı'nın tasarım kapasitesi 5 milyon varil seviyesinde bulunuyor. Boru hattında yaklaşık 2 milyon varil mevcut kullanımın ardından günlük 3 ila 5 milyon varil arasında değişen ek kapasite öngörülüyor.
Doğu-Batı Ham Petrol Boru Hattı'na paralel uzanan ve doğal gaz sıvılarını taşıyan Abkayk-Yanbu hattı ise halihazırda günlük yaklaşık 300 bin varille tam kapasite çalışıyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, AA Editör Masası'nda yaptığı değerlendirmede, Kerkük'ten Ceyhan'a uzanan Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı'ndaki son duruma değinerek, "Bu hattın kapasitesi 1,5 milyon varil. Günde biz 1,5 milyon varili buradan taşıyabiliriz." ifadelerini kullanmıştı.
Irak dışında Türkiye'nin başka projeleri de gündeme getirdiğini ifade eden Bayraktar, "Katar gazının boru hattıyla Türkiye'ye gelmesi, Türkiye üzerinden belki Avrupa'ya gitmesi. Düşünün şimdi LNG tesisleriniz vuruldu, LNG ihracatınız yok. Zaten Hürmüz'den hareket edemiyorsunuz. Bir boru hattıyla, bir miktar gazın Türkiye'ye ve Avrupa'ya gittiğini düşünün. Bu önemli bir proje olabilir." değerlendirmesinde bulundu.
Öte yandan, Hürmüz Boğazı'ndaki petrol sevkiyatına alternatif olarak petrol boru hatlarıyla kaynakların Hatay'a ulaştırılması konusu da uzun vadeli alternatifler arasında yer alıyor.
Petrol tarafında kısmi alternatifler bulunsa da LNG cephesinde tablo daha kırılgan görünüyor. Hürmüz, LNG sevkiyatı için kritik bir geçiş noktası olmayı sürdürürken, uzmanlar, gazın kısa vadede alternatif güzergahlara yönlendirilmesinin kolay olmayacağını düşünüyor.
Bu tabloda Türkiye, Hürmüz dışı kaynakların Avrupa'ya taşınmasında tamamlayıcı bir enerji koridoru olarak öne çıkıyor. Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı'ndan 17 Mart'ta yeniden başlayan ihracatın ilk aşamada günlük 170 bin, ardından 250 bin varile çıkarılması planlanırken, bu akış kuzeyden gelen petrolün Akdeniz'e ulaşmasında Türkiye'nin rolünü güçlendiriyor.
Öte yandan Türkiye, Rus gazının Avrupa'ya ulaşmasında önemli bir güzergah olarak bulunuyor. TürkAkım üzerinden sevkiyatlar martta yıllık bazda yüzde 22 artarak günlük 55 milyon metreküpe ulaştı. Bu gelişmeler, Hürmüz kaynaklı şokun alternatif güzergah arayışını hızlandırdığı bir dönemde Türkiye'nin enerji ticaretinde daha görünür bir aktör haline gelebileceğine işaret ediyor.
Türkiye orta vadede alternatif sunabilir
Alman Ekonomik Araştırma Enstitüsü Enerji, Ulaşım ve Çevre Bölümü Başkanı Prof. Dr. Claudia Kemfert, Hürmüz Boğazı'nda uzun süreli kesintinin küresel petrol ve LNG fiyatlarını artıracağını belirterek, "Orta vadede devam eden arz riskleri fiyatların yüksek kalmasına, stratejik rezervlere daha fazla bağımlılığa ve enerji güvenliği kaygılarının artmasına neden olur." dedi.
Başta Suudi Arabistan ve BAE olmak üzere alternatif güzergahlardan geçen boru hatlarının sınırlı ihracat kapasitesi olduğunu aktaran Kemfert, söz konusu hatların toplam kapasitesinin büyük bir kesintiyi telafi etmek için yeterli olmadığını, bu durumun küresel piyasaları yapısal olarak savunmasız bıraktığını ifade etti.
Kemfert, Türkiye'nin, orta vadede alternatif sunabileceğini ve Hazar bölgesi, Orta Doğu ve Avrupa'yı birbirine bağlayan transit koridor rolünü güçlendirebileceğini dile getirerek, "Ancak mevcut altyapı kısıtlamaları, kısa vadede büyük ölçekli kesintileri telafi etme kapasitesini sınırlamaktadır. Türkiye'nin alternatif rolü ağırlıklı olarak stratejik ve orta vadeli düzeyde olabilir." diye konuştu.
Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlığın enerjide Körfez bölgesine olan bağımlılığı hızla zayıflatacağına işaret eden Kemfert, "Bu durumdan başlıca fayda sağlayacaklar arasında, yenilenebilir enerjinin yaygınlaşması, özellikle ABD gibi LNG tedarikçileri, Norveç ile Kuzey Afrika gibi bölgelerden sağlanan boru gazı ve gelişmekte olan yeni taşımacılık koridorları yer alıyor." değerlendirmesinde bulundu.