• İMSAK

  • GÜNEŞ

  • ÖĞLE

  • İKİNDİ

  • AKŞAM

  • YATSI

  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kahramanmaraş
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak
Ramazan
AA 10.03.2026 12:17

Haliç'e hakim konumuyla Yavuz Sultan Selim Camii

İstanbul'un Fatih ilçesinde, Haliç'e hakim tepelerden biri üzerinde yer alan Yavuz Sultan Selim Camisi, Osmanlı klasik mimarisinin erken dönem örnekleri arasında gösterilirken, konumu ve mimari özellikleriyle de dikkati çekiyor.

Haliç'e hakim konumuyla Yavuz Sultan Selim Camii

Kanuni Sultan Süleyman tarafından babası Yavuz Sultan Selim adına yaptırılan caminin inşası 1520'li yıllarda tamamlandı.

İstanbul'un yedi tepesinden biri üzerinde yer alan cami, Haliç'e bakan yüksek konumu sayesinde şehrin siluetinde belirgin bir yer tutuyor. Yapı, Osmanlı mimarisinde merkezi kubbeli cami planının erken örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.

Harim bölümü tek büyük kubbeyle örtülü ana mekandan oluşan caminin kubbesi, yan duvarlar ve kemer sistemiyle desteklenirken, yapı sade ve dengeli mimari düzeniyle dikkati çekiyor. İç mekanda kullanılan mermer işçiliği ve çini süslemeler, yapının sanat değerini ortaya koyan unsurlar arasında yer alıyor.

Yavuz Sultan Selim Camii, yalnızca bir ibadet mekanı değil aynı zamanda külliye düzeninde planlanan bir yapı topluluğunun merkezini oluştururken, içerisinde medrese, türbe, sıbyan mektebi ve çeşitli vakıf yapıları bulunuyor.

Haliç'e hakim konumuyla Yavuz Sultan Selim Camii

Caminin avlusu geniş bir düzen sergilerken, avlunun ortasında şadırvan bulunuyor. Birer şerefeli iki minare ise yapının siluetini tamamlayan unsurlar olarak öne çıkıyor.

Bugün mimari özellikleri ve bulunduğu konum itibarıyla İstanbul'un önemli tarihi yapıları arasında gösterilen Yavuz Sultan Selim Camisi, Osmanlı mimarisinin klasik üslubunun erken gelişimini yansıtan önemli eserlerden biri olarak kabul ediliyor.

Haliç'e hakim konumuyla Yavuz Sultan Selim Camii

Erken Osmanlı mimarisinden klasik döneme geçişin izleri

Akademisyen ve sanat tarihçisi Yasin Saygılı, Yavuz Sultan Selim Camii'nin mimari yapısını, külliye düzenini, Haliç'e hakim konumunun nedenini ve süslemelerini anlattı.

Saygılı, Yavuz Sultan Selim Camii’nin, eskiden beri Aspar Sarnıcı olarak bilinen ve sonraki dönemlerde Yavuz Selim Sarnıcı olarak anılan sarnıcın bulunduğu yerde yer aldığını söyledi.

İstanbul'un tepelerinden birinin üzerine kurulan külliye olduğunu aktaran Saygılı, "Ana hattın biraz dışında olan ve Yavuz'un seçtiği bir arazi olduğu söyleniyor. Mimarı, genel olarak Mimar Sinan ve Acem Ali arasında tartışılıyor. Ama güncel kaynakların Acem Ali olduğu konusunda daha ağır bastığı söyleniyor. Çünkü Mimar Sinan'ın o dönemler henüz bu camiyi yapacak kadar bir titri veya bürokratik bir görevi yok." ifadelerini kullandı.

Saygılı, caminin aynı zamanda erken Osmanlı mimarisinin son dönemi ve klasik Osmanlı mimarisinin girişinde önemli bir yapı taşı olarak işlev gördüğünü belirterek, önceden zaviyeli cami tipolojisinde çok sık görülen tabhane yapılarının bu camide mevcut olduğunu ifade etti.

Caminin mimari yapısına ve tabhanelere değinen Saygılı, "Bundan evvel Beyazıt Camii'nde var olan bu tabhaneler, aslında erken dönem Osmanlı'da çok sık rastlanan bir yapı türü. Camiye birleşik yapılmasıyla, aslında klasik dönemden itibaren Şehzade Camisi'yle başlayarak, Mimar Sinan'ın oluşturduğu klasik Osmanlı mimarisi içerisinde camiden ayrılıyor ve kendine özgü bağımsız bir yapı haline dönüşüyor." diye konuştu.

Saygılı, Yavuz Sultan Selim Camii'nin İstanbul'un tepesinde Haliç manzarasına tam hakim olduğu bir noktaya inşa edildiğini belirterek, "Aynı şekilde buradan sonra Kanuni Sultan Süleyman'ın yaptırdığı Süleymaniye Camisi ile beraber İstanbul siluetinin en önemli iki camisinden bir tanesi olarak, denizden geldiğinizde gözünüze çarpan bir cami. Burada yine Yavuz Sultan Selim'in kendisinin ve eşinin türbeleri var. Vefat ettikten uzun yüzyıllar sonra 19. yüzyılda, Sultan Abdülmecit de yine büyük dedesi olan Yavuz Sultan Selim'i çok sevdiği için kendi mezarını buraya yaptırmış." ifadelerini kullandı.

Camide yer alan eski sarnıcın günümüzde Çukurbostan olarak bilindiğini, eskiden oranın mahalle olduğunu, fakat 18. yüzyılda çıkan yangın sonucu mahallenin silinmesiyle bostana dönüştürüldüğünü ifade eden Saygılı, Çukurbostan ismiyle müsemma olan yerin park olarak hizmet vermeye devam ettiğini söyledi.

Haliç'e hakim konumuyla Yavuz Sultan Selim Camii

"İçine girdiğiniz zaman daha ferah ve daha geniş bir camiyle karşılaşırsınız"

Saygılı, caminin önemli özelliklerinden bir tanesinin çinileri olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:

"Caminin önemli özelliklerinden biri pencerelerin üzerinde bulunan çinilerin 'cuerda seca' tekniğiyle, o dönemin kısa süren bir süsleme tarzına sahip olmasıdır. Buradan sonra Kanuni'den itibaren göreceğimiz İznik usulü Haliç tekniği, yani mavi-beyaz çinilerle süslü camilerle karşılaşıyoruz. Yine sade, minimalist, daha çok işlev ve fonksiyonun önemli olduğu bir Osmanlı camisi olarak Yavuz Sultan Selim Camisi, hem etrafında bulunan mahalleyle ve yollarla doğal bir ilişkisi olan hem de manzaraya ve İstanbul siluetine hakim bir noktada özenle yapılan, bir klasik döneme yakınlaşan cami türüdür."

İstanbul'un ana hattından bir tık daha dışarıda yapılmasının sebebinin, Yavuz Sultan Selim'in biraz daha mütevazı ve uzlet halini tercih eden şahsiyetiyle alakası olduğunun söylenebileceğini belirten Saygılı, şöyle devam etti:

"Kendisinin meftun olduğu türbede kendi şehzadeleri ve sonraki dönem oğlu Kanuni Sultan Süleyman'ın da bir, iki şehzadesinin yattığını biliyoruz. Eşi Hafsa Sultan da burada gömülüdür. Sultan Abdülmecit kendisine ayrı bir caminin yanında türbe yapmak yerine, Büyük Mecidiye ve Küçük Mecidiye camilerinin yerine, burada Yavuz Sultan Selim'e karşı olan sevgisi sebebiyle kendi mezarını da gene onun yanına inşa ettirmiştir. Hatta ilk dönemler yapılan türbe, Yavuz Sultan Selim'in türbesinden daha büyük olunca bundan rahatsız olduğu için türbeyi yıktırıp, tekrardan Yavuz Sultan Selim'in türbesinden daha küçük bir türbe yaptırarak vefatından sonra kendisinin oraya gömülmesini vasiyet eder."

Saygılı, caminin külliye yapısındaki sıbyan mektebi, medrese ve hamam gibi pek çok yapının birleşerek bir kompleks halinde olduğunu aktararak, hamamının, o dönemki coğrafi sebeplerden dolayı biraz daha uzağa inşa edilmiş olsa da sonraki yapı çalışmaları sebebiyle yıkıldığını ve günümüze ulaşmadığının belirlendiğini ifade etti.

Caminin kubbe yapısına ve iç mekanına değinen Saygılı, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bütün İslam cemaatinin tevhit inancı altında birleşmesini simgeleyen kubbe, gene burada bütün camiyi toparlayan bir mimari unsur olarak önümüze çıkar. İlerleyen dönemlerde Şehzade, Süleymaniye ve Selimiye'de göreceğimiz dört sütun üzerine kalan kubbenin biraz daha farklı bir versiyonu olarak erken dönem camisi, burada kubbe dörtgenin üzerine kondurulduğu için herhangi bir sütuna değil de duvarlara dayalı olarak inşa edilmiş durumda.

O yüzden caminin içine girdiğiniz zaman daha ferah ve daha geniş bir camiyle karşılaşırsınız. Ana yolun ve ana hattın üzerinde olmadığı için pek çok kişi tarafından bilinen bir yer değildir burası. Fakat Osmanlı döneminde padişahlar cülus merasiminden sonra kılıç kuşanma törenlerine gittikleri zaman muhakkak Yavuz Sultan Selim'in türbesine uğrarlar, kurban kesip, dua okuyarak yollarına yani saraya doğru, yahut saraydan Eyüp Sultan'a doğru yolculuklarına devam ederlerdi."

Sıradaki Haber
Yeditepe'nin en yükseğinde: Edirnekapı Mihrimah Sultan Camiii
Yükleniyor lütfen bekleyiniz