Anadolu’da yüzyıllardır doğayla iç içe yaşayan toplumların geliştirdiği meteoroloji dili, iklim değişikliğiyle birlikte belirgin bir dönüşüm geçiriyor. Çiftçilerin rüzgarın yönüne, bulutun rengine, hayvanların davranışına bakarak yaptığı mevsim tahminleri zemheri soğukları, pastırma yazı, erbain soğukları, kırlangıç fırtınası ve kırkikindi yağmurları gibi halk takvimine dayalı kavramlar artık eskisi kadar tutarlı sonuçlar vermiyor.
Artan sıcaklıklar, değişen yağış rejimi ve sıklaşan ani hava olayları bu kadim bilgi birikiminin dayandığı doğal döngüleri zorluyor. Peki halk takvimine göre hangi mevsimde ne yaşanırdı? İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Meteoroloji Mühendisi Dr. Güven Özdemir’le konuştuk.
Anadolu’da halk arasında kullanılan meteorolojik dil, kuşaklar boyunca yapılan gözlemlerle şekillenip doğanın tekrar eden döngülerine dayanıyordu. Hatta takvimlerde bile bu bilgilere yer veriliyordu. Dr. Güven Özdemir bu köklü mirası şöyle anlatıyor:
“Kışın geldiği şu günlerinde zemheri soğukları, şubat ayında kış soğukları, mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır gibi sözler… Sonbahardan kışa geçerken ‘pastırma sıcakları’ gibi deyimler halk arasında uzun yıllar sonucunda, halkın belirlediği deyimlerdir bunlar. Biz buna ‘halk meteorolojisi’ diyoruz.”
Ancak son yıllarda halk meteoroloji takvimi eskisi gibi tutarlı sonuçlar vermiyor. Bu değişikliğin sebebini Dr. Özdemir şu şekilde açıklıyor:
“Günümüzde maalesef fosil yakıtların çok uzun bir müddet kullanılması atmosferde farklı değişiklikler yapıyor. Çünkü atmosfer kaotik bir yapıya sahip. Bu nedenle eski klimatolojik gözlemlerin bugün pek geçerli olmadığı ya da yavaş yavaş önemini kaybettiğini görüyoruz. Bundan dolayı da halk meteorolojisiyle modern meteoroloji arasında bir uçurum belirmeye başladı.”
[Fotoğraf: AA ]Halk meteorolojisi ve modern meteoroloji arasındaki fark, her yıl biraz daha fazla hissediliyor. Uzun kış soğuklarının yerini kısa aralıklı soğuk havaya bırakması, aniden gelişen dolu, sağanak ve sel olayları… Örnekler saymakla bitmiyor. Peki neden değişim bu kadar hızla arttı? Cevabı Dr. Özdemir’den öğreniyoruz:
“Tüm dünyada global olarak hava sıcaklığının artması, büyük metropollerde ısı adalarının oluşması, ormansızlaşma, hatta yanardağların püskürmesi bile -ki kelebek etkisi diyoruz buna- maalesef sistemi kısa da olsa değiştirebiliyor. Uzun aralıklara baktığınızda hava sıcaklığı artıyor. Artışlar bazı bölgelerde ortalama 1 dereceyi, farklı bölgelerde 3 dereceyi bulabiliyor.”
[Fotoğraf: AA]Dünyamızın yaşadığı dönüşüm zamanla, yüzlerce yıllık bilgi birikimini ve meteorolojik döngüyü değiştirdiği gibi “halk meteorolojisi” kavramının yavaş yavaş yok olmasına yol açıyor. Dr. Güven Özdemir fazlasını da söylüyor… Şu anki modern hava tahmini araçlarının ve meteorolojik modellerin dahi bazen yetersiz kalabildiğini ifade ediyor:
“Hızlı bir şekilde dönüşüm söz konusu. Yağış olacak dediğimiz bölge yağış almayabiliyor. Tam tersine yağış olmasını beklemediğimiz anda çok kuvvetli bir yağış olabiliyor. Bölgede sel, hortum olayı meydana gelebiliyor. Yani afet düzeyinde risk oluşan durumlar meydana geliyor. Meteoroloji dili de değişmeye başladı.”