Çok Bulutlu 11ºC Ankara
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kahramanmaraş
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kilis
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Şanlıurfa
  • Şırnak
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak
Türkiye
AA 05.02.2026 13:52

Depremin tanıkları: Sağlıkçılar unutamadıkları anları anlattı

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'teki depremlerden etkilenen Diyarbakır'da görev yapan UMKE ve 112 Acil Sağlık ekibinde görevli 4 sağlık çalışanı o dönemde yaşadıklarını unutamıyor.

Depremin tanıkları: Sağlıkçılar unutamadıkları anları anlattı

İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görev yapan ve depremin ilk anından itibaren depremzedelere yardım için hızla bölgeye giden UMKE'de görevli Mehmet Reşit Kılıçdoğan, Dilek İlgin ile 112 Acil Sağlık ekibinde görevli Sultan Dallı ve Yekta Yazıcı depremde unutamadıkları anları anlattı.

Dilek İlgin, UMKE'de 15 yıldır çalıştığını, deprem esnasında görevi başında olduğunu söyledi.

Deprem gecesi çalıştığı için annesine bıraktığı çocuğuyla depremden saatler sonra iletişim kurabildiğini kaydeden İlgin, depremin ardından hızlıca yıkılan bir binanın enkaz alanına gittiğini aktardı.

"'Buradan çıkarsam ben de senin gibi insanları kurtaracağım' diyordu kurtulamadı"

Enkaz alanına gittiğinde 17 yaşında bir kız çocuğuna ulaşıldığını ifade eden İlgin, şöyle devam etti:

"Aşağı inmem gerekiyordu. AFAD belirli bir alan açmıştı ama ilk müdahale gerekiyordu. Dar bir koridor oluşturmuşlardı. Koridora sürünerek 12-13 metre girmek zorunda kaldım. Damar yolunu taktık, oksijeni ve servikal boyunluğunu taktık. İlk müdahalemizi yaptık. İçimi en çok acıtan şeylerden biri enkazda kalan bir kız çocuğu. 'Abla çıkma. Dilek abla ben çok korkuyorum. Beni lütfen burada yalnız bırakma' diyordu ama çıkmak zorundaydık çünkü AFAD'ın orayı genişletmesi gerekiyordu. Genişletip güvenli bir şekilde çıkarmamız gerekiyordu. Kızın ayakları kolunun altındaydı. 'Abla hiltiyi bana versinler ben kolumu kendim kırabilirim' diyordu. Bunlar benim aklımdan hiç çıkmayan cümleler. Kız, 'Abla ben sağlık bölümünü okuyorum sizin gibi. Buradan çıkarsam ben de senin gibi insanları kurtaracağım' diyordu. İkinci deprem olmasından dolayı maalesef onu kurtaramadık."

Enkaz başında olduğu sürede kendi yakınlarını değil sadece içerideki insanı düşündüğünü ifade eden İlgin, "Aklınıza hiçbir şey gelmiyor. Sadece o an içerideki (enkaz altındaki) cana nefes olmak için aceleyle içeri girmeye çalışıyorsunuz. Keşke hayatta olsaydı. Keşke bizimle beraber o da sahada çalışsaydı bir sağlıkçı olarak" diye konuştu.

"Bugün olsa yine gözümüzü kırpmadan gideriz. Ekip arkadaşlarımın hepsi öyle. Diğer kurumlarla beraber canla başla hepsi çalıştılar. Biz hala birbirimize bu konuyu (depremde yaşadıklarını) bile açamıyoruz. Birbirimize baktık mı aynı acıya baktığımızı biliriz" diyen İlgin, ekipteki arkadaşlarıyla sahada canla başla çalıştıklarını, sahada acıyı da sevinci de beraber yaşadıklarını kaydetti.

İlgin, "Ekip arkadaşlarımızla ayrı bir bağ oluştu aramızda, sahada omuz omuza çalıştık. Aynı canlara dokunduk. Kötü sahnelere de güzellerini de şahit olduk. 90, 100. saatte çıkan insanları da gördük. Bunlar bizim için büyük bir umut oldu. Rabb'im bir daha yaşatmasın. Bir daha göstermesin böyle bir felaketi" diye konuştu.

Fotoğraf: AA[Fotoğraf: AA]

"Öyle bir şey olsa yine canla başla koşar giderim"

112 Acil Sağlık ekibinde çalışan Yekta Yazıcı da ekip arkadaşlarıyla enkazdan çıkarılan vakalara hızlı bir şekilde müdahale bulunduklarını kaydetti.

Depremde 10 gün boyunca kesintisiz çalıştığını dile getiren Yazıcı, "Enkaz alanından hiç ayrılmadım. Öyle bir şey olsa yine canla başla koşar giderim. Bir insanın hayatına dokunmak, hayatta tutunmasına yardımcı, destek olmak tarif edilecek bir duygu değil. O an aklınıza hiçbir şey gelmiyor. Sadece 'bu insanı hayatta nasıl tutabilirim' çabasında oluyorsun. Elinden geleni yapıyorsun. Yeri geldiğinde enkazda avuçlarınla toprak kazıyorsun, taşı atıyorsun. Bir yandan o insanı, yaralıyı, depremzedeyi motive ediyorsun. Ona psikolojik açıdan destek olmaya çalışıyorsun" diye konuştu.

Tüm birimlerle koordineli bir şekilde çalıştıklarını aktaran Yazıcı, zorlu süreçte ekip arkadaşlarıyla birbirlerine destek olduklarını sözlerine ekledi.

UMKE'de çalışan Kılıçdoğan ise depremin ardından yaşananları unutmanın zor olduğunu söyledi.

Evli ve bir kız çocuğu babası Kılıçdoğan, yıllık izinde olduğu deprem esnasında büyük korku yaşadıklarını dile getirdi.

Eşi ve çocuğunu güvenli bir bölgeye bıraktıktan sonra derhal aracıyla yıkılan Serin 2 Apartmanı'nın bulunduğu bölgeye gittiğini anlatan Kılıçdoğan, şöyle konuştu:

"Hemen amirlerime bilgi verdim ve enkaz alanına gittim. Enkaz yerine varır varmaz AFAD ekibi ile koordineli bir şekilde çalışarak 4 kişiyi canlı, 2 kişinin de cansız bedenini çıkardık. Sonraki gün enkazda 17 yaşlarında bir kız çocuğuna ulaştık. Enkaz altında bütün medikal müdahalelerimizi yaptık."

Anons üzerine depremde yıkılan Galeria Sitesi'ne geçtiğini, ikinci depreme orada yakalandığını belirten Kılıçdoğan, enkazın altındakilere ulaşmak için büyük çaba sergilediklerini ifade etti.

Kılıçdoğan, şunları anlattı:

"Kendi canımızdan önce enkaz altında kalan insanları düşündük. İkinci depremden sonra da hızlı bir şekilde müdahalelerimize devam ettik. İğneyle dahi olsa nereye ulaşabilirsek ulaşmaya çalıştık, vatandaşlarımıza medikal müdahaleyi yapmak için elimizden gelen her şeyi yaptık. Yaklaşık 35 kişiyi enkaz altından çıkardık. Bunun içerisinde yaşayan da vefat edenler de vardı."

Depremde yaşadıklarını hiçbir zaman unutamayacaklarını ifade eden Kılıçdoğan, "Vicdanen rahatım. Yaklaşık 6-7 gün çocuğumu göremedim. Enkaz başından ayrılamadım" dedi.

"Herkes bu süreçte canla başla çalıştı"

112 Acil Sağlık ekibinde yer alan Sultan Dağlı ise 18 yıldır görev yaptığını, 11 yıldır da Komuta Kontrol Merkezi'nde çalıştığını söyledi.

Depremden sonra Acil Çağrı Merkezi'ne binlerce çağrı düştüğünü belirten Dağlı, ekipleri yıkılan binalara yönlendirdiklerini bildirdi.

Deprem gecesi ailesinden uzun süre haber alamadan çalıştığını anlatan Dağlı, şöyle konuştu:

"Gelen ihbarlara uygun ekipleri yönlendirmeye çalıştık. Çöken 6 apartman vardı. Enkaza yakın yerlere ekiplerimizi hızlıca yönlendirmeye çalıştık. İlçede bulunan ambulanslarımızı merkezde ihtiyaca binaen çektik. Onların hepsini göreve hazır bir şekilde bulundurduk. Ek görevler hazırlandı. Ek görevde arkadaşlarımız çalıştılar. Arkadaşlarımız ailelerini güvenli bir alana aldıktan sonra hepsi görevinin başına geldiler. Herkes bu süreçte canla başla çalıştı. Her çıkan hasta için 'inşallah yaşıyordur' umuduyla görüşmeler yaptık. Aldığımız iyi haberler de kötü haberler de oldu. Günlerce enkazın altında kalıp sonra bize umut olan insanlar da oldu. O anda orayı koordine etmek zorundaydık. O telefonun başında 'yardım edin' çığlıklarına umut olmak zorundaydık. Bir yandan da endişe ve korku içindeydik çünkü ailemden, çocuklarımdan ve eşimden haber alamamıştım. O da beni endişelendiriyordu. Rabb'im bir daha yaşatmasın bu acıları."

Sıradaki Haber
10 il için 'sarı' kodlu uyarı: Sağanak, fırtına ve kar bekleniyor
Yükleniyor lütfen bekleyiniz