Venezuela Lideri Nicolas Maduro’nun ABD’nin özel askeri operasyonuyla ele geçirilmesi tartışmaları da beraberinde getirdi. Elbette listenin başında Venezuela’nın sahip olduğu petrol vardı. Ancak ilk şok atlatılıp daha detaylı analizler yapılmaya başladığında aslında meselesinin petrolden çok daha ötesi olduğu ortaya çıktı.
Venezuela ‘mavi altın’ olarak bilinen ve yeni nesil teknoloji ürünleri için hayati önemde olan koltan maddesinin dünyada en çok bulunduğu ülkelerden biri. Ayrıca altın, nikel, lityum ve bakır açısından da son derece zenginler.
Elbette tek örnek Venezuela değil. Dünyada nadir toprak elementlerinin ya da ‘kritik mineral’ olarak kabul edilen rezervlerin çok olduğu bölgelerde tansiyonun yükselmesi tesadüf değil.
[Kritik mineraller özellikle gelişen teknolojiyle birlikte çok daha stratejik bir hal aldı.]Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu ile yeni dönemde kritik mineral ve nadir toprak elementi meselesinin bizi nereye götürebileceğini konuşmak için buluşuyoruz. Kumbaroğlu meselenin bu boyutuna geçmeden önce önemli bir uyarıda bulunuyor.
“Yakın bir zaman öncesine kadar ‘Kısa bir süre sonra petrole ihtiyaç kalmayacak. Değeri çok düşecek. Çünkü kullanım alanı hızla bitecek’ tarzı yaklaşımları çok sık duyuyorduk. Ancak son 10 yılda gelinen nokta hedeflerin hayli uzağında.” diyor.
Kumbaroğlu’nun bahsettiği hususun özellikle elektrikli araçlar olduğunu biliyoruz. Gerçekten de özellikle AB ülkelerinin ‘2030’a kadar içten yanmalı motorları tamamen bitireceğiz’ tarzı açıklamalarını hatırlıyoruz.
Bloomberg’in bir raporuna atıfta bulunuyor Prof. Dr. Kumbaroğlu ve “ABD’de 2030 yılında yollarda olacak elektrikli araç sayısının 36 milyon olması öngörülüyordu. Raporda 21 milyon seviyesine düşürüldü. Yaklaşık 300 milyon kayıtlı aracın bulunduğu ABD’de bu öngörülere göre elektrikli araçların payı 2030’da yüzde 7’nin altında kalacak. Karayolu ulaşımı ağırlıklı olarak içten yanmalı motorlu araçlarla gelişmeye devam edecek. AB ülkeleri de elektrikli araçlar konusunda aldığı çok sert ve net kararları gevşetiyor. Tüm bunlar petrole olan talebin artmasına neden oluyor. Talep arttıkça da petrol kaynaklarına ilişkin mücadele gündemdeki yerini koruyor.” bilgisini paylaşıyor.
[Avrupa Birliği'nin içten yanmalı motorlarla ilgili süreçte attığı geri adımlar petrolü bir süre daha başat oyuncu yapıyor.]Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, petrolün önemine açtığı parantezin ardından madalyonun kritik mineral ve nadir toprak elementi yüzünü de çeviriyor. İktisadi bağımsızlık için ileri teknolojiye ve bu teknolojinin gerektirdiği kaynaklara sahip olmak gerektiğinin altını çiziyor.
Kritik mineraller ya da nadir toprak elementlerinin büyük güçler için ‘öncelikli hedef’ konumuna yükseldiğini ekliyor ve sözlerini şöyle tamamlıyor:
“Yeni teknolojilerin gerektirdiği nadir toprak elementleri ve kritik mineraller yeni dünya düzeninin oluşumunda belirleyici olacak.
Türkiye’de Enerji Bakanlığı’nın geçtiğimiz yıl yayınladığı ‘Kritik ve Stratejik Madenler Raporunda’ 37 madde ülkemiz için kritik statüde kabul edildi. Bunların 8’i ‘yüksek öneme sahip kritik maden’ kabul ediliyor.
Bu kategoride lityum, gümüş, titanyum, demir, alüminyum, manganez, çinko ve bakır var. Tedarik kesintisi durumunda güvenlik ve ekonomi açısından ciddi zafiyetlere yol açabileceği değerlendirilen bu kritik madenlere yönelik arz kaynaklarının, iş birliklerinin ve tedarik zinciri güvenliğinin çok iyi planlanması gerekiyor.
Türkiye bunu başarabilirse dünyanın peşinden koştuğu kritik maddeleri kendi geleceği için son derece stratejik bir güç olarak kullanabilir.”