Çok Bulutlu 16ºC Ankara
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kahramanmaraş
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kilis
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Şanlıurfa
  • Şırnak
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak
Gündem
26.10.2018 15:25

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'ndan göçmen seçen ülkelere eleştiri

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, göçmen almak isteyen ülkelerin göçmenler için çok detaylı bilgiler istediğini söyleyerek, "Bu insani değil. Pazardan mal seçmiyoruz" dedi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'ndan göçmen seçen ülkelere eleştiri

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nce "Göç, Mültecilik ve İnsanlık" temasıyla düzenlenen Kartepe Zirvesi'nin açılışında konuştu. 

Çavuşoğlu, bugün bölgede ve ötesinde çok ciddi sınamalarla karşı karşıya olduklarını ve bu sınamaların tek başına bir ülkenin ya da herhangi bir uluslararası örgütün çözebileceği düzeyde olmadığını, o nedenle çok ciddi iş birliği gerektiğini söyledi.

Hoşgörüsüzlük, yabancı düşmanlığı, ekonomik krizlerin yönetilememesi, bölgede yönetilemeyen ülkelerin olmasının; terör, ırkçılık, İslam düşmanlığı, antisemitizm, Hristiyan düşmanlığı gibi yansımalarının olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, bu yansımalardan birinin de göçmen düşmanlığı olduğunu ifade etti.

Çavuşoğlu, göç akınlarının göçmen düşmanlığı ve yabancı düşmanlığı gibi ırkçı akımların yükselmesini tetiklediğini aktararak, "Bu sorunları nasıl çözeceğiz, göç konusunda birlikte hangi adımları atabilmeliyiz, yerinden edilmiş insanları da yeniden evlerine nasıl göndermeliyiz? Keza bizlere sığınan insanlara karşı hangi politikalarda başarılıyız hangi politikalarda yetersiziz? Tüm bunları çok iyi bir şekilde değerlendirmek zorundayız." diye konuştu.

Bugün bir dünya savaşı olmadığını ancak İkinci Dünya Savaşı döneminden bile daha fazla insanın evini terk etmek zorunda kaldığına dikkati çeken Çavuşoğlu, "Yaklaşık 70 milyon insan değişik sebeplerden dolayı evini terk etti. Bu sorunu tek başımıza çözemiyoruz ama önce sorunu çözebilmek için bu soruna nasıl bakıyoruz, hangi pencereden görüyoruz? Göç konusunu bir güvenlik meselesi olarak mı değerlendirmek lazım yoksa insani açıdan mı bakmak lazım?" ifadelerini kullandı.

"Göç sorununa insani boyuttan bakmasını öğrenmemiz lazım"

Bakan Çavuşoğlu, göç sorununa sadece güvenlik penceresinden bakmaları halinde her şeyden önce bir insan olarak yanlış yerlere yönlendirilebileceklerini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dolayısıyla güvenlik gerekli ama insani boyuttan bakmasını da öğrenmemiz lazım, ikisinin sentezini çok iyi yapmamız lazım. O zaman belki düzensiz göçle mücadele edebiliriz. Bugün yapmamız gereken esasen düzensiz göçle mücadeledir ama düzensiz göçle mücadele ederken kullandığımız terminolojiye çok dikkat etmemiz lazım. Bizim bakanlık da bakıyorum Avrupa Birliği'nin terminolojisini kapıyor, İngilizce tabiriyle 'illegal migration'a biz karşıyız, onun yerine irregular migration (düzensiz göç)... Her göçmen suçlu değildir, her göçmen kaçak değildir. İnsan kaçakçıları vardır, kaçak yollardan ülkemize geliyorlar ama bunları suçlu olarak görmek doğru değil ama insan kaçakçılığıyla mücadele yaparken diğer taraftan ihtiyaç olan 'regular migration' dediğimiz kontrollü göçü de nasıl başarmamız lazım?"

Bugün düzenli göçün ihtiyaç olduğunun apaçık bir gerçek olduğunu ve Avrupa'nın da böyle düşündüğünü belirten Çavuşoğlu, "Yerel ekonomik kalkınmanın istihdam ihtiyacı var. Özellikle Avrupa'da çok ciddi yaşlanma olduğu için ve sadece Avrupa üyesi ülkeler değil, yarın 10-20 sene sonra çok ciddi göçmene ihtiyaç duyacak. Ya ekonomisini yavaşlatacak o da çok ciddi bir felaket, o zaman kontrollü göçü nasıl başarmamız lazım?" şeklinde konuştu.

Bakan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Kontrollü göçü başarabilmemiz için kaynak ülkeler, transit ülkeler ve destinasyon ülkeler arasında iş birliği çok önemlidir ama göçmenin yaşadığı topluma kazandırılması ve entegre edilmesi de çok önemlidir. Entegre olamayan bir göçmeni suçlamak yerine son günlerde sorgulamaya başladığımız gibi 'Entegrasyon politikalarımız nerede başarısız oldu?' eğer buna bakarsak ve cevabını ararsak o zaman entegrasyon politikalarında çok daha başarılı oluruz. O zaman o göçmenler de 'Acaba ben asimile mi ediliyorum?' sorusunu kendisine sormaz, kendisini güvende hisseder ve daha çabuk entegre olur. Bugün Almanya'da Türk doğmuş ama Alman vatandaşı olmuş, Alman milli takımında oynuyor, Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanıyla bir fotoğraf çekildi diye karşı karşıya kaldığı muameleyi siz gördünüz hem de üst yöneticilerce... Bu hangi zihniyetin yansıması?"

"Pazardan mal seçmiyoruz"

Göçmen almak isteyen ülkelerin Suriyeli göçmenler için çok detaylı bilgiler istediğine dikkati çeken Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"Kontrollü göçü sağlarken seçicilik yaparsak bir kere bu insani değil, doğru bir strateji de değil. Neden o sorular soruluyor? Çünkü belli sayıda göçmen alarak 'Ben de bir şeyler yapıyorum.' deyip, 10 bin 20 bin kişi alıyorlar, bir de ödül alıyorlar uluslararası toplumdan. Biz daha öyle bir ödül alamadık. 33 milyar dolar harcadık ve toplamda 4 milyonun üzerinde mülteciye ev sahipliği yapıyoruz ama bunu yaparken kendisine uygun almak istiyor. Örneğin ağırlıkla Hristiyan bir ülkeyse Hristiyan olsun, Müslüman bir ülkeyse Müslüman olsun diyor, Yahudiyse Yahudi olsun diyor, mühendis olsun diyor, doktor olsun diyor... O insanları almak isteyenleri götürün burada mülakat yaptırın ben şundan çok eminim 'Aç ağzını kaç tane dişin kaldı?' onu da soracaktır. Bu insani değil. Pazardan mal seçmiyoruz. Eğer kontrollü göçte samimiysek bu tür ayrımcılıklar entegrasyon politikalarınızda da başarısız olmanıza sebep olur ve sizi başka noktalara götürür."

 

"Sorunun köküne inilmesi gerekiyor"

"Madem dünyada bir İkinci Dünya Savaşı yok veya ülkeler arasında savaş yok neden bu kadar insan evini terk etmek zorunda kalıyor." diyen Çavuşoğlu, sorunun köküne inilmesi gerektiğini kaydetti.

Çavuşoğlu, şunları söyledi:

"Bu sorunun sebeplerini biz çok şekilde ortaya çıkarıp ve bunlara çözüm bulamadığımız sürece istediğiniz kadar kaçak göçle veya kaçakçılarla mücadele edelim, bunu durdurmamız mümkün değil. Eğer siz gidip sorunu yerinde çözmezseniz, o sorun size mutlaka gelir. Göç konusunda da öyle terör konusunda da öyle. Terörü de gidip neredeyse orada mücadele etmezseniz, yok etmezseniz bir gün o terör gelir ve sizi yaşadığını şehirlerde vurur."

"Sorunu yerinde çözmek için daha kararlı olmak lazım"

Bir göçmenin Avrupa ülkelerindeki maliyetinin, o göçmenin geldiği ülkedeki sorunlarını çözüldüğü zamanki maliyetinden 10 kat daha fazla olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, "En az 10 kat daha fazla. Bunu Sayın Merkel de söylüyor. AB yöneticileri de sohbetlerimizde söylüyor. Diğer liderler de söylüyor. O zaman bu gerçeği kabul ediyorsak, sorunu yerinde çözmek için daha kararlı olmak lazım. Yaşanan diğer sorunların da bu şekilde önüne geçmiş oluyoruz."ifadesini kullandı.

"İdlib'e geri dönüşler başladı"

Çavuşoğlu, İdlib anlaşmasıyla 3 milyondan fazla insanın evini terk etmesini engellediklerini aktararak, şunları kaydetti:

"Bırakın o insanların evini terk etmesini, şimdi İdlib anlaşmasıyla artık saldırılar olmayacak diye kanaat oluşunca, güven geri gelince İdlib'e geri dönüşler başladı. Küçük bir adımla aslında çok önemli kritik bir adım. Sayın Cumhurbaşkanımız, Rusya Devlet Başkanı Putin ile Soçi'de baş başa görüştüler ve oradan böyle bir anlayışla mutabakatla çıktılar. Biz de bunu yazılı hale getirdik, savunma bakanları imzaladı. Bu anlaşmayla beraber sadece işin insani boyutu değil yine göçmelerin dönebilmesi için, Suriye'nin istikrara ihtiyacı var. Suriye'de istikrar için de bir siyasi çözüme ihtiyaç var, askeri çözümle değil. İdlib memorandumuyla biz esasen siyasi çözüm için de çok önemli, belki de son bir fırsat penceresi sunduk. Bunu çok iyi değerlendirmemiz lazım. Şimdi Suriye için Anayasa komisyonunun kurulması aşamasındayız. Yarınki Türkiye, Almanya, Rusya ve Fransa zirvesi de diğer konular bakımından önemli olduğu gibi Suriye'deki siyasi çözüm bakımından ve küçük grupla Astana Grubu arasındaki çalışmaların entegrasyonu bakımından, Cenevre sürecini tekrar canlandırılması bakımından da çok önemli olacaktır."

Sığınmacıların ülkelerine gönüllü dönmeleri konusunda hassas davrandıklarına işaret eden Çavuşoğlu, "Dönüş gönüllü olsun. Yani bazen bize akıl vermeye çalışıyorlar. İstikrara kavuşturulan bölgelere dönüşler başladı ya, efendim sakın zorlamayın. Biz bunu zaten biliyoruz. Biz zorlayacak olsak bugüne kadar zorlardık. Bir insanı zorla göçe zorlamak insan haklarına aykırıdır. Biz o insanları oraya tehlikeye atamayız." değerlendirmesinde bulundu.

"Uluslararası toplumun daha hassas olması gerekiyor"

Tüm baskı ve manipülasyona rağmen o insanları zorla geri gönderme eğiliminde olmadıklarını kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ama insaniysek, insan haklarını düşünüyorsak şu anda istikrara kavuşturulmuş bölgelere dönen insanlara ne yapabiliyoruz. Onların günlük yaşam kalitesini biraz arttırmak için ya da temel ihtiyaçlarını karşılamak için su elektrik, sağlık, eğitim gibi ne yapıyoruz? Bu konuda ne kadar hassasız? Tamam Avrupa Birliği'nin bir politikası var. Dünyada da bu yaygın bir anlayış, 'Siyasi çözüm olmadan, Suriye'nin yeniden inşası için para harcamayalım çünkü ne olacağı da belli değil. Şu andaki rejimi de teşvik etmeyelim.' Ben de buna katılırım ama geri dönen insanların temel ihtiyaçlarını karşılamak, o şehirlerin yeniden baştan sona yeniden inşası anlamına gelmez. En azından siyasi sürece kadar bu konuda birlikte çalışmak isteriz. Uluslararası toplumun bu konuda daha hassas olması gerekiyor."

Bakan Çavuşoğlu, göç, mülteciler ve diğer buna benzer sorunların çözümünün yakın iş birliğinden geçtiğine işaret ederek, "AB ile 18 Mart 2016'da imzaladığımız göç mutabakatı bugüne kadar başarıyla uygulanıyor. Rakamlar zaten verildi ama burada yaşayan Suriyelilerin ihtiyaçlarını karşılamak için AB'nin biraz daha kararlı olması lazım." dedi.

Yunanistan ile Türkiye arasındaki iş birliğinin devam etmesi gerektiğini belirten Çavuşoğlu, "Yunanistan ne kadar adalardan göçmen gönderebiliyorsa biz hiç ayırım yapmaksızın, anlaşma da öyle söylüyor, Suriyeli veya Afganlı biz alıyoruz ama tabii Yunanistan'ın kendi içinde prosedürlerden dolayı bir yavaş süreç var. Türkiye olarak bu anlaşma gereği biz hazırız. Sadece bu sene değil önümüzdeki yıllarda da Dışişleri Bakanlığı olarak Kartepe Zirvesi'ne desteğimizi devam ettireceğiz." şeklinde konuştu.  

Kaynak: AA

Sıradaki Haber
Son bir haftada 12 terörist etkisiz hale getirildi
Yükleniyor lütfen bekleyiniz