• İMSAK

  • GÜNEŞ

  • ÖĞLE

  • İKİNDİ

  • AKŞAM

  • YATSI

  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kahramanmaraş
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak
Ramazan
TRT Haber 22.02.2026 15:17

Diyabet hastaları oruç tutabilir mi?

Ramazanda diyabet hastalarının en çok merak ettiği konuların başında oruç tutmanın sağlık açısından güvenli olup olmadığı geliyor. Uzmanlar, her hastanın risk durumunun farklı olduğunu ve kararın bireysel değerlendirmeyle verilmesi gerektiğini belirtiyor.

Diyabet hastaları oruç tutabilir mi?

Etimesgut Şehit Sait Ertürk Devlet Hastanesi’nde görev yapan Endokrinoloji Uzmanı Dr. Deniz Türküm Atikcan Şimşek, her diyabet hastasının aynı risk grubunda olmadığını söyledi.

Dr. Şimşek, diyabet hastalarının bireysel değerlendirme yapılmadan oruç kararı vermemesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Her diyabet hastası güvenle oruç tutamaz. Diyabetin tipi, kullanılan ilaçlar, hastanın yaşı, ek hastalıkları ve kan şekeri kontrolü birbirinden farklıdır. Bu nedenle mutlaka doktor değerlendirmesi gerekir. Amaç kişinin zarar görmesini önlemektir.”

Tip 1 ve Tip 2 diyabet arasında önemli fark

Dr. Şimşek, Tip 1 ve Tip 2 diyabet hastalarının risk düzeylerinin aynı olmadığını söyledi.

“Tip 1 diyabet hastalarında risk genellikle daha yüksektir. Bu hastalar insüline bağımlıdır ve kan şekeri daha hızlı değişebilir. Uzun süreli açlık durumunda ciddi dalgalanmalar görülebilir. Ayrıca insülin eksikliğinde hayati risk oluşturan ketoasidoz gelişebilir.” dedi.

Tip 2 diyabet hastalarının bir kısmının uygun planlama ile oruç tutabileceğini ifade eden Şimşek, bunun her hasta için geçerli olmadığını belirtti:

“Tip 2 olmak tek başına güvenli olduğu anlamına gelmez. Kullanılan ilaçlara, insülin tedavisi alıp almadığına ve hastalığın ne kadar kontrol altında olduğuna göre risk değişir.”

İnsülin kullananlar ve sık şeker düşmesi yaşayanlar riskli grupta

İnsülin kullanan, daha önce sık hipoglisemi yaşayan veya kan şekeri düştüğünü fark etmekte zorlanan hastaların daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Şimşek, şu uyarıda bulundu:

“Kan şekeri düşmesi bayılma, bilinç kaybı ve kazalara yol açabilir. Özellikle hipoglisemiyi hissetmeyen hastalar için bu durum daha da tehlikelidir. Bu nedenle doktor kontrolü olmadan oruç tutulmasını önermiyoruz.”

Oruç sırasında kan şekeri takibinin hayati önem taşıdığını belirten Dr. Şimşek, kritik eşik değerleri şöyle açıkladı:

“Kan şekeri 70 mg/dL’nin altına düşerse oruç hemen bozulmalıdır. Titreme, terleme, çarpıntı, baş dönmesi, bulanık görme gibi belirtiler varsa ölçüm sonucu beklenmemelidir. Sağlık söz konusu olduğunda tereddüt edilmemelidir.”

Yüksek kan şekerinin de en az düşüklük kadar tehlikeli olduğunu belirten Şimşek, “Kan şekeri 300 mg/dL’nin üzerine çıkarsa yine oruç sonlandırılmalıdır. Bu durumda ciddi sıvı kaybı yaşanabilir. Halsizlik, aşırı susama, bulantı, kusma, bilinç bulanıklığı ve hızlı nefes alma görülebilir. Ketoasidoz ve hiperosmolar koma gibi hayatı tehdit eden tablolar gelişebilir” dedi.

İlaç ve insülin saatleri yeniden düzenlenmeli

Ramazan ayında tedavi planının mutlaka gözden geçirilmesi gerektiğini ifade eden Şimşek,
“Genel prensip, ilaç ve insülin saatlerinin iftar ve sahura göre yeniden planlanmasıdır. Ancak bu plan kişiye özeldir. Bazı ilaçların dozu azaltılabilir ya da saatleri değiştirilebilir. İnsülin kullanan hastalarda da doz ayarlaması gerekir. İnternetten veya çevreden duyulan öneriler yerine doktor planı uygulanmalıdır” diye konuştu.

Sahur diyabet hastaları için koruyucu

Sahurun atlanmaması gerektiğini özellikle vurgulayan Şimşek, şunları söyledi:
“Sahur diyabet hastaları için koruyucu bir öğündür. Sahur yapılmazsa açlık süresi çok uzar, gün içinde kan şekeri düşmesi riski artar. Akşam aşırı yeme nedeniyle kan şekeri hızla yükselebilir. Bu dalgalanmalar uzun vadede de sağlığa zarar verir.”

Ramazan öncesi planlama önemli

Dr. Şimşek, ideal olarak Ramazan’dan 1–2 ay önce doktor kontrolüne başvurulmasının gerektiğini ancak Ramazan başladıktan sonra da geç kalınmış sayılmayacağını belirtti:

“Şu an oruç tutan diyabet hastaları da mutlaka hekimleriyle iletişime geçmeli. Risk durumu belirlenmeli, ilaç saatleri planlanmalı ve kan şekeri takip planı oluşturulmalıdır. Doğru hazırlık ve bilinçli takip ile Ramazan daha güvenli geçirilebilir.”

Sıradaki Haber
Kosova ramazan vesilesiyle süslendi
Yükleniyor lütfen bekleyiniz