Ergenlikte duygular daha yoğun yaşanabiliyor. Okulda yaşanan bir sorun, arkadaş grubundan dışlanma, aile içindeki çatışmalar ya da sosyal medyada yaşanan bir olay ergenin tepkilerini etkileyebiliyor.
Bu dönemde öfkelenmek, aileyle tartışmak ya da zaman zaman sert tepki vermek olağan olabiliyor. Ancak öfkenin biçimi değiştiğinde, tehdit ya da saldırgan davranışlar ortaya çıktığında durumun daha dikkatli değerlendirilmesi gerekiyor.
Ergenlikte öfkenin neden daha yoğun yaşandığını, hangi davranışların risk işareti olabileceğini ve ailelerin öfke anında nasıl yaklaşması gerektiğini Psikolog Gülistan Dal ile konuştuk.
[Getty]
Ergenlik döneminde beynin gelişimi devam ediyor. Duygular güçlü yaşanırken, dürtüleri kontrol etmek ve davranışın sonucunu düşünmek her zaman aynı hızda gerçekleşmeyebiliyor.
Gülistan Dal şöyle anlatıyor:
"Ergenlikte duygular gerçekten daha yoğun yaşanabiliyor. Bunun bir nedeni de beynin duygusal tepkilerle ilgili bölümlerinin, dürtü kontrolü ve sağlıklı karar vermeden sorumlu bölümlere göre daha erken gelişmesi. Yani ergen bazen çok güçlü bir duygu yaşarken, o duyguyu kontrol edip sonuçlarını düşünmekte zorlanabiliyor. Bu da daha ani ve sert tepkilere yol açabiliyor.”
Her öfkeli tepki şiddet göstergesi değil. Ailesiyle tartışmak, bağırmak ya da kızdığında odasına kapanmak ile tehdit etmek ya da birine zarar vermekten söz etmek aynı şekilde değerlendirilmiyor.
Dal, bu ayrımı şöyle yapıyor:
“Burada önemli olan öfkenin nasıl ortaya çıktığı. Örneğin tehdit etme, birine zarar vermekten söz etme, eşyalara zarar verme, fiziksel saldırı ya da intikam alma düşünceleri varsa bunu ciddiye almak gerekir.”
Ergenin dışarıya yansıttığı duygu öfke olsa da bunun altında yalnızlık, dışlanmışlık, değersizlik ya da korku gibi başka duygular bulunabiliyor.
“Bazen gördüğümüz öfkenin altında aslında başka duygular vardır. Ergen kendini dışlanmış, yalnız, değersiz ya da tehdit altında hissediyor olabilir. Arkadaş ilişkilerindeki sorunlar, zorbalık, aile içindeki çatışmalar ve sosyal medyada yaşanan dışlanma veya aşağılanma bu duyguları daha da büyütebilir. O yüzden sadece ‘Neden bu kadar öfkeli?’ diye değil, ‘Bu öfkenin altında ne var?’ diye de bakmak gerekiyor.”
Bazı davranışlar daha dikkatli değerlendirme gerektiriyor. Bunlardan biri de ergenin yanında kesici bir alet bulundurması.
Gülistan Dal, bunun her zaman saldırma amacı anlamına gelmediğini belirtiyor:
“Burada hemen ‘Bu çocuk saldırgan’ demek doğru olmaz. Bazen çocuk kendini korumak için, korktuğu için veya bir tehdit altında olduğunu düşündüğü için böyle bir davranış geliştirebilir. Ama neden ne olursa olsun, kesici alet taşımak ciddiye alınması gereken bir davranıştır. Özellikle belirli bir kişiye zarar verme düşüncesi, tehdit ya da plan varsa mutlaka daha ayrıntılı bir değerlendirme yapılmalıdır.”
Ergenlikte davranış değişiklikleri görülebiliyor. Ancak bazı işaretleri yalnızca yaş dönemine bağlayıp görmezden gelmemek gerekiyor.
Peki, ailelerin ve öğretmenlerin dikkat etmesi gereken davranışlar neler?
“Özellikle tekrarlayan fiziksel saldırganlığı, ciddi tehditleri, bıçak veya başka bir silah taşımayı, birinden intikam alma söylemlerini ve kendine zarar verme davranışlarını görmezden gelmemek gerekiyor. Bunun yanında çocuğun birdenbire içine kapanması, okuldan uzaklaşması veya davranışlarında belirgin bir değişiklik olması da önemli. Bunlar olduğunda ‘Nasıl olsa ergenlik’ demek yerine destek almak daha doğru.”
Öfkenin en yoğun olduğu anda uzun konuşmalar yapmak ya da nasihat vermek çoğu zaman işe yaramıyor. Bu sırada kullanılan dil de tartışmanın yönünü değiştirebiliyor.
“Öfkenin en yüksek olduğu anda uzun uzun konuşmaya veya nasihat vermeye çalışmak genellikle işe yaramaz. Önce sakinleşmesini sağlamak gerekiyor. Sakin bir ses tonuyla, ‘Çok öfkeli olduğunu görüyorum, biraz sakinleşelim, sonra konuşuruz’ demek daha doğru bir yaklaşım.”
Bazı sözler ise öfkeyi daha da artırabiliyor:
“Buna karşılık ‘Kes sesini’, ‘Sen zaten hep böylesin’, ‘Abartıyorsun’ gibi sözler genellikle durumu daha da tırmandırır. Özellikle başkalarının yanında azarlamak veya küçük düşürmekten kaçınmak gerekir.”
Ergenlikte öfkeyi değerlendirirken yalnızca tepkinin şiddetine değil, neden ortaya çıktığına ve çocuğun davranışlarında başka değişiklikler olup olmadığına da bakmak gerekiyor.
Gülistan Dal, ailelere ve öğretmenlere şu mesajı veriyor:
“Ergenin öfkesini küçümsememek ama onu hemen ‘şiddet yanlısı’ diye etiketlememek gerekiyor. Öfkenin nedenine, nasıl ifade edildiğine ve davranışın oluşturduğu riske birlikte bakmalıyız. Bazen öfkenin arkasında yardım çağrısı da olabilir. Önemli olan bunu zamanında fark edebilmek.”