Küçük bir yara, büyük bir rahatsızlık... Ağız içinde çıkan aftlar, çoğu zaman yemek yemeyi, su içmeyi hatta konuşmayı bile zorlaştırabiliyor. Günlerce süren yanma ve hassasiyet hissi nedeniyle yaşam kalitesini düşüren aftlar, oldukça yaygın bir sorun. Bazı kişiler için ise geçici bir sorunun ötesine geçerek sık sık tekrarlayan bir sağlık problemine dönüşebiliyor.
Peki, bu yaralar neden oluşuyor? Hangi alışkanlıklar aftı tetikliyor? Ne zaman masum bir yara olmaktan çıkıp önemli bir sağlık sinyaline dönüşüyor? Merak edilenleri Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Kliniği Eğitim ve İdari Sorumlusu Prof. Dr. Ezgi Aktaş’la konuştuk.
Aft, toplumda en sık görülen sağlık sorunlarından biri. “Genellikle ağız içinde beyaz-sarı renkli, etrafı kırmızı bir halka ile çevrili, ağrılı küçük yaralar şeklinde ortaya çıkıyor” diyen Prof. Dr. Aktaş, aft oluşumunun çok farklı nedenleri olabileceğini söylüyor.
Çoğu zaman bağışıklık sistemi, genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığını belirten Prof. Dr. Aktaş, özellikle hangi sebeplerin aftı tetiklediğini ise şöyle açıklıyor:
“Ağız içini tahriş eden sert veya keskin yiyecekler, sigaranın bırakılması sonrası geçici dönem demir, B12 vitamini ve folik asit eksikliği, hormonal değişiklikler, bazı diş macunları (özellikle sodyum lauril sülfat içerenler) ve bağışıklık sistemi hastalıkları aft sebepleri arasındadır. Yine bazı kişilerde çikolata, domates, turunçgiller, baharatlı yiyecekler veya kuruyemişler de aftları artırabiliyor.”
Bir enfeksiyon hastalığı olmadığı için aftlar uçuk gibi bulaşıcı özellik taşımıyor. Ancak iyileşme süresi değişkenlik gösteriyor. Sık görülen küçük aftlarda iyileşme genellikle 7 ila 14 gün arasında değişiyor. Bu süreçte yaralar, kişinin günlük yaşamını etkileyecek ölçüde rahatsızlık verebiliyor.
Gelelim tedavi sürecine... Tedavinin temel amacının ağrıyı azaltmak ve iyileşmeyi hızlandırmak olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aktaş, “Bu süreçte tahriş edici yiyeceklerden kaçınmak gerekiyor. Çok sıcak, asitli ve baharatlı gıdaları azaltmak da önemli” diyerek yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:
“Tuzlu-karbonatlı gargara, antiseptik ağız gargaraları ve kortizon içeren ağız içi pomad veya ağrı azaltıcı lokal jeller kullanılabiliyor.”
[Fotoğraf: Depo Photos]Aftlar yalnızca bir kez ortaya çıkan ağız yaraları değil.. Aynı kişide birçok kez tekrarlayabiliyor. Bu noktaya dikkat çeken Prof. Dr. Aktaş, “Tekrarlayan aftları altta yatan vitamin eksiklikleri veya sistemik hastalıklar açısından değerlendirmek gerekebilir” uyarısında bulunuyor.
Behçet, çölyak ve Crohn hastalığı başta olmak üzere bazı sistemik hastalıklar, vitamin eksiklikleri ve bağışıklık sistemi hastalıkları da aft oluşumuna neden olabiliyor.
Peki hangi durumlarda aftlar daha ciddi bir tablonun habercisi olabilir? Yanıtını yine Prof. Dr. Aktaş'tan öğreniyoruz:
“Çoğu aft masum olsa da bazı durumlarda önemli bir hastalığın habercisi olabiliyor. Özellikle yaraların sık sık tekrarlaması, 2 ila 3 haftadan uzun süre iyileşmemesi, büyük ve derin seyretmesi ya da ateş, halsizlik ve açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtilerle birlikte görülmesi durumunda bir dermatoloji uzmanına başvurulması gerekiyor. Aftlara genital bölgede yara oluşumu, göz bulguları veya cilt döküntülerinin eşlik etmesi de dikkate alınması gereken işaretler arasında yer alıyor. Ayrıca yutmayı zorlaştıran veya çocukluk çağında şiddetli seyreden aftların da mutlaka değerlendirilmesi gerektiriyor.”