Hafif Yağmurlu 6.5ºC Ankara
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kahramanmaraş
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kilis
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Şanlıurfa
  • Şırnak
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak
Gündem
TRT Haber 11.02.2026 11:23

ABD’de tabu kırıldı: Gazze’yi konuşan kazandı

Gazze’de yaşanan soykırım, ABD siyasetinde uzun süredir dokunulmaz kabul edilen bir alanı bir kez daha sandıkta zorladı. New Jersey’deki ön seçim, İsrail yanlısı lobilerin mali ve siyasi baskısına rağmen Gazze’deki soykırımı açıkça dile getiren bir adayın kazanabileceğini gösterdi.

okuma süresi
Okuma süresi
ABD’de tabu kırıldı: Gazze’yi konuşan kazandı

ABD siyasetinde İsrail’i eleştirmek, uzun yıllar boyunca yazılı olmayan ama herkesin bildiği bir tabu olarak varlığını sürdürdü. Bu tabunun en önemli dayanaklarından biri, İsrail yanlısı lobilerin, başta Amerikan İsrail Halkla İşleri Komitesi (AIPAC) olmak üzere, adaylar üzerindeki mali ve siyasi baskı mekanizmalarıydı.

Öyle ki, Kongre seçimlerinden belediye başkanlıklarına kadar uzanan bu sistem, İsrail politikalarına mesafeli duran isimleri ya daha yarış başlamadan saf dışı bırakmayı ya da seçim sürecinde yoğun bir finansal saldırıyla etkisizleştirmeyi hedefliyordu.

Ancak New Jersey 11'inci Bölge’de yapılan özel ön seçim, bu yerleşik düzenin açık bir biçimde sarsıldığını gösterdi. Gazze’de devam eden soykırımı açıkça dile getiren Analilia Mejia’nın zaferi, Amerikan siyasetinde “konuşulamaz” kabul edilen bir başlığın artık sandıkta karşılık bulabildiğini ortaya koydu.

Mejia, kampanya boyunca bu duruşunu geri çekmek yerine daha da netleştirdi ve mitinglerde, “Gazze’de olan biten bir çatışma değil, bir halkın sistematik biçimde yok edilmesidir” sözleriyle seslendi.

ABD’de tabu kırıldı: Gazze’yi konuşan kazandı

AIPAC nedir, nasıl çalışır?

AIPAC (Amerikan İsrail Halkla İşleri Komitesi), ABD’de İsrail lehine politika üretimini destekleyen en etkili lobi yapılarından biri olarak biliniyor.

Resmi olarak bir bağış kuruluşu gibi görünmese de, AIPAC’e bağlı süper PAC’ler (Bağımsız harcama odaklı siyasi eylem komiteleri)  aracılığıyla milyonlarca dolarlık kampanya bütçeleri yönlendiriliyor. Bu yapı, adayların İsrail politikalarına dair tutumlarını yakından izliyor. Eleştirel bir çizgiye kayan isimler için rakip adaylara büyük mali destek sağlanıyor.

Bu yöntem yalnızca para transferiyle sınırlı değil. Kampanya sürecinde adaylar “antisemitizm” suçlamasıyla hedef alınıyor, medya üzerinden itibarsızlaştırma kampanyaları yürütülüyor ve parti yönetimleri üzerinde baskı kuruluyor.

Eski ABD’li diplomatların da sıkça dile getirdiği üzere, bu sistem uzun yıllar boyunca Kongre’de İsrail’e yönelik eleştirinin önünü fiilen kapattı.

New Jersey’de ne değişti?

New Jersey 11. Bölge’deki yarış, bu mekanizmanın artık işlemediği bir örnek oldu. AIPAC ve bağlantılı yapılar, bu seçimde Analilia Mejia’nın karşısına Demokrat Parti’nin merkez kanadını temsil eden deneyimli bir ismi, eski Kongre üyesi Tom Malinowski’yi çıkardı. Malinowski, Washington’da uzun yıllar görev yapmış, ABD-İsrail ilişkilerinde geleneksel “stratejik müttefiklik” çizgisini savunan bir siyasetçiydi.

Malinowski kampanyası boyunca Gazze’deki sivil kayıpları “trajik” olarak nitelendirdi ancak İsrail’in saldırılarını açık biçimde “soykırım” olarak tanımlamaktan özellikle kaçındı.

“İsrail’in kendini savunma hakkı tartışma konusu yapılamaz” söylemini öne çıkaran Malinowski, ABD’nin İsrail’e sağladığı askeri desteğin sürmesi gerektiğini vurguladı.

"Bu yarışın sonucunu, AIPAC'ın son üç hafta boyunca dürüst olmayan reklamlara harcadığı devasa miktardaki karanlık parayı da hesaba katmadan anlamak mümkün değil"
Tom Malinowski

İsrail politikalarını eleştirmenin antisemitizmle karıştırılmaması gerektiğini savundu. Bu yaklaşım, uzun yıllardır AIPAC ve benzeri yapıların desteklediği ana akım Demokrat dış politika çizgisiyle örtüşüyordu.

Bu nedenle AIPAC’e yakın süper PAC’ler, Malinowski lehine milyonlarca dolarlık reklam kampanyası yürüttü. Reklamlarda Mejia doğrudan Gazze söylemi üzerinden değil, “radikal”, “uç” ve “tehlikeli” bir aday olarak sunuldu. Bu strateji geçmişte birçok seçimde sonuç almıştı. Ancak bu kez beklenen olmadı.

Mejia, kampanya sürecinde geri adım atmak yerine söylemini daha da sertleştirdi. Bir mitingde, “Dışarıdan akan paranın büyüklüğü benim ne kadar tehlikeli olduğumu değil, neden susturulmak istendiğimi gösteriyor” ifadelerini kullandı. Başka bir konuşmasında ise seçmene doğrudan şu soruyu yöneltti: “Bu seçim New Jersey’deki insanların iradesiyle mi belirlenecek, yoksa binlerce kilometre öteden gelen parayla mı?”

Bu açık ve meydan okuyan dil, özellikle genç seçmenler ve ilerici Demokrat taban arasında güçlü bir karşılık buldu. Seçmen davranışı, paranın ve lobi baskısının artık mutlak belirleyici olmadığına dair güçlü bir mesaj verdi.

"Paraları o kadar zehirli ki, yardım etmeye çalıştıkları kişiler, ne kadar iyi gizlenmiş olursa olsun, onların bu işe karışmasından zarar görüyor"
Demokrat Kongre üyesi Mark Pocan

ABD’de Gazze artık fısıltı konusu değil

Bu seçim, yalnızca yerel bir başarı olarak görülmüyor. ABD’li siyaset bilimci John Mearsheimer’a göre, “Gazze savaşı Amerikan kamuoyunda İsrail’e yönelik algıyı kökten değiştiren bir kırılma yarattı ve bu değişim artık sandığa yansıyor.” Eski Birleşmiş Milletler raportörü Richard Falk ise bu sonucu, “ABD’de Filistin meselesinin ahlaki bir eşiği aşması” olarak değerlendiriyor.

Bu kırılmanın bir diğer önemli boyutu Demokrat Parti içindeki dengeler. Uzun süredir parti yönetimi tarafından bastırılan Filistin yanlısı söylem, artık yalnızca marjinal aktivistlerin değil, seçimi kazanabilen adayların dili haline geliyor. Mejia’nın, “Gazze için sessiz kalmak tarafsızlık değil, suça ortaklıktır” sözü bu değişimin sembolik ifadelerinden biri olarak öne çıktı.

Öte yandan ABD’de Gazze’ye ilişkin bu değişim yalnızca New Jersey ya da Demokrat Parti ile sınırlı değil. Cumhuriyetçi Parti'den Florida valiliğine aday olan James Fishback’in son çıkışı, İsrail’e yönelik kamuoyu tepkisinin parti sınırlarını aşmaya başladığını gösterdi.

Fishback, ABD bütçesinden İsrail’e gönderilen 385 milyon doları hedef alarak, “Paramız aptalca İsrail’e gönderildi” ifadelerini kullandı ve Netanyahu için, “Seni ahlaksız savaş suçlusu, paramız nerede?” sözleriyle sert bir eleştiri yöneltti.

Bu söylem, uzun yıllar boyunca Washington’da neredeyse imkânsız görülen bir dilin artık açık biçimde kullanılabildiğini gösteriyor. Gazze soykırımı, Amerikan siyasetinde yalnızca Demokrat Parti içinde değil, daha geniş bir siyasi zeminde de sorgulama alanı açmış görünüyor.

New York’tan yükselen başka bir ses: Zohran Mamdani

Bu tabloyu güçlendiren bir diğer gelişme, New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin Gazze konusundaki açık tutumu oldu.

Mamdani, İsrail’in saldırılarını ve ABD’nin koşulsuz desteğini kamuoyu önünde sorgulayan nadir üst düzey siyasetçilerden biri olarak öne çıkıyor. Onun bu duruşu, uzun süre siyasetçilere “riskli” görünen Filistin söyleminin artık otomatik bir siyasi yalnızlık üretmediğini gösterdi.

Mejia’nın zaferiyle birlikte Mamdani’nin çizgisi, bireysel bir cesaret örneği olmaktan çıkıp yeni bir siyasal eğilimin parçası olarak okunmaya başladı.

Bu sonuç ne anlama geliyor?

New Jersey’de yaşananlar, İsrail lobisinin ABD siyasetindeki mutlak hâkimiyetinin sona erdiği anlamına gelmiyor. Ancak ilk kez, bu gücün yenilmez olmadığı açık biçimde görülmüş oldu. Gazze soykırımı, Amerikan siyasetinde uzun yıllar ertelenen bir yüzleşmeyi tetikledi.

Artık ABD’de İsrail’i eleştirmek otomatik bir siyasi intihar anlamına gelmiyor. Aksine, suskunluk giderek daha fazla siyasi maliyet üretmeye başlıyor. Bu durum, yaklaşan genel seçimler öncesinde hem Demokrat Parti yönetimi hem de İsrail yanlısı lobi ağları için yeni ve zor bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor.

Sıradaki Haber
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 28 Şubat artığı faşizan zihniyeti lanetliyorum
Yükleniyor lütfen bekleyiniz