İnsanın doğum günlerinin sayısı olan kronolojik yaş ile organ ve hücrelerinin ne kadar yıprandığını gösteren biyolojik yaş arasındaki farkı ölçmek, uzun süredir tıp dünyasının en büyük hedeflerinden biri olarak kabul ediliyor.
Harvard Tıp Fakültesi'nden biyoenformatik uzmanı Alexander Tyshkovskiy liderliğindeki bir araştırma ekibi, hücrelerde hangi genlerin açılıp kapandığını kontrol eden RNA moleküllerini inceleyen ve "transkriptomik saat" adı verilen çığır açıcı bir algoritma geliştirdi.
Saygın bilim dergisi Nature'da yayımlanan araştırmaya göre bu yeni biyolojik saat, bir insanın ya da hayvanın yaşam yolculuğunun neresinde olduğunu ve kronik hastalık risklerini yüksek bir doğruluk payıyla tahmin etmeyi başarıyor.
Geliştirilen bu yeni teknolojinin en büyük inovasyonu; fareler, sıçanlar, makak maymunları ve insanlardan alınan 11 binden fazla doku örneğinin incelenip karşılaştırılmasıyla ortaya çıkması oldu.
Araştırmacılar, hücrelerin fonksiyonları ve kökenleri birbirinden tamamen farklı olsa bile, yaşlanma biyobelirteçlerinin memeliler arasında şaşırtıcı bir biçimde ortak olduğunu keşfetti.
Örneğin, bir sıçanın karaciğer ve kalbi ile bir insanın karaciğer ve kalbindeki aynı genlerin yaşlanmayla birlikte benzer sinyaller verdiği görüldü.
Hücre bölünmesi ve yara iyileşmesini yöneten genlerin aktif olduğu bünyelerde moleküler yaşlanmanın yavaş seyrettiği; hücre ölümü ve kronik iltihaplanma ile ilişkili genlerin baskın olduğu durumlarda ise biyolojik yaşlanmanın hızlandığı ve ölüm riskinin arttığı belgelendi.
Uzmanlar, bu yeni genetik saatin 2013 yılından beri kullanılan geleneksel kimyasal DNA analizlerine (epigenetik saatler) kıyasla çok daha pratik bilgiler sunduğunu belirtiyor. Sağlıklı bir diyetin biyolojik saati yavaşlattığı, kronik hastalıklar ve çevre kirliliğinin ise hızlandırdığı zaten biliniyor; ancak bu yeni algoritma sayesinde geliştirilen ilaçların veya yaşam tarzı değişikliklerinin yaşlanma üzerindeki etkileri artık yıllarca süren klinik deneylere gerek kalmadan erkenden ölçülebilecek.
Birmingham Üniversitesi'nden moleküler biyolog João Pedro de Magalhaes gibi bazı bilim insanları bu genetik değişimlerin yaşlanmanın doğrudan sebebi mi yoksa vücudun yaşlanmaya karşı bir savunma mekanizması mı olduğu konusunda temkinli yaklaşsa da, yeni yöntemin hücresel yaşlanmayı takip etmede tıp dünyasına çok güçlü bir kaynak sağlayacağı vurgulanıyor.