Çok Bulutlu 3.6ºC Ankara
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kahramanmaraş
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kilis
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Şanlıurfa
  • Şırnak
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak
Dünya
TRT Haber 15.01.2026 11:43

Gazze’de ikinci aşama ne anlatıyor?

Gazze’de katil İsrail’in ateşkes ihlalleri sürerken, ABD’nin “ikinci aşama” söylemi güvenliği önceleyen ancak siyaseti ve Filistin halkının iradesini belirsiz bırakan bir geçiş planı olarak tartışılıyor. Uzmanlara göre, temsil ve egemenlik başlıkları netleşmeden atılacak her adım, kalıcı çözüm değil ertelenmiş bir kriz anlamına geliyor.

okuma süresi
Okuma süresi
Gazze’de ikinci aşama ne anlatıyor?

Gazze’de 7 Ekim 2023’ten bu yana yaşananlar, askeri bir çatışma ya da sınırlı bir savaş başlığıyla açıklanamayacak bir noktaya ulaştı. Katil İsrail’in sivilleri, çocukları, hastaneleri ve mülteci kamplarını hedef alan saldırıları, açlığı bir silah olarak kullanması ve insani yardımı sistematik biçimde engellemesi, Gazze’yi modern çağın en ağır soykırım sahnelerinden birine dönüştürdü. Uluslararası hukuk ise bu tablo karşısında büyük ölçüde işlevsiz kaldı.

Bu süreçte devreye giren ateşkes girişimleri, sahadaki yıkımı durdurmak bir yana, çoğu zaman vahşi İsrail’in saldırılarını farklı biçimlerde sürdürmesine zemin hazırladı. Ateşkese rağmen devam eden bombardımanlar, yardım geçişlerindeki keyfi kısıtlamalar ve Gazze’nin güneyine sıkıştırılan yüz binlerce Filistinlinin güvenliğinin sağlanamaması, ilk aşamanın neden kısa sürede tıkandığını ortaya koydu. Ateşkes, Filistinliler için bir nefes alanı değil, belirsizliğin başka bir biçimi haline geldi.

Bugün Gazze'de yüz binlerce insan çadırlarda yaşamaya çalışıyor. Isınma imkanı yok. Temiz suya erişim sınırlı. Çocuklar bu kez bombalardan değil, soğuktan ve hastalıktan hayatını kaybediyor. Kronik hastalar ilaç bulamıyor, yaralılar yeterli tedaviye ulaşamıyor.

Gazze'de kış şartlarının ağırlaşması, çadırlarda yaşayan Filistinlilerin hayatlarını daha da zorlaştırdı. Fotoğraf: AA[Gazze'de kış şartlarının ağırlaşması, çadırlarda yaşayan Filistinlilerin hayatlarını daha da zorlaştırdı. Fotoğraf: AA]

Bu tablo, ateşkesin Gazze’de insani bir rahatlama sağlamadığını ortaya koydu. Kuşatma devam ederken, insani yardım temel bir pazarlık aracına dönüştü. Gazze’de yaşam, saldırıdan ateşkese geçişle normalleşmedi, yalnızca ölümün biçimi değişti.

ABD öncülüğünde dile getirilen “ikinci aşama” söylemi ise bu kırılgan zeminde yeni bir umut olarak sunulsa da, içeriği itibarıyla ciddi soru işaretleri barındırıyor. Açıklamalarda “istikrar”, “geçiş süreci” ve “düzenin sağlanması” gibi kavramlar öne çıkarken, katil İsrail’in saldırılarının siyasi sonuçlarına, işgalin sona erdirilmesine ve Filistin halkının iradesine dair net bir çerçeve sunulmuyor.

Özellikle Gazze için gündeme getirilen geçici yönetim modelleri ve yeniden inşa planları, siyasi çözüm perspektifinden koparıldığında, yıkımı yönetmeye dönük teknik projeler olarak kalma riski taşıyor. İlk aşamanın başarısızlığı da tam olarak burada yatıyor: Güvenlik merkezli, dışarıdan kurgulanan ve Filistin halkını sürecin öznesi olmaktan çıkaran yaklaşımlar, sahada karşılık bulmuyor.

İkinci aşamanın gerçekten yeni bir başlangıç mı, yoksa ertelenmiş bir kriz mi olduğu sorusu bu noktada daha da önem kazanıyor. Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Levent Ersin Orallı’ya göre, bu sorunun yanıtı ABD’nin sunduğu çerçevenin ötesinde, Filistin halkının iradesinin sürece nasıl dahil edileceğinde yatıyor.

ABD’nin “İkinci Aşama” tanımı: Düzen var, siyaset yok

ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un açıklamalarında ikinci aşama; güvenliğin tesis edildiği, geçici idari mekanizmaların kurulduğu ve Gazze’nin “istikrara kavuşturulmasını” hedefleyen bir süreç olarak tarif ediliyor. Bu aşamada kalıcı statü, temsil ve egemenlik gibi başlıkların bilinçli biçimde geri plana itildiği görülüyor. Washington’un yaklaşımı, sahadaki krizi kontrol altına almayı önceleyen bir geçiş mantığına dayanıyor.

Öte yadan yeni aşama Gazze’de yaşanan gerçeklikten kopuk başlıklar içeriyor. Şehir hâlâ kuşatma altında, altyapı çökmüş durumda, sağlık sistemi ayakta kalma mücadelesi veriyor. Bu koşullarda gündeme gelen askerden arındırma ve geçici yönetim başlıkları, Filistinliler açısından güvenli bir gelecekten çok yeni bir belirsizlik anlamı taşıyor.

“İkinci aşama söylemi, Filistin meselesini çözmekten çok yönetmeye odaklanıyor; bu da kalıcı barış değil, kontrollü belirsizlik üretiyor.”
Doç. Dr. Levent Ersin Orallı

Doç. Dr. Levent Ersin Orallı’ya göre ise bu yaklaşım, ilk aşamanın neden başarısız olduğunu da açıkça ortaya koyuyor. Orallı, güvenliği merkeze alan ancak siyaseti erteleyen planların, Filistin halkı açısından kalıcı bir düzen üretmesinin mümkün olmadığını vurguluyor.

Geçici Yönetim tartışmaları ve teknokratik model

İkinci aşamanın merkezine yerleştirilen Gazze Ulusal Yönetim Komitesi fikri, sahada en çok tartışılan başlıklardan biri oldu. Bu yapının, siyasetten arındırılmış bir teknokratik yönetim olarak temel hizmetleri yürütmesi öngörülüyor.

ABD tarafı bu modeli, hizmetlerin yeniden işler hale getirilmesi ve idari boşluğun doldurulması açısından “pragmatik” bir çözüm olarak sunuyor. Ancak bu yapıların nasıl bir meşruiyet zemini üzerine oturacağı netlik kazanmıyor.

“Gazze’de kurulması planlanan her geçici yapı, Filistin halkının siyasi iradesini merkeze almadığı sürece sahada karşılık bulamaz.”
Doç. Dr. Levent Ersin Orallı

Orallı’ya göre, seçilmemiş ve dış destekli teknokratik yapılar, Filistin siyasi dengeleri açısından ciddi riskler barındırıyor. Gazze halkı için asıl meselenin teknik kapasite değil, temsil olduğunu belirten Orallı, özgür iradeye dayanmayan hiçbir yapının sahada kalıcı olamayacağını ifade ediyor.

Hamas elinde tuttuğu esirleri teslim etti ancak İsrail hala yardım girişlerini engelliyor. Fotoğraf: AA[Hamas elinde tuttuğu esirleri teslim etti ancak İsrail hala yardım girişlerini engelliyor. Fotoğraf: AA]

Askerden arındırma hedefi: Güvenlik mi, tıkanma mı?

İkinci aşamanın en sert iddiası, Gazze’nin tamamen askerden arındırılması. Metinde bu hedef, “yetkisiz tüm personelin silahsızlandırılması” gibi bir ifadeyle öne çıkıyor. Ancak Gazze’de bu başlık, teknik bir güvenlik planı değil, varoluşsal bir tartışma.

Witkoff’un açıklamaları, güvenliğin sağlanmasını sürecin merkezine koyarken, bunun sahadaki siyasi ve tarihsel bağlamla nasıl örtüşeceğine dair net bir yanıt sunmuyor.

Orallı’nın yaklaşımı burada net: Kuşatma ve siyasal hak yoksunluğu sürerken “silahsızlanma” bir ön şart olarak dayatılırsa süreç tıkanır; çünkü sahada bu, “savunmasızlaştırma” olarak algılanır. Bu durumda ikinci aşama, birinci aşamadaki kırılganlığı başka bir biçimde yeniden üretir.

Yeniden inşa söylemi: Beton mu, siyasi dönüşüm mü?

Witkoff’un açıklamalarında Gazze’nin yeniden inşası, ikinci aşamanın önemli başlıklarından biri olarak sunuluyor. Ancak bu söylem, büyük ölçüde fiziki yıkımın onarılmasına odaklanıyor. Temsil, hareket özgürlüğü ve siyasal haklar gibi başlıklar ise arka planda kalıyor.

Orallı’ya göre bu yaklaşım, Gazze’deki asıl yıkımı göz ardı ediyor. Yeniden inşanın ancak Filistin halkının özgür iradesine dayanan bir siyasi dönüşümle anlam kazanabileceğini belirten Orallı, aksi halde yapılan yatırımların geçici olacağını vurguluyor.

Türkiye-Mısır-Katar vurgusu ne söylüyor?

Witkoff’un açıklamasında Türkiye, Mısır ve Katar’a özel teşekkürün yer alması, ikinci aşamada bu ülkelerin rolünün devam edeceğine işaret ediyor. Birinci aşama ve ikinci aşama arasındaki geçişte sınır kapıları, rehine meselesi, askeri çekilmeler ve yönetim komitesi gibi dosyaların masadaydı.

Gazze’de ikinci aşama ne anlatıyor?

Orallı’ya göre burada kritik ölçüt, ara buluculuğun “kriz yönetimi” ile sınırlı kalmaması. Eğer rol yalnızca iletişim kanalı olmakla sınırlanırsa, yapısal sorunlar yine çözümsüz kalır. Türkiye ve Katar’ın Filistin iradesine vurgu yapan söylemleri, sürecin daha kapsayıcı hale gelmesi için bir imkan sunabilir. Mısır ise coğrafi ve güvenlik boyutlarıyla belirleyici olmaya devam eder.

“Hangi ülke rol alırsa alsın, temel ölçüt Filistinlilerin özne olup olmadığıdır.”
Doç. Dr. Levent Ersin Orallı

Bugün “ikinci aşama” denilen şey, Gazze için bir takvimden çok bir eşiğe işaret ediyor.  Birinci aşama, ateşkesi kalıcı bir güvenlik ve yaşam zeminine çeviremedi. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) verileri, “sükûnet” denilen dönemde bile çocukların öldüğünü gösteriyor. İkinci aşama ise silahsızlanma, teknokratik yönetim ve yeniden inşa gibi büyük başlıkları aynı sepete koyuyor. Fakat bu başlıkların her biri, Filistinlilerin iradesi ve egemenlik sorusu çözülmeden sahada karşılık bulmakta zorlanabilir.

Tam da bu yüzden konunun ana amurgasında şu tartışma yer alıyor: Bu dönem, Filistinlilerin özne olup olmayacağı, kuşatmanın sürüp sürmeyeceği, yeniden inşanın bir “beton projesi” mi yoksa bir “siyasi ufuk” mu taşıyacağı belirsizlikleriyle mi son bulacak?  Orallı’nın uyarısı da burada toparlanıyor: Birinci aşamadaki mantık tekrar ederse, ikinci aşama da bir kriz yönetimi döngüsünün başka bir adı olarak kalır.

Sıradaki Haber
Rusya, İngiliz diplomatı istihbarat çalışanı olduğu gerekçesiyle sınır dışı etme kararı aldı
Yükleniyor lütfen bekleyiniz