Türkiye, önce Şanlıurfa ardından Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarının sebeplerini tüm detaylarıyla araştırıyor. Neden böyle bir olayın yaşandığı sorusu kadar bir daha gerçekleşmemesi için neler yapılabileceği konusuna da kafa yoruluyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kabine Toplantısı'nın ardından konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede iki husus öne çıktı. Sanal devriyelerin artırılması ve bu süreçte yapay zekanın daha etkin kullanılması.
Peki, sanal devriye tam olarak ne? Sistem nasıl işliyor? Bu devriyelerde yapay zekanın katkısı neden önemli? Sanal devriyenin radarına takılan olası bir tehdit için süreç nasıl işliyor? Tüm bu soruların yanıtını ve daha fazlasını Siber Güvenlik Uzmanı Burak Bozkurtlar ile konuştuk.
Bu sorunun cevabı elbette son derece kapsamlı. Ancak Bozkurtlar bize en temel çerçeveyi çiziyor. ‘Siber polislerin sosyal medya, dijital platformlar ve genel itibarıyla internet üzerinde yürüttüğü suç önleme/suçlu tespiti çalışmaları’ tanımını kullanıyor.
Devriyede görevli uzman isimler sanki sıradan bir kullanıcı gibi farklı platformlarda, sohbet odalarında, mesajlaşma uygulamalarında yer alıyor. Örneğin Telegram’da yüzlerce kişinin olduğu bir grupta ya da WhatsApp’ta sadece belli bir gruba özel sohbet odasında bu yetkililer olabiliyor.
Ancak hepsi bu değil... Burak Bozkurtlar, “Bu görevi üstlenen yetkililer çoğu zaman sohbetlere aktif olarak katılıyor. Oyun gruplarındakiler aktif olarak oyun oynuyor. Diğer kullanıcılar dikkatle takip ediliyor. Paylaşımları, profil fotoğrafları, eğer varsa şifreli mesajlaşmaları… En ufak bir şüphede hemen ilgili yerlere haber veriliyor. Ki buna ‘Siber Tehdit İstihbaratı’ deniliyor. İşte o zaman Siber Güvenlik Başkanlığı, MİT, Emniyet’in Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı başta olmak üzere resmi kurumlara söz konusu süreci aktarıyorlar. Sonra o kurumlar da gereğini yapıyor.” bilgisini paylaşıyor.
[Emniyet güçleri 'sanal devriye' görevlerini 7/24 anlayışıyla sürdürüyor. Foto: AA]Burak Bozkurtlar’a Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vurguladığı diğer husus olan ‘yapay zekadan daha fazla destek alınması’ meselesini de soruyoruz… Bozkurtlar somut bir örnek veriyor. Kahramanmaraş’taki olayın ardından bir anda Türkiye’nin gündemine oturan Telegram grubunda 95 binin üzerinde kullanıcı olduğunu belirtiyor. Ancak bunları kaçı gerçek kullanıcı, kaçı yapay zeka ajanı olarak kullanılan bot hesaplar bilinmiyor.
“Tek bir gerçek kişi yüzlerce bot hesabı kontrol edip bunlar üzerinden bilgi kirliliği yaratabiliyor. Siz de tam tersini yapabiliyorsunuz. Tek bir kişi yüzlerce, binlerce yapay zeka ajanını yönetiyor. Bu sanal ajanlar grupları, sohbet odalarını, ses kayıtlarını takip edebiliyor. Riskli durumlarda yetkili kişiye hemen uyarı gönderiyor. Böylece çok sayıda personelle hayli uzun sürede ortaya çıkarabileceğiniz bir tehdidi daha hızlı şekilde çözümleyebiliyorsunuz. Şu an bunlar zaten 81 ilin tamamında yapılıyor. Ancak belli ki hem personel sayısı artacak hem de yapay zekadan daha fazla yararlanılacak.” diyor Bozkurtlar.
Gelinen noktada ‘milli bilişim seferberliği’ tarzı bir yaklaşımın şart olduğunu vurguluyor Bozkurtlar. Nasıl ki AFAD’ın gönüllüleri varsa, sanal devriye için de Türkiye’nin dört bir yanından gönüllü ordusu kurulması gerektiğine işaret ediyor.
Elbette tüm bu önlemler ailelerin sorumluluklarını azaltmıyor. Burak Bozkurtlar, ebeveynlerin de dijital okur yazarlığının artması gerektiğinin altını çizip, sözlerini şöyle tamamlıyor:
“Evinizin kapısını bir yabancı çalsa ve çocuğunuzun odasına girmek istese ne tepki verirsiniz? Elbette onu içeri almazsınız. Ancak sanal dünyada çocuğunuzun odasına kimin girdiğini çoğu zaman aileler bilmiyor. Geldiğimiz noktada telefon, tablet, bilgisayar ‘dijital silah’ olabiliyor. Anne babaların da dijital okur yazarlığını artırması şart. Yaşanan son elim olayların ardından hızla aksiyon alındı. Ve doğru yola girildi. Şimdi tüm bunları birlikte ve koordineli şekilde somut olarak yapabilmek. İşte o zaman çok daha iyi bir noktaya ulaşacağımıza canı gönülden inanıyorum.”