Çok Bulutlu 14.9ºC Ankara
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kahramanmaraş
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kilis
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Şanlıurfa
  • Şırnak
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak
Gündem
TRT Haber 18.03.2026 11:00

Bakan Yumaklı: Türkiye'nin üretim altyapısı krizlere karşı dirençli

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin üretim gücünün krizler karşısında rüştünü ispatladığını ifade ederek, son 23 yılda başta Tarım Kanunu olmak üzere hayata geçirilen yasal düzenlemeler ve stratejik desteklerin üretim altyapısını daha da dirençli hale getirdiğini belirtti.

Bakan Yumaklı: Türkiye'nin üretim altyapısı krizlere karşı dirençli

TRT Haber özel röportajına konuk olan Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü vesilesiyle şehitleri anarak sözlerine başlayan Yumaklı, Türkiye'nin jeopolitik konumuna, tarımsal üretimdeki gücüne ve gıda arz güvenliği için alınan önlemlere dikkati çekti.

Çanakkale Zaferi’nin mirasına sahip çıkacaklarını belirten Bakan Yumaklı, Türkiye'nin zorlu bir coğrafyada istikrarını koruduğunu ifade etti.

Bakan Yumaklı, şunları kaydetti;

Bugün Çanakkale Zaferi'nin 111. yıl dönümü. Ben orada savaşmış ve hayatını kaybetmiş bir şehidin evladı olarak da ve bütün şehitlerimizi, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere rahmetle ve minnetle anıyorum. Bizler onların bize emaneti olan bu vatan için gece gündüz elimizden gelenin çok daha iyisini yapmaya devam edeceğiz. Onların bize olan emanetlerini koruyacağız ve daha ileriye götüreceğiz inşallah.

"Türkiye bir barış adası konumunda"

Hakikaten günlerdir bütün dünya çok dramatik olayları izliyor. Bizim üç tarafı denizlerle çevrili ama beş tarafı neredeyse krizlerle, savaşlarla, çatışmalarla dolu bir ülke; ama Sayın Cumhurbaşkanımızın öngörüsü ve hakikaten liderliği, üst düzey liderliği ile birlikte bir barış adası oldu ülkemiz.

Dolayısıyla nasıl Çanakkale Savaşı'ndaki mücadeleden bahsettik, bugün de ülkemizin bir barış adası olması hususundaki öngörüsü ve liderliği için Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımızı iletiyorum. Tabii hayatımıza 'yeni normal' dediğimiz birçok şey girdi. Konjonktürel durumlar belki bunların önüne geçti ama özellikle iklim değişikliği başta olmak üzere o kadar çok etken olmaya başladı ki; en başta ve ilk olarak da elbette herkesin gözünü çevirdiği mutlaka ama mutlaka bir gıda ve gıdayla ilişkili sektörlerde neler oluyor idi.

Türkiye gibi altyapısı son derece güçlü, özellikle son 23 yılda üretim açısından hakikaten bütün krizlere de test edilmiş ve dirençli bir hale gelmiş bir sektörden bahsediyoruz. Türkiye'nin hakikaten üretim altyapısı son derece güçlü. Şöyle söyleyeyim; 2002 yılından itibaren başta Tarım Kanunu olmak üzere birçok yenilikler, değişiklikler, düzenlemeler, üreticilere verilen destekler; bu en son, son 3 yılı eğer alacak olursak işte üretim planlaması, sözleşmeli üretim ve benzerleri bu dirençli yapıyı daha da dirençli hale getirmiş durumda.

"Gerekli tedbirleri, önlemleri aldık"

Savaş aslında riski, hatırlarsanız geçtiğimiz yılın haziran ayında 12 gün savaşıyla ilk kez bizim gündemimize bu kadar yakın girdi. Bu aşamadan itibaren bizler de risklerimizi tabii ki sektör olarak bir baştan aşağı inceledik. Acaba hangi konularda benzer bir durum olduğunda neler olabilir diye. Dolayısıyla öncelikle bu bölgenin özellikle tarımsal girdi açısından son derece önemli olması sebebiyle bu girdilerin, gübre başta olmak üzere, etkilenmesi durumunda neler yaparız; eylül ayından itibaren de bütün ekip arkadaşlarım hem de ekim döneminin ya da tarımsal üretim döneminin başlangıcı olması hasebiyle bunların gerekli tedbirlerini, önlemlerini aldık.

 

Maalesef ki ülkemizde böyle bir, dezenformasyon konusu, o 'organize kötülük' diyeceğim ben ona, hiçbir şeye bakmadan insanlarımızı endişeye sevk edecek bir süreci başlatmaktan çekinmiyorlar. Tabii biz hemen açıklamamızı yaptık bu başlangıcında savaşın. Türkiye'de tarımsal girdiler açısından, gübre açısından, gübre stoğu açısından herhangi bir sorun yok dedik. Bunu neden söylüyoruz; hakikaten gübre stoklarını takip ediyoruz, kullanımları takip ediyoruz, sahaya sevkiyatları takip ediyoruz. Bunun yanı sıra başka önlemler de aldık Ticaret Bakanlığımızla birlikte. Öncelikle farklı yerlerden ürün tedarikine istinaden, biz gümrük vergisi olan ülkeler vardı, o ülkelerin gümrük vergisi oranlarını sıfırladık. Bu arzı artırmak yönünde tedbirlerdi, yani mevcudu daha da sağlamlaştırmak adına.

"Vatandaşlarımız raflara gittiğinde herhangi bir ürünün bulunmazlığını yaşamadı"

Bunları planlamıştık biz; stoklarımız açısından bir problem yoktu, olay gerçekleşince bu tedbirleri almaya devam ettik biz. Yine farklı bir, yaklaşık 10 yıldır kullanımı yasak olan bir gübre çeşidi vardı, amonyum nitrat diye; onun kullanımını açtı. Yani hakikaten toplam içerisinde söylüyorum, girdilerle alakalı arzı artırıcı, sektörün herhangi bir şekilde sıkıntı yaşamayacağı bir ortam zaten sağlanmıştı. Türkiye pek çok krizi yaşadı. Bunların hiçbirisinde de vatandaşlarımızın raflara gittiğinde, markete gittiğinde, pazara gittiğinde herhangi bir ürünün bulunmazlığını yaşamadı. Bu da bizim altyapımızın ne kadar güçlü olduğunu gösterir. Ben buradan bütün üreticilerimize canı gönülden teşekkür ediyorum. 

Şöyle pandemiyi düşünün; çok çabuk unuttuk biz onu ama pandemide bütün dünyada herkes evine kapanmışken bizim çiftçilerimiz, bizim üreticilerimiz hemen gitti tarlasının başına ve o üretimden asla vazgeçmedi, hiçbir sıkıntı da yaşanmadı. Yine aynı şekilde, bizim şu anda çok stratejik stoklarda olmak üzere Toprak Mahsulleri Ofisimiz var biliyorsunuz ve diğer bakanlığımıza bağlı regülasyon kurumlarımız var; onların stokları yeterli derecededir. Yani vatandaşlarımızı herhangi bir şekilde endişeye sevk edecek en ufak bir problemimizin olmadığını ben tekrar buradan sizin huzurunuzda söylemek istiyorum.

Artık gerçeklik algımızla da oynanmaya başladı hakikaten; ne doğru ne yanlış... Ben buradan bütün vatandaşlarımıza bu konudan sorumlu kişi olarak, sorumlu bakan olarak lütfen bizim açıklamalarımızı takip edin diyorum. Hakikaten insanların... Bunun bir maliyeti yok bu dezenformasyonun; yani bir akıllı telefonla işte 2-3 dakikada yapılan bir şeyi sanki gerçekmiş gibi yaymak onların amacının belki bir unsuru ama gerçeklikle hiçbir ilgisi yok, bunu da söylemek istiyorum.

"Yılda ortalama 1,3 milyon denetim yaparız"

Bizde bayram öncesi bir tatlı telaş olur. Herkes misafirlerini ağırlamak için, başta tatlı olmak üzere, elinden geldiği kadar misafirlerini ağırlayacak hususlara öncelik verir. Tabii bu aynı zamanda işini çok iyi yapan kahir ekseriyeti bir kenara bırakıyorum; ancak onların arasında çürük elma diyebileceğimiz bazı işletmelerin kendilerine haksız bir şekilde menfaat sağlayacak ve bizim güvenilir gıda tanımımıza asla uymayacak ve bizim de hiçbir şekilde tolere edemeyeceğimiz birtakım davranışlar içerisine girebilirler. Ancak bizim denetimlerimiz sadece bayram öncesi ya da özel günler öncesi değil. Birkaç rakam vermek istiyorum: Biz yılda ortalama 1.3 milyon denetim yaparız. Bu denetimler çok farklı yerlerde olur; sektörel olur, ürün bazında olur vesaire, rutin olur. Bu 1,3 milyonluk denetimin özellikle ilk uygunsuzluk yakaladığımızda yaptığımız iş mutlaka o işletmeyle ilgili bütün yasal yaptırımları en üst seviyeden uygulamaktır. 

 

"29 milyon analizde 593 uygunsuzluk yakaladık"

Eğer suç unsuru, yani halkımızın vatandaşımızın sağlığını tehlikeye düşürecek bir şey ise onunla ilgili de savcılıklara suç duyurusunda bulunuruz ve bunları da takip ediyoruz. İşletmenin gelirine göre de 19 milyon liraya kadar da ceza yine kesiyoruz. Bir konu daha var, belki siz de takip ediyorsunuz; bunların da aynı şekilde vatandaşımızın bilgisine sunulmak üzere taklit ve tağşiş başlığının altında şeffaf bir şekilde paylaşmaya başladık. Bu da çok önemli, çünkü işini iyi yapanla yapmayanın bir ayrımının olması gerekir. 2023’te 1 milyon 366 bin denetim yaptık, 29 milyon analiz yaptık. Bakın bu gerçekten dünyada çok üst düzey bir rakamdan bahsediyoruz. 593 uygunsuzluk yakaladık, bunlara yaklaşık 2,7 milyar liralık para cezası kestik.

"Ramazan ayında denetimlerimizi biraz daha sıklaştırırız"

İşini iyi yapan kahir ekseriyet var. Bir de toptancı bir yaklaşımla herkesin bu şekilde olduğu varsayımını ortaya getirmemek lazım, çok büyük haksızlık olur. Dolayısıyla bu ceza miktarı da artırılmış oldu. Ancak biraz önce söyledim, biz özel günlerde, Ramazan ayında denetimlerimizi biraz daha sıklaştırırız. 95 bin denetim yaptık sadece Ramazan ayında; 1.723 işletme bunların içerisinden, 9 suç duyurusunda bulunduk, 130 milyon lira da ceza kestik. Bu denetimlerin tamamını dezenformasyonun bir bölümü de böyle; bunların tamamı uluslararası standartlara uygun denetimlerdir. Türkiye’nin laboratuvar altyapısı uluslararası akreditasyona tabidir ve gerçekten uluslararası bir de saygınlığı vardır, onu da söyleyeyim. Dolayısıyla bu işi yapan arkadaşlarım da son derece yetkin. Bir de hatırlarsanız bu dezenformasyonda özellikle ihraç edilen ürünlerden geri dönenler çok büyük yer tutar; çünkü RASFF bildirimi denilen Avrupa Birliği’nin açık bir yayını var. Orada da son 4 yılda azalmanın yüzde 74 olduğunu söylemek istiyorum.

(Geri dönen ihraç ürünler) Dönenlerin içeriğine bakmak lazım, onların uygunsuzluğuna bakmak lazım. Biz özellikle sağlığı tehlikeye düşürücü unsurlar taşıyor ise onlara karşı farklı tedbir alıyoruz. Ama hepsi o şekilde değil; kimisi olağan akışındaki küflenme vesaire gibi sebepler oluyor. Yalnız burada şunu söylemek istiyorum: Bunların tamamıyla alakalı gereken şeffaf bildirimlerde yüzde 74'lük bir azalma var. Bunu ifade etmek istiyorum, bu da çok önemli bir oran. Tabii insanların korkularını tetiklemek daha kolaya geliyor çünkü herkes gıda üzerinden ortaya atılacak bir iddianın ya da dezenformasyonun alıcısının olduğunu biliyor. Yine de burada kıymetli vatandaşlarımıza ben bu konuda da, diğer konularda da olduğu gibi Bakanlığımızın ve bizlerin açıklamalarını takip etmelerini özellikle istirham ediyorum.

 

"Ürün vatandaşımıza vaat edilen şekilde sunulmak zorunda"

Güvenilir gıda bizim kırmızı çizgimiz; bunu hiçbir şekilde bir toleransımızın olmayacağını hep söylüyoruz. Dolayısıyla nerede üretilmesi gerekiyorsa, hangi şartlarda üretilmesi gerekiyorsa bu konuda hiçbir esnekliğimiz olamaz. Yani buradan bir kez daha ifade edelim çünkü bunu farklı platformlarda defalarca ifade ediyoruz. Bir ürünü vatandaşımıza vaat edilen şekilde sunmak zorundadır o ürünü yapan ve sahaya sürenler. Dolayısıyla burada vatandaşımızın vermiş olduğu paranın karşılığını alması gerekir. Tabii bu denetimlerin özellikle taklit-tağşiş konusunda şeffaf bir şekilde yayınlandığı andan itibaren farklı bir boyuta geldiğini biz gördük. Özellikle vatandaşlarımız bu konuda son derece hassas; onların bunlara çok hızlıca ulaşabilmeleri, inceleyebilmeleri "bunlar kimdir?" bakabilmeleri için de farklı uygulamalar, platformlar onların hizmetine sunduk.

Bir de işte restorana gidiyorsunuz, bir kafeye gidiyorsunuz; oranın da hijyenik açıdan durumu, orada herhangi bir uygunsuzluk tespit edilip edilmediği konularını da yine sizlerin, yani vatandaşlarımızın hızlıca ulaşabileceği bir uygulamayı da faaliyete geçirdik. Gittiğiniz herhangi bir yerde Tarım Bakanlığı'nın barkodu nerede diye sorduğunuzda size gösterdiklerinde, o barkodu okuttuğunuzda siz o işletmenin en son ne zaman denetlendiğini ya da kaç kez denetlendiğini görüyorsunuz. Onun bir sonraki versiyonu da o işletmede bir uygunsuzluk olup olmadığı olarak göreceksiniz. Gittiniz bir yere oturdunuz, bir fincan bir şey içiyorsunuz, içmek istiyorsunuz; barkodu okuttunuz, eğer orada uygunsuz bir durum varsa ve siz onu kabul etmiyorsanız artık o hizmeti almaktan vazgeçebilirsiniz. Sizin bu seçeneğe sahip olmanızı biz de bu uygulamayla gerçekleştirmiş olacağız inşallah.

"Tüketicinin yanıltılmasını kabul etmemiz mümkün değil"

Mevzuat düzenlemeleri yaptık mesela, onu da söylemek istiyorum gıda konusunda. Özellikle etiket hileleri; yani içerisinde hiç tereyağı yok ama siz onu diyorsunuz ki "bu tereyağı tadında". İçinde hiç zeytinyağı yok, işte zeytin resmini koyuyor... Bunlarda da öyle. Dolayısıyla bu etiket konusunda çok ciddi düzenlemeler yaptık, hala da yapmaya devam ediyoruz. Tüketicinin yanıltılmasına sebep olacak hiçbir şeyde yine kabul etmemiz mümkün değil. Aynı şekilde bunlara da devam ediyoruz. Yani işte "nokta nokta tadında"... Aklıma şimdi gelmiyor, dediğim gibi tereyağından örnek verdiysek işte bir ürün var tereyağı tadında ama içine bakıyorsunuz tereyağı ile ilgili hiçbir şey yok. Ya da aroma; bir aroma var ama sanki o ürünün kendisi varmış gibi işte bir çilek, o çileğin resmini koymak... Bunların hepsini kaldırdık. Ya özellikle raflarda belirgin bir şekilde vatandaşımızın ürünü alırken doğru bir şekilde görüp anlayıp "Evet, ben hür irademle bunu alacağım" dediği bir ortamı sağlıyoruz.

Güvenilir Gıda uygulaması

Bugün itibarıyla sizin programınıza gelirken de başka bir yeniliği vatandaşlarımızla paylaşmak istedim ben. Burada "Güvenilir Gıda" mobil uygulaması... Bu konu aslında bir ne diyelim buna, bir meleke kazanmak; yani bir alışkanlık kazanmak. Bir yere gittiğinizde işte "ya önce biz bunun bir etiketine bir bakalım, Tarım Bakanlığı şöyle demişti acaba bu bunu ne kadar karşılıyor?" konularını orada görmeleri. Biz hep şunu söylüyoruz: Biz Bakanlık olarak elbette sorumluluklarımızı yüzde 100 yerine getirmek zorundayız. Ancak vatandaşımızla birlikte omuz omuza olursak eğer çok daha etkin bir denetim ve otokontrol mekanizmasını oturtabiliriz. Dolayısıyla benim biraz önce söylemiş olduğum mobil uygulamada böyle... Biz burada mottomuz şöyle diyoruz: "Denetim senin elinde", "denetim elinde". Yani sizin cep telefonunuzda bu uygulamayı indirdiğiniz zaman burada dört tane bölüm var vatandaşımızın çok kolay kullanıcı dostu bir uygulama bu.

Birincisi; yine bir yere gittiniz bir alışveriş yapıyorsunuz, orada bir uygunsuzluk gördünüz. Ürünün kendisiyle olabilir, o işletmeyle ilgili olabilir. Herkeste cep telefonu artık var, hayatımızın ayrılmaz parçası. Onu çekip bize gönderdiğinizde biz hemen oraya denetim göndereceğiz. Bunu ihbar olarak demeyelim de bu denetimin bir parçası olsun, bizim en yakın paydaşımız olsun. Özellikle o fotoğrafın çekilerek bize gönderilmesi, lokasyonla beraber, firma bilgileriyle beraber bizim için son derece kolay bir sonraki aşama olmuş olacak.

 

Her işletme de şeffaf olmak zorunda. Sonuç itibarıyla insanlara gizli saklı bir şey satmıyorsa o zaman onunla ilgili de denetimi mutlaka oluşturmak durumunda. Burada ikinci konuda işletmelerin denetim sorgulamaları. Restoran, market gibi bu toplu satış yerlerinde özellikle benim biraz önce söylemiş olduğum karekodun okutularak bu bilgilere sahip olunması; yani en son ne zaman denetim yapılmış orada... Dediğim gibi bir sonraki aşamada da herhangi bir uygunsuzluk varsa acaba o işletme o uygunsuzlukla ilgili ne yapmış onu da görecek.

Taklit-tağşiş

Üçüncüsü de gıda kamuoyu duyurusu, yine bu uygulamanın içerisinde. Taklit-tağşiş dediğimiz; "ya bir işletmede bir uygunsuzluk var, bir üründe bir uygunsuzluk var acaba bunlar hangileri?" yine o uygulamadan üçüncü seçenekte bulabilecek. Dördüncü seçenekte de gıdada doğru bilgi. Doğru bilinen yanlışlar ya da yanlış bilinen doğrular... Şimdi burada da vatandaşımızın bilgi ihtiyacını son derece basit, hızlı bir şekilde karşılayacak hap bilgiler vereceğiz. Örneğin siz evinizde gıdanızı işte "A gıdasını" hangi şekilde saklamalısınız? O saklayacağınız ambalaj nasıl olmalı? Şöyle yaparsanız sonucu bu olur, böyle yaparsanız sonucu bu olur...

Çok hızlı hap bilgiler sizin işinize yarayacak, özellikle hanımefendilerin işine yarayacak birçok bilgiyi de orada bulmuş olacaklar. Bu uygulamanın dediğim gibi bugün itibarıyla artık indirilmesi mümkün. Özellikle de Ramazan ayı boyunca deneyebilirler bununla ilgili. Sadece burada kimlik doğrulama istiyoruz çünkü bunun farklı bir yönüyle de bir haksız rekabete yol açacak başka unsurların oluşmaması için. Vatandaşlarımızın eğer bu denetim sürecine aktif bir şekilde katılımı sağlanırsa devletimizin denetim gücü vatandaşımızın bilinciyle birleşecek ve biz daha iyi, daha güvenilir gıdaya ulaşmak konusunda ülke olarak belli bir seviyenin üzerine çıkmış olacağız inşallah.

"Su depolama ve suyu kullanma yatırımları devam ediyor"

Konuşmamın başında "yeni normaller" dediğim hususun içerisine hatırlarsanız iklim değişikliğinden kaynaklı işte kuraklık, zirai don yani tarımsal üretimin dış etkenlerden etkileneceğini gösteren birçok unsuru da konuşmuştuk. Tabii Türkiye her konuda olduğu gibi bu konuda da devlet aklı, kadim devlet olmasından hareketle özellikle son 23 yılda yaklaşık 5 trilyona yakın bir yatırımla 10 binin üzerinde, 11 bine yakın tesis kurmuş ve kurmaya da devam ediyor. Yani bu şekliyle Türkiye'nin su depolama konusu ve suyu kullanma konusundaki yatırımları devam ediyor; bu son derece önemli. Mesela içme suyuyla alakalı söyleyeyim; 75 baraj ve gölet var, dünyanın çevresini üç kez dolanacak şekilde bir borulama sistemi var. Yani bu son derece önemli; 115 bin kilometrelik bir içme suyunun ulaşması için bir yatırımdan bahsediyoruz. Bu sadece bizim ülkemizde yapılan yatırım. Son dönemde özellikle geçtiğimiz yıl ve bir önceki yıl kuraklıktan kaynaklı birçok ilde sıkıntı oldu; ben bunların içerisinde işletme problemleri olan ya da liyakat problemi olanları bir kenara bırakıyorum, gerçekten ihtiyacı olan belediyelere de biz Bakanlık olarak, Devlet Su İşleri olarak da destek verdik, vermeye de devam ediyoruz.

Gelelim kuraklık konusuna ya da yağışlar konusuna; 1 Ekim 2025 ile 16 Mart 2026 arasında yağışlarla ilgili uzun yıllar ortalamasına baktığımızda yağışlar yüzde 19 arttı, geçen yıla baktığımızda yüzde 81 arttı. Bu ne demek? Geçen yıl gerçekten olağanüstü bir yıl geçirdik. Şunu söylemek istiyorum: Bu kadar olağanüstü bir yıl geçirmiş olmamıza rağmen yine de işte biraz önce bahsetmiş olduğum yatırımlarla çok şükür ki devasa bir problem oluşmadan bu süreci atlattık. 2024 yılına geri döndük. Yani bu 2024 yılı yağışları gayet iyiydi başlangıç olarak. 2025’te o kuraklıkta hakikaten barajlarımızın seviyesi son ciddi miktarda düşmüştü. Şu anda Türkiye'deki barajların ortalama doluluk seviyesi yüzde 50. Bazıları yüzde 100, bazıları işte farklı oranlarda ama ortalama doluluk oranı yüzde 50.

 

Tabii sadece sizin suyunuzun bir yerde iyi bir şekilde depolanması yetmez, onu doğru bir şekilde kullanmanız gerekir. Dolayısıyla burada da kapalı devre sulama sistemleri... İşte 2002'lerde %6 civarındaydı, şimdi %38'deyiz. 2028'de %45'e çıkacak bu. Yatırımları çok süratli bir şekilde devam ediyoruz. Yine modern sulama sistemleri ile ilgili Bakanlığımız üreticilerimize %50 destek veriyor ki suyun verimli kullanılabilmesi için.

"Su Verimliliği Seferberliği"miz var Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde, bunlar devam ediyor. Suyun kullanımı ile ilgili hem tarımsal kullanımda, sanayi kullanımında, evsel kullanımlarda "doğru bir şekilde kullanalım, her damlanın önemi vardır"dan hareketle... Burada özellikle sıfır atık gibi hem ülkemizde hem de bütün dünyada su verimliliği konusunda Türkiye yine başat bir rol almaya doğru gidiyor. Yapay zeka destekli otomasyon sistemleri var, atık suların üretimde kullanılabilmesi için onların o hale hazır hale getirilebilmesi için yatırımlar var. Yani biz buna da, yani iklim değişikliğinden kaynaklı kuraklığa da, yağışlarla ilgili problemlerden oluşacak sadece kuraklık değil aynı zamanda taşkın konularına da hazırlıklıyız. Bu konuda gerçekten çok ciddi de bir deneyim var. Sadece burada şunu belirtmek istiyorum; hakikaten 2025-2026 çok dramatik farklı. Hiç kar yağmamıştı mesela neredeyse 2025'te ama şimdi bu sene hamdolsun ülkemizin dört bir yanında gerçekten iyi kar yağışı oldu. Bu seneyi geçen seneden çok daha iyi geçireceğimizin müjdesini de buradan vermiş olayım.

"Tarımsal üretimin içerisinde gençlerin ve kadınların olmasını istiyoruz"

Çiftçi yaşı konusu, yani üretici yaşı konusu sadece bizim değil bütün dünyanın sorunu. Herkesin konuştuğu ve çözüm bulma adına farklı işte programları uyguladığı bir husus. Bizde de Avrupa Birliği'nde çiftçi yaşı ortalaması 57, Amerika Birleşik Devletleri'nde bu 58, bizde de 57. Yani dünyadan farklı bir noktada değiliz bu anlamda. Biz her platformda şunu söylüyoruz: Tarımsal üretimin içerisinde gençlerin ve kadınların olmasını istiyoruz. Tabii sadece sözle olacak bir şey değil, bununla ilgili de programlar uyguluyoruz aynı şekilde. Özellikle bizim tarımsal üretimin içerisinde olmak isteyen gençlere kırsal kalkınma desteklerimizden, işte tarımsal kredilerden, uluslararası fonlardan çok ciddi bir şekilde bir desteğimiz var zaten. Çünkü yeni jenerasyon artık teknolojiyi çok inanılmaz bir şekilde kullanıyor, tam da istediğimiz gibi. Sadece bir ürünün basit bir şekilde üretilmesi değil, onun bütün süreçlerine hakim olmaya çalışıyor. Bu da son derece önemli, istediğimiz bir husus.

Tecrübeyle, yani o 57 yaş tecrübesiyle gençliğin dinamizmini biz buluşturduğumuzda ki bu şekliyle hakikaten çok güzel sonuçlarını alıyoruz, devam ediyoruz. Bizim "Tarım Orman Gençlik Konseyi"miz var. Burada 42 arkadaşımız var; orta ve üstü ölçekte gerçekten çok iyi tarımsal üretim yapan, çok farklı branşlarda kardeşimiz var. Biz bu arkadaşlarımızı da Türkiye'nin dört bir yanında kendi ekosistemlerini kurarak kendileri gibi gençlerin tarımsal üretimin içerisinde olmasını sağlayacak bir şekilde örneklik teşkil etmelerini istiyoruz. Onlar da buna sağ olsunlar çok ciddi bir ilgi gösterdiler. Bu Tarım Orman Gençlik Konseyi bir model. Yani herhangi bir genç kardeşimizin bir konuda üretim yaparken "Acaba bunun yapanı var mı?" dediğinde mutlaka onunla ilgili bir genç kardeşim var. Bunların arasında erkekler var, kızlar var, yani orta yaş üzeri arkadaşlarımız, kardeşlerimiz var. Şöyle söyleyeyim; biz 2026 yılında kırsal kalkınma desteklerinin neredeyse %50'sini kadınlara ve gençlere ayırmış durumdayız zaten. Yani bu konu çok bir bütüncül halde devam ediyor.

"Genç kardeşlerimi kendi işinin patronu olmaya davet ediyorum"

Sağ olsun Sayın Cumhurbaşkanımıza da şükranlarımı arz ediyorum, bu konudaki hiçbir talebimizi geri çevirmedi; aksine destekledi bizi, cesaretlendirdi. Biz Bakanlığımızın politikalarının merkezine genç ve kadın kardeşlerimizin tarımsal üretimin içerisinde olmasını koyduk, bu şekliyle de devam edeceğiz. Özellikle hayvancılık desteklerinde, işte bitkisel üretim desteklerinde onların artı puanlar alması için de o programların içerisinde pozitif ayrımcılık yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Bütün kardeşlerimi ben tarımsal üretimin içerisinde olmaya davet ediyorum. Şöyle bir konu söyleyeyim; Ziraat Fakültesi öğrencileri, veteriner hekimler, işte gıda mühendisleri... Yani tarım ekosisteminin içerisinde olmak için bunun eğitimini almış genç kardeşlerimi de aldıkları eğitimi üretime aktarmaya davet ediyorum. Onları kendi işlerinin patronu olmaya davet ediyorum.

Biz bu konuda hem benim sosyal medya paylaşımlarımda hem de Bakanlığımızın sosyal medya paylaşımlarında "Bereket Hikayeleri" adı altında paylaşımlar yapmaya başladık. Oraları takip etsinler, görsünler; görecekler ki gerçekten işini hakkıyla yapanlar için hem ortam var hem kaynak var hem Bakanlık desteği var hem de ciddi bir potansiyel var. Dolayısıyla bu kardeşlerimi de dediğim gibi kendi işlerinin patronu olabilecek ortama davet etmiş olayım sizin vasıtanızla. "Yeter ki sen üret" diyoruz, biz Bakanlık olarak sizin yanınızdayız. Mübarek Ramazan Bayramı'nın artık son günlerindeyiz. Bütün vatandaşlarımın şimdiden Ramazan Bayramlarını tebrik ediyorum. Sağlık, sıhhat, huzur diliyorum.

Ayrıntılar gelecek...

Sıradaki Haber
Ramazan Bayramı süresince hava nasıl olacak?
Yükleniyor lütfen bekleyiniz