Açık 2.1ºC Ankara
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kahramanmaraş
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kilis
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Şanlıurfa
  • Şırnak
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak
Gündem
TRT Haber 20.01.2026 12:03

Enerji denkleminde yeni sayfa: Suriye ne kazandı?

Suriye’de petrol ve doğal gaz sahalarının yeniden hükümet kontrolüne geçmesi, savaşın askeri boyutunun ötesinde bir anlam taşıyor. Bu gelişme, yıllardır devlet dışına itilen ekonomik kaynakların yeniden merkezi yapıya bağlanması açısından kritik bir eşik olarak görülüyor.

okuma süresi
Okuma süresi
Enerji denkleminde yeni sayfa: Suriye ne kazandı?

Suriye’de 2011’de başlayan iç savaş, binlerce insanın hayatını kaybetmesine, şehirlerin yerle bir olmasına neden olurken, devletin ekonomik omurgasını da parçaladı. Çatışmaların derinleştiği yıllarda merkezi otoritenin zayıflaması, ülkenin petrol ve doğal gaz kaynaklarının fiilen devlet denetimi dışına çıkmasına yol açtı.

Özellikle kuzey ve doğu Suriye’de yer alan enerji sahaları, savaşın askeri boyutundan çok daha uzun vadeli sonuçlar doğuran bir ekonomik kırılmanın merkezine yerleşti.

Enerji denkleminde yeni sayfa: Suriye ne kazandı?

Bu süreçte terör örgütü YPG, “DEAŞ’la mücadele” söylemi altında başta Deyrizor ve Haseke olmak üzere enerji açısından kritik bölgeleri işgal etti. Devlet kurumlarının erişemediği bu alanlar, yıllar boyunca hem Suriye bütçesinin hem de kamu hizmetlerinin dışında bırakıldı.

Elektrik üretiminden yakıt teminine kadar pek çok alanda yaşanan krizlerin temelinde, bu kaynakların merkezi yönetimden koparılması yatıyordu.

Son dönemde Suriye ordusunun sahada sağladığı ilerlemeyle birlikte petrol ve doğal gaz sahalarının önemli bir bölümü yeniden hükümet güçlerinin kontrolüne geçti.

Sahadan gelen bilgiler, özellikle Fırat’ın doğusunda yer alan enerji havzalarının yeniden Şam’a bağlandığını ortaya koyuyor. Bu yeni durum, hem askeri olarak ilerlemeyi hem de Suriye’nin ekonomik egemenliğini yeniden kurma çabasını net şekilde ortaya koyuyor.

Suriye ordusu Haseke kent merkezine kadar ilerlemiş durumda. Fotoğraf: AA[Suriye ordusu Haseke kent merkezine kadar ilerlemiş durumda. Fotoğraf: AA]

Terör örgütü YPG'nin ekonomik alan inşası

İç savaşın ilerleyen yıllarında terör örgütü YPG, Deyrizor, Haseke ve çevresindeki petrol ve doğal gaz sahalarında fiili bir kontrol alanı oluşturdu. Bu kontrol, yalnızca güvenlik gerekçeleriyle sınırlı kalmadı. Bu sahalar üzerinden kurulan ekonomik düzen, örgütün bölgedeki varlığının temel dayanaklarından biri haline geldi.

Suriye Petrol Kurumu’nun değerlendirmelerine göre bu dönemde enerji sahaları, merkezi bir üretim planı olmaksızın işletildi. Üretilen petrol ve doğal gaz, devlet bütçesine aktarılmadı. Kamu hizmetlerine yönlendirilmedi. Elektrik üretimi, yakıt dağıtımı ve altyapı yatırımları açısından ortaya çıkan boşluk, sivil nüfus üzerinde doğrudan etkiler yarattı.

Özellikle el-Ömer ve Tenek gibi büyük sahalarda üretimin ciddi biçimde düşmesi, bu fiili düzenin uzun vadeli ekonomik sonuçlarını gözler önüne serdi.

Uzmanlara göre plansız ve tahrip edici işletme yöntemleri, yalnızca günlük üretimi azaltmakla kalmadı; kuyuların verimliliğini de kalıcı biçimde zedeledi.

Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın açıklamalarında vurguladığı üzere, enerji kaynaklarının devlet denetimi dışında kalması, Suriye halkının yıllarca süren bir ekonomik bedel ödemesine neden oldu. Şam yönetimi bu dönemi, ekonomik egemenliğin askıya alındığı bir tablo olarak tanımlıyor.

Savaş öncesi kapasite, savaş yılları ve bugünkü tablo

Uluslararası enerji verilerine göre Suriye, iç savaş öncesinde günlük yaklaşık 380-400 bin varil petrol üretebilen bir ülkeydi. Yıllık doğal gaz üretimi ise 8-9 milyar metreküp seviyesindeydi. Bu kapasite, elektrik santrallerinin büyük bölümünü besliyor, sanayi, ulaştırma ve konutlarda kullanılan enerjinin ana kaynağını oluşturuyordu.

Enerji denkleminde yeni sayfa: Suriye ne kazandı?

Savaşın yayılmasıyla birlikte bu kapasite hızla eridi. Enerji sahalarının çatışma alanlarına dönüşmesi, altyapının zarar görmesi ve fiili yapıların kontrolü altında kalması, üretimi keskin biçimde düşürdü.

Güncel verilere göre Suriye’nin petrol üretimi bugün 100 bin varil/gün seviyesinin altına gerilemiş durumda. Doğal gaz üretimi de savaş öncesi düzeylerin oldukça gerisinde seyrediyor.

Haritalar, üretimdeki en büyük düşüşün, uzun süre devlet kontrolü dışında kalan sahalarda yaşandığını gösteriyor. Bu durum, enerji meselesinin neden sadece teknik değil, doğrudan devlet kapasitesiyle ilgili bir konu olarak ele alındığını ortaya koyuyor.

Kaynaklar Suriye için ne ifade ediyor?

Suriye yönetimi, enerji sahalarının geri alınmasını hızlı bir gelir artışı vaadiyle sunmuyor. Şam’ın önceliği, sahalarda güvenliğin kalıcı biçimde sağlanması ve üretimin istikrarlı hâle getirilmesi.

Suriye Petrol Kurumu’na göre önümüzdeki dönemde ilk aşama, kuyuların rehabilitasyonu, boru hatlarının onarılması ve hasar gören tesislerin yeniden işler hâle getirilmesi olacak. Üretim artışı, bu teknik sürecin ardından gündeme gelecek.

YPG işgalindeki bölgelerde petrol ilkel yollarla işletildi. altyapı büyük zarar gördü. Fotoğraf: AA[YPG işgalindeki bölgelerde petrol ilkel yollarla işletildi. altyapı büyük zarar gördü. Fotoğraf: AA]

Ahmed Şara, petrol ve doğal gazın siyasi pazarlık konusu değil, devlet egemenliğinin temel unsurlarından biri olduğunu vurguluyor. Enerji sahalarının yeniden merkezi yönetime bağlanması, Şam’a göre yeniden inşa sürecinin vazgeçilmez adımlarından biri olarak görülüyor.

Öte yandan mevcut üretim kapasitesi, Suriye’nin tüm enerji ihtiyacını karşılamaktan uzak. Ancak uzman değerlendirmelerine göre bu kaynaklar, özellikle elektrik üretimi ve temel kamu hizmetleri açısından kritik bir denge sağlayabilir.

Doğal gazın elektrik santrallerine yönlendirilmesi, büyük şehirlerdeki uzun süreli kesintilerin azaltılması açısından önem taşıyor. Petrol üretimi ise ithalata olan bağımlılığı kısmen azaltarak bütçe üzerindeki baskıyı hafifletebilir.

Uluslararası enerji raporları, sahaların sağlıklı biçimde işletilmesi hâlinde Suriye’nin elektrik ihtiyacının yaklaşık üçte birine kadarını yerli kaynaklarla karşılayabileceğine işaret ediyor. Şam yönetimi bu tabloyu bir “mucize” değil, zaman kazandıran bir geçiş imkânı olarak değerlendiriyor.

Sıradaki Haber
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Shaquille O'Neal ile basketbol oynadı
Yükleniyor lütfen bekleyiniz