Parçalı Bulutlu 11.8ºC Ankara
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kahramanmaraş
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kilis
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Şanlıurfa
  • Şırnak
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak
Gündem
TRT Haber 17.04.2023 14:43

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul'u dünyanın sayılı finans merkezlerinden biri yaptık

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İstanbul'u dünyanın sayılı finans merkezlerinden biri haline getireceğiz demiştik ve getirdik. Şimdi de bu işin fiziki şartlarını oluşturduk" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul'u dünyanın sayılı finans merkezlerinden biri yaptık
[Fotograf: AA]

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Finans Merkezi Açılış Töreni'nde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti;

Bugün sizlerle ülkemiz ekonomisi ve finans sektörümüz açısından stratejik önemde bir açılış töreni münasebeti ile bir aradayız. Programımızı teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu vesileyle bir kez daha artık son 3 gününün içinde olduğumuz Ramazan-ı Şerif-i'nizi tebrik ediyorum. Bu yıl 6 Şubat depremlerinin gölgesinde idrak ettiğimiz ramazan ayını her bakımdan dolu dolu değerlendirmenin gayretindeyiz.

"Deprem bölgesindeki kardeşlerimizi ihmal etmeden yatırım ve kalkınma hamlelerimize hız veriyoruz"

Hem yaraları sarmanın hem de bu zor günlerde milletimize umut olmanın müjdeli haberlerle umut aşılamanın çabasındayız. Deprem bölgesindeki kardeşlerimizi ihmal etmeden yatırım ve kalkınma hamlelerimize hız veriyoruz. Durmak yok yola, yatırıma, hizmete, eser kazandırmaya devam diyerek milletimizi hayalleri ile buluşturmayı sürdürüyoruz. Bugün de Türkiye'yi finans alanında bir üst lige çıkaracak İstanbul Finans Merkezi'nin ilk etabının açılış heyecanını yaşıyoruz. 

Dünyada New York, Londra, Frankfurt gibi asırlık merkezlerin yanında Dubai, Singupur, Hong Kong gibi sonradan bu listeye dahil olan önemli finans merkezleri de bulunuyor. Küresel finansın ağırlık merkezi giderek daha belirgin şekilde batıdan doğuya doğru kayıyor. Bu çerçevede Asya ve Avrupa arasında artan siyasi rekabet ile ülkemizin jeopolitik konumu İstanbul'un önünde yeni fırsat pencereleri açıyor. Ülkemizi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyütme üzerine kurulu Türkiye Ekonomi Modeli ile hedeflerimizi bir adım daha yukarı taşıdık. Tarihi olarak doğu ve batı arasında hem coğrafi hem de ticari köprü görevi gören İstanbul'un günümüzde finansal piyasalar arasında aynı bağı kurma potansiyeline sahip olduğuna inanıyoruz.

 

İktidara gelmemizden bir kaç yıl sonra bu müjdeyi vermiştik. Demiştik ki, bizler İstanbul'u dünyanın sayılı finans merkezlerinden biri haline getireceğiz ve getirdik. Şimdi de bu işin fiziki şartlarını oluşturduk. Kimlerle mücadele etmedik ki? Kimlerle bu işin kavgasını vermedik ki? Merkez Bankası'nı İstanbul'a taşıyacağız dedik, önümüze çıktılar. Ziraat Bankası'nı İstanbul'a taşıyacağız dedik, önümüze çıktılar. Ne yapmadılar ki, Vakıfbank için aynı şeyi söylediler. Hepsi için aynı şeyi söylediler. Çünkü bunların kadim medeniyetimizden, tarihimizden haberleri yok. Türkiye'de finansın tarihinde neler olduğunu bunlar bilmiyor. Tarihte İstanbul nasıl bu ülkenin bir finans merkezi ise işte şimdi de yeniden bu finans merkezi olma görevini üstleniyor, hayırlı olsun.

 

İstanbul Finans Merkezi, Türkiye'nin dünya ekonomisindeki yerini güçlendirmek, bölgesel ve ilerleyen zamanlarda ülkemizi küresel bir finans merkezi haline getirmek amacıyla geliştirilen vizyoner bir projedir. İnşasına 2013 yılında başladığımız bu proje ile Merkez Bankamız, kamu bankalarımız ve borsamız dahil ülkemizin lokomotif kuruluşlarını İstanbul'a taşımaya karar verdik. Böylece toplam 65 milyar liralık yatırım değeri ile ülkemizin ve dünyanın en prestijli projesini hayata geçirdik. Bu merkez aynı zamanda çevreye saygılı, doğa dostu, sıfır atık uyumlu vasıfları ile de örnek bir projedir. Türkiye'nin ilk eser sözleşmesine dayalı yeşil kira sertifikasının ihracıyla elde edilen 600 milyon lira değerindeki fonu, projemizdeki çevre dostu yeşil binalarla kullanıyoruz. İstanbul Finans Merkezi'miz toplam alanı 1,4 milyon metrekareyi bulan 21 ofis binasıyla, 100 bin metrekarelik alışveriş merkeziyle, 2 bin 100 kişilik kongre merkeziyle, oteli ve 26 bin 500 araçlık otopark kapasitesiyle, akıllı şehir modeliyle, daha pek çok özelliğiyle iş dünyasının tüm ihtiyaçlarına cevap verecektir. Yani İstanbul'umuzun Avrupa Yakası'ndan sonra Anadolu Yakası ayrı bir zenginliğe kavuşmuştur.

"İstanbul'da yeni bir finansal ekosistem oluşturacaktır"

İstanbul Finans Merkezi yerli ve yabancı finans kuruluşlarının bölgede faaliyet göstermeye başlamasıyla çok geniş bir yelpazede ülkemiz ekonomisine ciddi katkılar sağlayacaktır. Bu merkez 3 kıtanın buluşma noktası olan İstanbul'da yeni bir finansal ekosistem oluşturacaktır. Farklı illerimize ve şehrimizin farklı yerlerine dağılmış olan kurumlarımızın bir araya gelmesi, bu ekosistemin oluşmasının ilk adımıdır. Tüm bunların yanı sıra İstanbul finans merkezi uluslararası sermaye akışını kolaylaştırarak yatırım çekme potansiyelimizi de artıracaktır. Tasarrufları yeni finansal araçlara yönlendirmek suretiyle ekonomiye kazandıracaktır. Büyük alt yapı projelerinin finansmanı ile finansal istikrarın devamlılığını sağlayacaktır. Ayrıca ekonomide öngörülebilirliğin ve istihdamın yükselmesine de ivme kazandıracaktır. İstanbul Finans Merkezi'nin özellikle Findek ve Katılım Finans alanlarında küresel bir üs haline geleceğini düşünüyoruz. Geçtiğimiz aylarda yayınladığımız Katılım Finans Strateji Belgesi ile bu konudaki yol haritamızı belirlemiştik. İnşallah yakında milli Fintek Strateji Belgemizi de kamuoyumuzla ve finans sektörümüzle paylaşacağız.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul'u dünyanın sayılı finans merkezlerinden biri yaptık

Alternatif finans araçlarını yaygınlaştırırken, finansal teknolojiler ve blokzincir teknolojileriyle ilgili çalışan, kendini bu alanda geliştirmek, yatırım yapmak isteyen genç girişimcileri de destekleyeceğiz ve onları yalnız bırakmayacağız. Ülkemize tüm bu katkıları yapacak merkezimiz 10 yıllık çetin bir mücadelenin her aşaması zorlukla dolu 10 yıllık bir emeğin ürünüdür. Ama bu merkezin asıl değeri ne kadar stratejik ve vizyoner bir proje olduğu önümüzdeki yıllarda çok daha iyi anlaşılacaktır. İstanbul Finans Merkezi ile Türkiye yıllardır dışlandığı bir alanda artık "ben de varım" diyebilme iradesi ve cesareti göstermiştir. Türk ekonomisini, finans sektörünün lokomotifliğinde hızla büyütecek bu merkezin ülkemize tekrar hayırlı olmasını diliyorum. Tasarım aşamasından bugünlere gelmesine kadar İstanbul Finans Merkezi'nde emeği geçen Türkiye Varlık Fonu ve Emlak Konut başta olmak üzere herkesi şahsım, milletim adına tebrik ediyorum.

"Hem kendimizin, hem evlatlarımızın hem, de Türkiye'nin geleceğine dair çok kritik bir karar vereceğiz"

Malumunuz ülkemiz 14 Mayıs tarihinde yapılacak bir seçim sürecinin içinde bulunuyor. 27 gün sonra sandıklara gidecek, hem kendimizin hem evlatlarımızın hem de Türkiye'nin geleceğine dair çok kritik bir karar vereceğiz. Sadece adaylar, sadece siyasi partiler ve ittifaklar arasında değil, aynı zamanda iki farklı anlayış arasında da mühim bir tercih yapacağız. Biz milletimizin tercihinin son 21 yıldır olduğu gibi yine eser, hizmet ve yatırım siyasetinden yana olacağına inanıyoruz. Ülkemizin son 21 yıldır inatla, sabırla ve istikrarla sürdürdüğü ekonomik kalkınma yolculuğu kesintiye uğramayacaktır.

Özellikle 2002 öncesi Türkiye'yi bilen insanlarımız mücadele ederek, gerektiğinde bedeller ödeyerek elde ettikleri demokratik ve ekonomik kazanımlarından geriye gidişe asla müsaade etmeyecektir. 14 Mayıs'ta inşallah bir kez daha milli irade tecelli edecek, aziz milletimiz 'Bismillah' diyerek Türkiye Yüzyılı'nı başlatacaktır.

 

"Sandığın renginden en ufak bir şüphe duymuyorum"

Ömrünün 40 yılında meydanların nabzını tutan, meydanların dilini okuyan bir siyasetçi olarak Allah'ın izniyle sandığın renginden en ufak bir şüphe duymuyorum. Sonuçtan bağımsız olarak burada bir hususu daha ifade etmek isterim. Seçim dönemleri siyasetçilerin, siyasi partilerin ve ittifakların kantara çıktığı günlerdir. Bugünler bir nevi herkesin heybesinde ne varsa ülkenin geleceğine dair ne tür hedefi ve vizyonu varsa ortaya döktüğü zamanlardır. Millet bu dönemde siyaset kurumuna kulak kesilir, vaatlerini ölçüp tartar, herkesin çapı, kapasitesi ve ufku hakkında bir kanaat edinir. Böylece gelecek 5 sene boyunca kim ve hangi zihniyet tarafından yönetileceğine karar verir. Seçim tarihinin ilan edildiği günden bu yana geçen süre, hem ülkemiz ekonomisiyle hem de muhalefetin durumuyla ilgili bazı gerçekleri gözler önüne sermiştir. Üzülerek ifade etmek isterim ki muhalefetin Türkiye'yi yönetebilecek, ülkemizi hedeflerine, milletimizi de hayallerine ulaştıracak hiçbir vizyonunun olmadığı bu arada ortaya çıkmıştır. Bu süreç aynı zamanda 2002 öncesinde ülkemizin neden geri kaldığını, neden ülkemizde hizmet ve eser kıtlığı yaşandığını, neden milletimizin yıllarca yokluğa, yoksulluğa, işsizliğe mahkum edildiğini de göstermiştir.

"300 milyar dolar İngiltere'den getirecekmiş"

Tespitlerimizi haklı çıkartacak pek çok vahim örnek var. Her şeyi bedava verme, Batılı tefecilerden 300 milyar dolar dilenme, IMF reçetelerine teslim olma gibi gerçek dünya ile ilgisi olmayan, sayısız abuk sabuk vaadi burada konuşmaya değer bulmuyorum. Düşünebiliyor musunuz? 300 milyar dolar İngiltere'den getirecekmiş. Demek ki tefecilerle filan da görüştü, anlaştı. Onlar ona havada, karada sözler verdiler. O da o sözleri aynen geldi buraya aktarıyor. Şimdi burada finans sektörünün ileri gelenleri var. Acaba sizler böyle bir şeye inanıyor musunuz? Böyle bir şey olabilir mi? Mümkün mü? 20 yıl bu ülkede Başbakanlık yaptım, Cumhurbaşkanlığı yaptım ama böyle bir safsata, böyle bir yalan, dolan, hile dünyanın hiçbir liderinde görmedim. Ama bu zavallı ne yazık ki, hayatında bir SSK var ki SSK'yı bu batıran değil mi?

"Bu millet 2 anahtar vaadi ile dolaşanların, kendini elindeki anahtarlardan da ettiğini unutmaz"

Rahmetli Savaş Ay, hayatta olsaydın da tekrar bunları şöyle bütün millete gösterseydin. O hastanelerimizin hali neydi? O hastanelerimizde vatandaşlarımın hali neydi? Şimdi ise şehir hastanelerimizde biz dünyaya meydan okuyoruz. Şehir hastanelerimizle elhamdülillah dünyadan gelen liderler bu hastanelerimizi gördüğü zaman hayran kalıyor. Fakat Bay Bay Kemal ne diyor biliyor musunuz? 'Yap-işlet-devret nedir bunu bilelim.' Ya öğrenemediysen ne yapayım? Bir de seninle mi uğraşacağım? Yani biraz azmin varsa, biraz kararlılığın varsa aç kitapları bir karıştır. Yap-işlet-devret nedir öğren. Bakkal hesabı yapacak kadar ekonomi ve matematik bilgisi olan herkes, bunlarla ekonominin idare edilmeyeceğini çok iyi görüyor. Bizim gibi milletimiz de muhalefetin içine düştüğü trajikomik durumu kah gülerek, kah da siyaset kurumu adına üzülerek takip ediyor. Çünkü bu millet çok değil daha 25,26 sene önce meydanlarda 2 anahtar vaadi ile dolaşanların, kendini elindeki anahtarlardan da ettiğini unutmaz. Bu millet sabah akşam ahkam kesen, IMF çantcılarının ülkeyi geride bırakacak vaatlerini çok iyi bilir. Ülkeye geride milyarlarca dolar borç takarak nasıl ortadan kaybolduğunu unutmaz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul'u dünyanın sayılı finans merkezlerinden biri yaptık

"iBzim IMF ile artık ilişkimiz kalmadı"

Kardeşlerim biliyorsunuz ama olur ya belki hafıza-i beşer nisyan ile maluldür, unutmuş da olabilirsiniz. Şimdi şu malum 7'li, masanın etrafında olanlar var ya onlardan bir tanesi de ismini vermeyeceğim, gerek yok, anlarsınız zaten, Davos'tayız. Davos'ta Strauss-Kahn o zaman IMF'nin başında. Bir ara çıktık, onunla bir görüşme yapıyoruz. Kendisine dedim ki, 'İkide bir adamları gönderiyorsunuz ve bunlar Türkiye'yi idare etmek adına konuşuyorlar. Taksitlerinizi alıyor musunuz? Alıyorsunuz. Ama Türkiye'yi idare edemezsiniz, Türkiye'yi idare etmek bana aittir. Ona siz asla müdahale edemezsiniz. 23,5 milyar dolar o zaman IMF'ye borcumuz var. 2013'e kadar biz ödemelerimizi yaptık, bitirdik ve 2023'ten sonra bizim IMF ile artık ilişkimiz kalmadı.

"Biz yolumuza devam ettik ve ediyoruz"

Peki daha sonra ne oldu? Daha sonra şu anda CHP'nin sözcüsü olan zat ve bir de ortağı olan, bir ara hazinenin başında olan zat, birlikte bunlar ne yaptılar? Gittiler kapalı kapıların ardında otelde oturup bunlarla IMF adına pazarlık yaptılar. Bize de tavsiyede bulundular. IMF'den destek almadan bu işi yürütemeyeceksiniz diye. Niye? Ekonomide sıkıntı varmış. Yok. Biz gayet iyiyiz, yolumuza devam ettik ve ediyoruz. Bizim aynı zamanda Merkez Bankamızın da döviz rezervi 27,5 milyar dolardı. Başbakanlığım döneminde döviz rezervini 135 milyar dolara kadar da çıkardık. 2013'ten sonra IMF ile ilişkimizi kestik. Merkez Bankası'nın döviz rezervi devamlı artış kaydındaydı, arttı. Şu anda da zaten ihtiyacımız yok.

"Bu millet IMF'den alınan borçlarla nasıl memur, emekli maaşlarının ödendiğini unutmaz"

Bu millet ülke hazinesi tamtakır olduğu için IMF'den alınan borçlarla memur, emekli maaşlarının nasıl ödendiğini unutmaz. Memur maaşlarının nasıl ödendiğini hatırlayın o günleri. Kimin dönemiydi bunlar? İşte bu CHP'nin, bunların dönemleriydi. CHP'nin dönemleriydi. Bunlar bu millete çok çile çektirdiler çok. Bu millet bugün afaki vaatlerle ortalıkta dolaşanların geçmişte SSK'yı nasıl batırdığını, ülkeyi nasıl soyup soğana çevirdiğini asla unutmaz. Bu millet 1990'lardaki popülist söylemlerin nasıl Türkiye'yi ekonomik bir çöküşe sürüklediğini asla unutmaz. Hiçbir zaman da unutmayacaktır.

Türkiye gündeme gelmek uğruna Kıpti'ye hakaret olmasın ama güzel bir söz olduğu için aynen söyleyeyim, 'Nerede Kıpti misali sirkatin söyleyen pek çok çapsız siyasetçi görmüştür.'. Ama şimdiye kadar ülkemizde hiçbir siyasetçi 'Millet yol mu yiyecek?' Lafa bak. Önünde de ne var? Profesörler kızmasın, Prof yazıyor. 'Köprü mü? Viyadük mü? Havalimanı mı? Bunları mı yiyecek? Soğandan, domatesten haber ver.' Ya benim Anadolu köylüm onları gayet iyi bilir. Ama sen ne soğanın lezzetini bilirsin, şöyle soğanı masaya koyup da vurup dağıtabiliyor musun? Dağıtamaz onların lüksünü bozar. Ekonomi cahili, eser ve hizmet düşmanı olmuş durumda.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul'u dünyanın sayılı finans merkezlerinden biri yaptık

Bırakın ekonomiden anlamayı, bırakın hesap uzmanı olmayı, dünyayı az buçuk takip eden hiç kimse bile böyle bir cümle kurmaz. Ya bu viyadükleriniz, köprüleriniz, bu havalimanlarınız olmasaydı acaba biz Türkiye'nin bir ucundan bir diğer ucuna nasıl giderdik? Şu üniversitelerimiz olmasaydı. Ne dediler bize, bu kadar üniversiteye ne gerek var. 76-77 üniversiteden 208 üniversiteye çıktık. Niye çıktık? İstedik ki 81 vilayetimizin tamamınd üniversitelerimiz olsun, üniversitesi olmayan ilimiz kalmasın. Bunu başarmak suretiyle artık benim Iğdır'daki, Muş'taki, Ağrı'daki yavrularımız okumak için İstanbul'a gelmeye gerek yok. Ankara'ya gelmeye gerek yok. Ne yapıyor? Hemen Iğdır'da üniversitesine gidip, Hakkari'de üniversitesine gidip orada tahsilini yapabiliyor.

 

Beni üzen bir şey daha var. Her şeyden önce yol yenebilen, yenerek tüketilen bir meta değildir. Bunu bilesin bay profesör. Demek ki senin tedrisatında bunları size öğretmediler. İkincisi, yol yenmez ama yol sayesinde üretim olur. Üretici mahsulünü satar. Turist seyahat eder, sanayici ihracat yapar. Nakliyeci malzeme taşır. Yol yenmez ama yol sayesinde yatırım gelir, sanayi gelişir, ülke kalkınır, ekonomi büyür, istihdam oluşur. Elbette yol yenmez ama yol sayesinde 85 milyon hem birbirine kavuşur, hem de evine ekmek götürüp helal rızık götürür. Yani yol sadece yol değildir. Tıpkı enerji gibi, tıpkı teknoloji gibi, tıpkı inovasyon gibi. Ekonominin, üretimin, sanayiinin belkemiğidir. Biz işte bunun için her fırsatta yol medeniyettir diyoruz.  

Biz bunun için 25 yıldır ülkemizin ulaşım altyapısına yatırım yapıyoruz. Beyefendilerin şunu bilmesi lazım, bu domates de patates de işte bu yapılan yollardan gidiyor. Bu yollar olmasaydı bunları tüketicinin olduğu yere ulaştıramazdık. Biz bunun için 81 vilayetimizi hem birbiriyle hem de tüm dünyayla, yollarla, otoyollarla, köprülerle, havalimanlarıyla, hızlı tren hatlarıyla, limanlarla bağlamaya çalışıyoruz. Eğer bunlar olmasaydı şu 6 Şubat depreminde biz bütün bu ihtiyaçları deprem bölgelerine nasıl ulaştıracaktır? Bir taraftan uçaklarımız çalıştı. Bir taraftan tırlarımız çalıştı. Bir taraftan otobüsler yolcuları getirdi, götürdü. Bir taraftan uçaklarımız da deprem bölgesinden depremzedelerimizi ülkenin değişik yerlerine Ankara, İstanbul buralara ne yaptık, taşıdık. Hem de nasıl? Dedik ki ücretsiz taşıyacağız. Ücretsiz taşıdık. Çünkü devlet hakimül harameyn değildir, hadimül haremeyndir. Biz bunu yaptık.

Buradan akıl, izan ve vicdan sahibi tüm vatandaşlarıma soruyorum, şayet biz ülkemizi bir gergef gibi yollarla örmeseydik Türkiye'yi bugünlere getirebilir miydik? Yol yapmasaydık, 2003 yılından bu yana 251 milyar dolardan fazla doğrudan yatırım çekebilir miydik? Yol yapmasaydık her yıl ekonomimizi ortalama yüzde 5 oranında büyütebilir, istihdamı 32 milyona çıkarabilir miydik? Havalimanı yapmasaydık yıllık 51,5 milyon turist misafir edebilir miydik? Tren yollarımızı yenilemeseydik ihracatımızı 36 milyar dolardan alıp 255 milyar dolara ulaştırabilir miydik? Ulaştırma altyapımızı güçlendirmeseydik her alanda cumhuriyet tarihinin rekorlarını kırabilir miydik?

"Biz meseleyi muhalefet gibi bunları israf olarak görseydik 2002'nin Türkiye'sinden bir adım bile ileri gidemezdik"

Hiç uzağa gitmeye gerek yok. Sadece İstanbul Havalimanı bile ulaştırma yatırımlarının katma değerini göstermeye yeterlidir. Dünyada nadir gösterilen havalimanlarından bir tanesi. İstanbul Havalimanı milli gelire 23,75 milyar avro, üretime 51,3 milyar avro, ihracata 4,2 milyar avro, vergiye 1,23 milyar avro katkıda bulunurken istihdama etkisi 972 bin kişi oldu. Ama bay bay Kemal bunları takip edemez. Çünkü hafızası da buna yetmez. Benzer rakamları Avrasya Tüneli'nden Marmaray'a, 1915 Çanakkale Köprüsü'nden Osman Gazi ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü'ne kadar her yatırımda görmek mümkündür. Biz meseleyi muhalefet gibi bunları israf olarak görseydik şayet bunların hiçbirini yapmasaydık. 2002'nin Türkiye'sinden bir adım bile ileri gidemezdik.

Dostlar, iktidara geldik, eğitimde ilkokuldan lise sona kadar en önemli adımlarımızdan bir tanesi ne oldu? Bizim aramızda o dönemi yaşayanlar vardır, teksir kağıtlarıyla okuduk ve bu teksir kağıtları ki üst sınıflardaki ağabeylerimiz bize onu bile vermezlerdi. Paramızla vermezlerdi. Bu çileyi, bu dönem yavrularımıza çektirmeyelim dedik. Ne yaptık? Kuşe kağıtlarla kitaplarımızı hazırladık ve sıraların üzerine koyduk ve yavrularımız okula başlarken sıralarının üzerinde bu kuşe kağıtlarla kitaplarını buldular. Bu işte bir anlayışın ifadesidir. Eğer bu anlayış, bu idrak olmamış olsaydı eğitimin kadr-ü kıymetini de bilmemiş olurdunuz. İlk, ortaöğretimde bunları yaparken üniversitede aynı şekilde aldık, 78'den 208'e kadar üniversitelerimizin sayısını da ne yaptık, artırdık.

"Ümraniye çöplüğü patladı 39 vatandaşımız öldü"

Göreve geldiğimizde bu bölge çukur, çamur bütün pisliklerle dolu olan bir yerdi. İsminin Ataşehir olmasına bakmayınız. Atayla yakından uzaktan alakası yoktu buranın. Burası öyle bir yerdi. Şimdi bugün Fikirtepe'de kentsel dönüşümün açılışını yapacağız. Orası da yine berbat bir yerdi. Ve orada bir tane köşk vardır. O köşkün dışında tamamen rezalet. Ve orayı kentsel dönüşümle aldık, bugünkü hale getirdik. Biz bütün buraları çukur, çamur ve bütün çakıl ne derseniz hepsi var. Birer can pazarına dönmüş yollardan biz kurtardık. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum dönemde buralarda çektiğimiz çileleri gayet iyi bilenleriniz var, bileniniz var. Biz, yol yaparak CHP zihniyetinin insanımızı mahkum ettiği yokluk, yoksulluk, fakirlik ve işsizlik zincirlerini parçaladık.

İşte Ümraniye çöplüğü... Oranın belediye başkanı kimdi? Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanıydı. Ve o çöplük patladı. Ve orada 39 vatandaşımız öldü. Çünkü CHP bu demektir. Orayı yeşil milli park haline daha sonra biz getirdik. Biz, yol yaparak Türkiye'yi, İstanbul Finans Merkezi yaparak stratejik bir projeyi hayata geçirebilecek modern bir altyapıya ve vizyona kavuşturduk. Tüm bunların yanında biz yol yaparak, oto yol yaparak 31 yeni havalimanı inşa ederek, bay bay Kemal ve ortaklarının özel uçakla il il dolaşmasını kolaylaştırdık.

"Türkiye'nin diğer büyük şehirlerini de bu hastanelerde donatacağız"

Gelince uçakları satacakmış. Peki ya şimdi uçak kiralıyosun onunla gidiyosun. Demek ki kiralayacak imkanları da var. Onunla beraber seyahatlerini yapıyor. Bu millet, bu milletin kendi uçaklarını inşallah bunlara asla devretmeyecek ben buna inanıyorum. Tabi bir diğer önemli alan eğitimden sonra sağlık. Sağlıkta muhteşem adımlar attık. Sadece sadece Çam Sakura Şehir Hastanesinden sonra biliyorsunuz havalimanında Murat Dilmener Hastanesini süratle 45 günde yaptık. Burada Sancaktepe de aynı şekilde, aynı projeyi burada da uyguladık. Ve 1006 yatak her iki tarafta da hastaneleri Kovid döneminde süratle yaptık, 45 günde yetiştirdik. İş bilenin kılıç kuşananın. Aynı şekilde Kartal'da, aynı şekilde Göztepe'de bütün bunları yaparak o sıkıntılı dönemi hamdolsun atlattık. Ankara'da bir tarafta Bilkent, öbür tarafta Etlik Şehir Hastanelerini süratle yaptık. Şu an itibarıyla büyükşehirlerimizden 19 tanesinde bu şehir hastaneleri yapıldı ve devam ediyoruz. Bundan sonra da Tükiye'nin diğer büyük şehirlerini inşallah bu hastanelerle donatacağız. Bundan sonra da Türkiye'nin diğer alanları ile birlikte ulaşım alt yapısını geliştirmeye devam edeceğiz. Bu ülkeyi en büyük projeleri yıkmak, engellemek, durdukmak olanların insafına bırakmayacağız. 

Sıradaki Haber
4 soruda Sudan’da neler oluyor?
Yükleniyor lütfen bekleyiniz