Az Bulutlu 7.5ºC Ankara
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kahramanmaraş
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kilis
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Şanlıurfa
  • Şırnak
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak
Dünya
TRT Haber 09.04.2026 08:57

Hürmüz tamamen açılsa bile kriz hemen biter mi?

ABD, İsrail ve İran arasında sağlanan ateşkes yeni bir süreci başlattı. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlik ve sahadaki kırılganlık, krizin tamamen sona ermediğine işaret ediyor. Uzmanlara göre mevcut tablo, enerji piyasalarında daha ihtiyatlı ve maliyetli bir dönemin kapısını aralıyor.

okuma süresi
Okuma süresi
Hürmüz tamamen açılsa bile kriz hemen biter mi?

ABD-İsrail ve İran arasında 8 Nisan itibarıyla varılan ateşkes, bölgedeki gerilimi sona erdirmekten çok yeni bir sürecin kapısını aralamış gibi görünüyor. Pakistan’ın ara buluculuğunda sağlanan ateşkesin ardından cuma günü tarafların yeniden masaya oturması beklenirken, sahadaki gelişmeler bu sürecin hala kırılgan bir zeminde ilerlediğini ortaya koyuyor.

İşgalci İsrail’in Lübnan’ı ateşkes kapsamı dışında tuttuğunu açıklaması ve bölgeye yönelik saldırılarını sürdürmesi, çatışmanın farklı cephelerde devam ettiğini gösteriyor. Buna karşın İran da Hürmüz Boğazı’nın yeniden kapandığını duyurarak, Lübnan cephesinin de sürece dahil edilmesini şart koşuyor. Washington cephesinden gelen açıklamalar ise diplomatik sürecin eş zamanlı olarak baskı diliyle yürütüldüğünü ortaya koyuyor. ABD yönetimi, İran’ın boğazı açması gerektiğini vurgularken, aksi durumda daha sert sonuçların gündeme gelebileceği mesajını veriyor.

Bu tablo, tarafların yeni şartlar dayattığı ve pozisyonlarını yeniden dizayn ettiği bir ara dönem yaşandığını gösteriyor. Öte yandan ateşkes tartışması sürerken Hürmüz Boğazı’nın durumu da en çok konuşulanlar arasında. Zira, Hürmüz açılsa bile küresel sistemin ne ölçüde eski haline dönebileceği sorusuna yanıt vermek hala oldukça güç.

Küresel enerji sisteminin dar boğazı: Hürmüz

Hürmüz Boğazı, dünya enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olmayı sürdürüyor. Uluslararası enerji verilerine göre bu dar hat üzerinden günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol taşınıyor. Bu miktar, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birine karşılık geliyor. Aynı şekilde günlük 250 bin ila 275 bin ton LNG sevkiyatıyla küresel gaz ticaretinin de önemli bir bölümü yine bu geçide bağlı.

Hürmüz tamamen açılsa bile kriz hemen biter mi?

Bu yoğunluk, Hürmüz’ü hem bölgesel bir geçiş noktası hem de küresel ekonomik sistemin kırılma hattı haline getiriyor. Asya ekonomilerinin enerji bağımlılığı düşünüldüğünde, boğazdaki her aksama küresel ticaret zincirini doğrudan etkiliyor.

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Aslan, bu tabloyu yalnızca hacim üzerinden değil kapasite üzerinden de okumak gerektiğine dikkat çekiyor. Normal koşullarda dahi sınırlı kapasiteyle çalışan boğazda, enerji taşımacılığına ayrılabilen gemi sayısının günlük yaklaşık 80-90 ile sınırlı olduğunu belirtiyor.

Savaş sürecinde bölgede oluşan yaklaşık 800 gemilik gemi birikimi (backlog) dikkate alındığında, mevcut kapasiteyle bu birikimin hızla eritilmesi teknik olarak mümkün değil. Nitekim yalnızca fiziksel geçiş kapasitesi üzerinden yapılan hesaplamalar dahi bu sürecin haftalar değil, daha uzun bir zaman dilimine yayılacağını göstermektedir.
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Aslan

Aslan'a göre Hürmüz, taşıdığı hacim nedeniyle kritik ama kapasite açısından sınırlı bir hat. Bu nedenle küçük bir aksama bile tüm sistemi etkileyen bir darboğaza dönüşebiliyor.

Piyasalar ateşkesi nasıl okudu?

Krizin ilk günlerinde petrol piyasaları sert tepki verdi. Brent petrol fiyatı 119-120 dolar seviyelerine kadar yükselirken, fiziki piyasalarda bazı işlemler 150 dolara yaklaştı. Ateşkes haberinin ardından fiyatlar hızla gerileyerek 93 dolar seviyesine indi.

Ancak bu düşüş kalıcı olmadı. Piyasa kısa sürede yeniden 95-100 dolar bandına yöneldi. Bu dalgalanma, fiyatların yalnızca mevcut arz durumuna göre değil, geleceğe yönelik risk algısına göre şekillendiğini ortaya koyuyor.

Prof. Dr. Murat Aslan, fiyat hareketlerinin yalnızca fiziksel arz kaybıyla açıklanamayacağını vurguluyor. Piyasanın aynı zamanda savaşın uzaması halinde oluşabilecek daha derin bir kriz ihtimalini de fiyatladığını belirtiyor.

“Petrol piyasasında yaşanan fiyat artışları sadece arz kesintisinin değil, beklentilerin de fiyatlara güçlü biçimde yansıdığını gösteriyor.”

Hürmüz ne zaman normale döner?

Hürmüz Boğazı’nın açılması, enerji akışının kısa sürede eski seviyesine döneceği anlamına gelmeyebilir. Çünkü kriz yalnızca siyasi değil, aynı zamanda teknik ve lojistik bir boyut taşıyor.

Savaş sürecinde bölgede yaklaşık 800 gemilik bir birikim oluştu. Boğazın mevcut kapasitesi dikkate alındığında bu birikimin kısa sürede eritilmesi teknik olarak mümkün görünmüyor. Buna ek olarak sigorta sisteminin yeniden kurulması, tankerlerin tekrar sigortalanması, ticari kontratların yeniden yapılandırılması ve zarar gören liman altyapısının devreye alınması gerekiyor.

Savaş sürecinde bölgede oluşan yaklaşık 800 gemilik gemi birikimi (backlog) dikkate alındığında, mevcut kapasiteyle bu birikimin hızla eritilmesi teknik olarak mümkün değil. Nitekim yalnızca fiziksel geçiş kapasitesi üzerinden yapılan hesaplamalar dahi bu sürecin haftalar değil, daha uzun bir zaman dilimine yayılacağını göstermektedir.
Prof. Dr. Murat Aslan

Prof. Dr. Murat Aslan, bu nedenle teknik açılma ile fiili normalleşme arasında zaman farkı olduğuna dikkat çekiyor.

"Hürmüz Boğazı’nın teknik olarak yeniden açılması ile küresel enerji piyasalarının fiilen normalleşmesi arasında belirgin bir zaman farkı bulunmaktadır. Kesin bir süre vermek mümkün olmamakla birlikte, mevcut kapasite kısıtları ve piyasa dinamikleri birlikte değerlendirildiğinde normalleşme sürecinin çoğu senaryoda 1–3 ay arasında gerçekleşmesi beklenmektedir."

Alternatif hatlar neden yeterli değil?

Hürmüz’e alternatif olarak öne çıkan hatlar, küresel enerji akışını tam anlamıyla ikame edebilecek kapasiteden uzak.

Suudi Arabistan’ın doğu-batı hattı yaklaşık 7 milyon varil/gün, Birleşik Arap Emirlikleri’nin hattı ise yaklaşık 1.5-2 milyon varil/gün kapasite sunuyor. Bu iki hat birlikte değerlendirildiğinde bile, küresel piyasada yaklaşık 10 milyon varillik bir açık oluşuyor. Bu büyüklük, küresel arzın yaklaşık yüzde 10’unun devre dışı kalması anlamına geliyor.

Saudi Aramco, Hürmüz'deki aksamalara karşı Yenbu rotasını devreye aldı.[Saudi Aramco, Hürmüz'deki aksamalara karşı Yenbu rotasını devreye aldı.]

Doğalgaz tarafında ise tablo daha kırılgan. LNG taşımacılığında alternatif hatların sınırlı olması, Hürmüz’e bağımlılığı daha da artırıyor.

Prof. Dr. Murat Aslan’a göre bu durum, yalnızca kısa vadeli bir arz sorunu değil, aynı zamanda kalıcı bir risk unsuru. Özellikle Katar başta olmak üzere bölgedeki LNG ihracatının büyük ölçüde bu dar geçide bağımlı olması, doğalgaz piyasasında ikame imkanlarını neredeyse ortadan kaldırıyor.

Aslan bu durumu şöyle ifade ediyor: “Hürmüz devre dışı kaldığında ortaya çıkan boşluğun tam olarak doldurulması mümkün değil.”

Yeni bir enerji dengesi mi oluşuyor?

Hürmüz’de yaşanan kriz, geçici bir kesinti olmakla birlikte küresel enerji piyasasında daha kalıcı etkiler yaratabilecek bir kırılmaya işaret ediyor. Piyasalarda oluşan risk primi, ticaret davranışlarını ve tedarik stratejilerini doğrudan etkiliyor. Büyük ithalatçı ülkelerin enerji güvenliği için alternatif kaynak ve rota arayışlarını hızlandırması, sistemin yeniden şekillenebileceğini gösteriyor.

Prof. Dr. Murat Aslan, bu sürecin sonunda oluşacak dengenin eski sistemden farklı olacağını vurguluyor.

Aslan'a göre, piyasa dengeye gelebilir ancak bu denge eski sistemin aynısı olmayacak. Daha yüksek risk primi ve daha temkinli ticaret yapısı öne çıkacak.

"Bu çerçevede ithalatçı ülkelerin yenilenebilir enerji, nükleer enerji ve enerji verimliliği gibi alanlara yönelik yatırımlarını artırmaları ve dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik stratejilere yönelmeleri beklenmektedir."
Prof. Dr. Murat Aslan

Halihazırdaki tablo, ateşkesin tek başına krizi sona erdirmeye yetmeyebileceğini gösteriyor. Hürmüz Boğazı’nın açılması teknik olarak mümkün olsa da, sahadaki güvenlik riski, ekonomik kırılma ve tarafların stratejik hedefleri, sürecin kısa vadede tam anlamıyla normalleşmesini zorlaştırıyor.

Bu nedenle yaşananlar, küresel enerji sisteminin daha ihtiyatlı, daha maliyetli ve daha kırılgan bir yapıya doğru evrildiği daha geniş bir sürecin parçası olarak öne çıkıyor.

Sıradaki Haber
İşgalci İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyine düzenlediği saldırılarda 7 kişi öldü
Yükleniyor lütfen bekleyiniz