Develi Ovası`nın ortasında, yaklaşık 94 kilometrekarelik bir alan kaplayan, suları tuzlu olan Yay Gölü, sıcaklık artışı nedeniyle yaz aylarında kurudu.
Eylül ayı itibariyle yağış olması durumunda tekrar su tutması beklenen gölde kuraklık etkisini sürdürüyor.
Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Filiz Dadaşer Çelik, sulak alanların hidrolojik açıdan dinamik sistemler olduğunu, buralarda hem suyun hacminin hem de su seviyesinin yıl içinde normal olarak değişim gösterebildiğini söyledi.
Sultan Sazlığı`nda 1980`li yıllardan itibaren hidrolojik değişimlerin çokça izlendiğini anlatan Çelik, şöyle konuştu: "1980`li yıllara kadar Sultan Sazlığı`nın ana su kaynağını yağışlar, yüzey akışları ve yer altı akışları oluşturuyordu. Tarımsal faaliyetlerdeki ve sulamadaki artışla beraber hem yüzey sularında hem de yer altı sularında yani Sultan Sazlığı`na ulaşan suların miktarında değişimler olmaya başladı. Sulamanın artışıyla gerçekleşen bu değişimleri son 40 yıldır orada izleyebiliyoruz. Genel olarak girdilerde yani yağış, yer altı suyu akışında ve yüzey akışında meydana gelen azalma, sulak alanları çok hassas hale getirmiş durumda. İki önemli girdideki eksiklik, bu sefer de sistemlerin yağışa olan bağımlılığını artırmış durumda. "
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün açıklamalarına göre normalden farklı bir yıl yaşandığına dikkati çeken Çelik, özellikle ilkbahar yağışlarında İç Anadolu Bölgesi`nde yüzde 25`e varan azalma yaşandığını dile getirdi.
Sıcaklıkların da mevsim normallerinin üstünde seyrettiğini ifade eden Çelik, "İç Anadolu Bölgesi`ndeki tüm sulak alanlarımız ve Sultan Sazlığı hassasiyetinden dolayı bu duruma olumsuz yanıt veriyor." diye konuştu.
Çelik, ağustos ayının bu bölge için suların en çok çekildiği dönem olduğunu, kısmi kurumalar yaşanabildiğini ancak tamamen kurumanın iklimsel açıdan olumsuz bir durumu gösterdiğini belirtti.
Sultan Sazlığı`nda 2000-2003 döneminde benzer bir durum yaşandığını, o dönemde de Yay Gölü`nün tamamen kuruduğunu anlatan Çelik, şunları kaydetti: "İklimsel olayların bu kadar duyarlı hale gelmesinde sazlığı besleyen diğer kaynakların azalmasının büyük etkisi var. İklim değişikliği bir gerçek. Kısa vadede bu gerçeği değiştirmek için yapabileceğimiz bir şey yok. Küresel modellerle oluşturulmuş iklim projeksiyonları var. Bunların çıktılarına baktığımız zaman bazı senaryolara göre, bu yüzyılın sonuna kadar sıcaklığın 2 santigrat derece artacağı söyleniyor. Daha olumsuz senaryolara göre sıcaklık artışları 5 santigrat dereceye kadar ulaşacak. Yağışlarda da yüzde 15-30 arasında değişimler olabileceği ifade ediliyor. Yani bu değişimler maalesef devam edecek."
Havzada bütüncül su yönetimi gerçekleştirilmeli
"Havzada bütüncül su yönetimi gerçekleştirilmeli"
İklim değişikliğine artık uyum sağlanması gerektiğini dile getiren Çelik, "yum sağlamak için yapılacak en önemli şey, havza ölçeğinde daha bütüncül bir yaklaşımla su yönetimini gerçekleştirmemiz lazım. Suyu tarımda, evsel ihtiyaçlarımızda, endüstriyel amaçlı kullanıyoruz. Çoğu zaman planlamalarımızda ekosistemlerin su ihtiyacını ihmal ediyoruz. Sultan Sazlığı gibi önemli ekosistemlerin yok olmaması, geri dönüşü olmayan bir yola girmemek için sulak alanların su ihtiyaçlarını da planlama faaliyetlerine dahil etmemiz gerekiyor." dedi.
Çelik, sonbaharda yağışların başlamasıyla bu alanların tekrar su tutacağını, nisan ayında maksimum seviyeye ulaşacağını ancak olumsuz iklim koşulları sürerse sulak alanların geri dönüşü olmayan durumlara sürüklenebileceğini sözlerine ekledi.
Yükleniyor lütfen bekleyiniz