Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) bilim danışmanı Dr. Erol Kesici, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nün kutlama günü değil, artık anma günü olduğunu söyledi.
Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) bilim danışmanı Dr. Erol Kesici, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nün kutlama günü değil, artık anma günü olduğunu söyledi.
Türkiye’nin Ramsar Sözleşmesi’ne taraf olan 145 ülkeden biri olduğunu söyleyen Dr. Kesici, ‘Ramsar Alanı’ olarak tescil edilen 14 sulak alanı ise şöyle sıraladı:
Türkiye’nin Ramsar Sözleşmesi’ne taraf olan 145 ülkeden biri olduğunu söyleyen Dr. Kesici, ‘Ramsar Alanı’ olarak tescil edilen 14 sulak alanı ise şöyle sıraladı:
"Kayseri’de Sultansazlığı, Balıkesir’de Manyas Gölü, Kırşehir’de Seyfe Gölü, Mersin’de Göksu Deltası, Burdur Gölü, Samsun’da Kızılırmak Deltası, Bursa’da Uluabat Gölü, İzmir’de Gediz Deltası, Adana’da Akyatan ve Yumurtalık lagünleri, Konya’da Meke Maarı ve Kızören Obruğu, Kars’ta Kuyucuk Gölü, Bitlis’te Nemrut Kalderası."
Bunlar içerisinde en iyi durumda olanı Nemrut Kalderası
"Bunlar içerisinde en iyi durumda olanı Nemrut Kalderası"
Uluslararası Ramsar Alanı olarak tescil edilen 14 sulak alandan bazılarının bugün ya tamamen kuruduğu ya da giderek kurumakta olduğuna dikkat çeken Dr. Kesici, şu bilgileri verdi: “Seyfe, Kuyucuk ve Meke gölleri tamamen kurudu. Sultansazlığı’nın çok büyük kısmı kurudu. Manyas, Burdur ve Uluabat gölleri, Göksu, Kızılırmak ve Gediz deltaları, Akyatan ve Yumurtalık lagünleri aşırı oranda kuruma, kirlilik ve biyolojik çeşitlilikte azalma (tür çeşit ve miktarı) sorunları yaşıyor. Kızören Obruğu da aşırı oranda kuruma ve yer altı su kaynaklarının tarımsal amaçlı çekilmesi nedeniyle çevresinde yeni obruklar oluştu. Bunlar içerisinde en iyi durumda olanı Nemrut Kalderası. Ancak burada da su seviyesinde azalma var ve insan ziyaretleri sınırlandırıldı."
Marmara Denizi kadar sulak alan kurudu
"Marmara Denizi kadar sulak alan kurudu"
Türkiye’nin 14’ü Ramsar Sözleşmesi kapsamında koruma altına alınan sulak alanların neredeyse yarısını hidrolojik ve ekolojik bakımdan kaybetmek durumda olduğunu anlatan Dr. Kesici, şunları söyledi: “Kurutma, doldurma, suların kesilmesi vb. insan odaklı müdahalelerle kaybedilen göl ve sulak alanlardaki su kütlesi miktarı 1,3 milyar hektar. Yani son 50 yıl içerisinde 24 Eğirdir Gölü veya 3 Van Gölü ya da Marmara Denizi kadar sulak alan kurudu."
Tüketimde tutumlu olmamız gerekiyor
"Tüketimde tutumlu olmamız gerekiyor"
Dr. Kesici, sulak alanların hızla kuruması ve kirlenmesinin birçok ülkede kuraklık, suya ulaşamama, tarımsal gıdaların azalması ve pahalılık, ormansızlaşma ve biyolojik çeşitliliği oluşturan dünyadaki canlı türlerinin azalması gibi sorunlara yol açtığını söyledi. Bu nedenle dünyada yaşanabilirliğin azalarak, hastalıkların da artması sonucunun ortaya çıkacağını anlatan Dr. Kesici, “Böyle giderse dünya yaşanamaz hale gelecek. Hep birlikte hareket ederek, iğneden ipliğe tüketimde tutumlu olmamız gerekiyor" dedi.
Damla sulama sistemini önerdi
Damla sulama sistemini önerdi
Tarımda vahşi sulama yerine damla sulama sisteminin öneminden bahseden Dr. Kesici, şunları önerdi: - Suyumuza göre tarımsal üretime geçmemiz planlanmalı. - Enerji verimliliği sağlanarak, bilinçli kullanımla tüketim en aza indirilmeli. - Enerji elde etmede doğal su kaynaklarımızın susuz kalması engellenmeli. - Atmosferdeki karbondioksit oranının artmasındaki ana sorumlu kömür gibi fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerji kaynakları sağlanmalı. - Arazi kullanımında ormansızlaşma ve sulak alanların kurutulmasına engel olunmalı. - Sulak alanların su yatakları ve kanalları doğal haliyle bırakılmalıdır.
Yükleniyor lütfen bekleyiniz