Hazreti Mevlana

İlahi aşka adanmış bir ömür

Düşünceleri yüzyıllardır insanlığa ışık tutan, ilahi aşka adadığı 66 yıllık ömründe insana ve hayata dair kapsayıcı eserler bırakan Türk-İslam düşünürü ve mutasavvıf… Mevlana Celaleddin-i Rumi.

Mevlana Türbesi (Müzesi)

“Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
Hoşgörülükte deniz gibi ol.
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.”

 

Bu öğütler, düşünceleri insanlığa ışık tutan Türk-İslam düşünürü ve mutasavvıf Mevlana Celaleddin-i Rumi’ye ait…

Hayatı

Belh’te kum fırtınasının gözleri kör, güneşi karanlık ettiği bir akşamüstü… Bu fırtınanın ortasında, taştan oyulmuş bir evde Mümine Hatun’un şefkatli kollarındaki Celaleddin o karanlığın içine güneş gibi doğuyordu.

30 Eylül 1207’de bugün Afganistan’ın kuzeyinde yer alan Belh şehrinde dünyaya geldi Mevlana. Annesi Belh Emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun, babası “Alimler Sultanı” olarak tanınan Bahaeddin Veled’dir. Asıl adı Celaleddin Muhammed olan büyük düşünürün bir ağabeyi bir de kız kardeşi vardı.

Onun ilk ışığı babasıydı

Babası, Celaleddin Muhammed emeklemeyi bıraktığı gün boynuna yeşil kapaklı bir Kur’an-ı Kerim astı. İlk hocası babasıydı.

Moğol tehlikesi nedeniyle Bahaeddin Veled ailesini de yanına alarak Belh’i terk etti ve Anadolu’ya göç etti. O sırada Celaleddin Muhammed 5-6 yaşlarındaydı. Kafilenin ilk durağı Nişabur’du. Şehirde görüştükleri büyük sufi Ferüdüddin-i Attar, Celaleddin Muhammed’e kitabını hediye etti ve babasına “Bu çocuğu aziz tut. Çok geçmeyecek, dünyadaki aşıkların gönüllerine ateş salacak” dedi.

Konya’ya gelene dek Mekke, Medine, Şam, Erzincan, Anadolu’nun muhtelif şehirleri ve son olarak da Karaman’da yaşayan Celaleddin Muhammed, 18 yaşındayken Karaman’da Gevher Hatun’la evlendi. Bu evlilikten Bahaeddin Muhammed (Sultan Veled) ve Alaaddin Muhammed dünyaya geldi.

Mevlana ilk eşi Gevher Hatun’un vefatından sonra “Kira Hatun”la evlenecek, kendisinden “Emir Alim” ve “Melike” isimli iki çocuğu dünyaya gelecekti.

Selçuklu sultanının davetiyle Konya’ya geldi

Celaleddin Muhammed ailesiyle birlikte 7 yıl Karaman’da kaldıktan sonra, 1229’da Konya’ya göç etti. Göç etmesinin sebebi ise babasına Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın davetiydi.

1231 yılında babası vefat edince, kendisinin halifelerinden Seyyid Burhaneddin Muhakkık-ı Tirmizi Konya’ya geldi ve Celaleddin Muhammed’in manevi eğitimini üstlendi.

Belh’ten Konya’ya uzanan yolculuk boyunca konakladıkları yerlerde çeşitli alimlerden dersler aldı. Tirmizi’nin isteği üzerine Halep ve Şam’da tahsil gördü. Tirmizi 9 yıllık eğitim sürecinin ardından Celaleddin Muhammed’e halka doğru yolu göstermek ve onları eğitmekle meşgul olması gerektiğini söyledi.

O da Konya’ya dönerek 1240 yılından itibaren dini ilimleri öğretmeye başladı. Artık, İslam ilimlerinde başarı kazandığı ve din önderliği yaptığı için Mevlana olarak anılıyordu. Mevlana’nın ünü de her yere yayılıyordu.

İlahi aşk iki kutbun buluşmasıyla alevlendi

Bambaşka topraklardan çıkıp Anadolu’da buluşan iki alim… Yıl 1244. Mevlana ile Şems-i Tebrizi’nin yolları kesişti. Babası ve Tirmizi’nin çabalarıyla oluşan manevi yönü Şems’le tamamlandı. Onu görünce aradığını bulduğunu anladı. Artık sadece onunla konuşmaya, başkasıyla görüşmemeye başlamıştı.

Tasavvuf hırkasını giyen, aşk ve coşkuyla şiirler söyleyen Mevlana, semaya başladı. Artık Mevlana’nın meclisinde ney ve rebab nağmeleri yankılanıyordu. Mevlana, hayatının bundan sonraki bölümünde şiiri, musikiyi ve semayı kendisine yol arkadaşı edindi.

Büyük alimin Şems’ten bu kadar etkilenmesi ve vaazı terk etmesi çevresindekilerin Şems’e karşı çıkmasına yol açtı. Dostluğun gül bahçesinde dikenler bitiyordu artık. Duruma kırılan Şems bir gün aniden ortadan kayboldu. Bir rivayete göre ise cinayete kurban gitti. Şems’in gidişi en çok Mevlana’yı etkiledi.

‘Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme!

Şems’in Şam’da olduğunu öğrenen Mevlana, oğlunu özür dilemek ve Konya’ya davet etmek için yanına gönderdi. Şems daveti kabul etti ve şehre döndü. Konya’da sema meclisleri düzenlenmeye başlandı. Ancak aynı olaylar tekrarlandı. 1247’den sonra Şems’ten bir daha haber alınamadı.

Hazreti Mevlana, Şems’ten sonra aradığını kendinde buldu. Hayatının olgunluk çağına doğru, tarihte örneklerine az rastlanan ilahi aşkın ateşlediği Mevlana olarak toplumun huzurundaydı.

‘Yandım’ evresi Mesnevi’yi de beraberinde getirdi

Sırdaşı Çelebi Hüsamettin Mevlana’ya tasavvufu dervişlere anlatacak bir eser yazmasını önerdi. O da Mesnevi’nin ilk 18 beyitinin yazılı olduğu kağıdını sarığından çıkardı ve Çelebi’ye uzattı.

 

Mevlana, ömrünün son 10-15 yıllık döneminde Mesnevi’yi kaleme aldı. O söylüyor, Çelebi Hüsameddin yazıyordu.

 

17 Aralık’ta sevgilisine kavuştu

Yaşamını “Hamdım, piştim, yandım” sözleri ile özetledi Mevlana. 17 Aralık 1273’te bir pazar günü grup vaktinde “sevgilisi”ne kavuştu. Onun için ölüm, aşka ve sevgiliye kavuşmaktı. Bu yüzden öldüğü gün yüz yıllardır “düğün gecesi” anlamına gelen “Şebiarus” olarak anılıyor.

Her yıl 7-17 Aralık’ta düzenlenen anma törenlerine yurt içi ve dışından binlerce ziyaretçi katılıyor.

Mevlana’dan Sözler

"

Hayatı sen aldıktan sonra ölmek, şeker gibi tatlı şeydir.
Seninle olduktan sonra ölüm, tatlı candan daha tatlıdır…

– Mevlana Celaleddin Rumi

"

Güneş olmak ve altın ışıklar halinde Ummanlara ve çöllere saçılmak isterdim
Gece esen ve suçsuzların ahına karışan yüz rüzgarı olmak isterdim…

– Mevlana Celaleddin Rumi

"

Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel, Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir, Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel…

– Mevlana Celaleddin Rumi

Hazırlayanlar

Haber: Hafize YURT – Gülçin SAKARYA
Çizim: Hafize YURT
Kurgu: Bertuğ ULUKAN
İnteraktif Tasarım: Mehmet Çağrı YAKAR

Kaynak

konya.kutuphane.gov.tr

www.mevlanamuzesi.com

Anadolu Ajansı


Getty İmages