Bakan Bayraktar, TRT Haber özel röportajında enerji gündemindeki konuları değerlendirerek, yenilenebilir enerjiden petrol ve doğal gaz aramalarına, uluslararası iş birliklerinden madenciliğe kadar geniş bir yelpazede yeni adımların atılacağını ifade etti.
2026 yılının enerji sektörünün tüm kollarında hareketli geçeceğini belirten Bayraktar, yıla hızlı bir başlangıç yaptıklarını hatırlattı. Bakan Bayraktar, şunları kaydetti;
2026'da enerjideki bütün alanlarda yeni anlaşmaların, yeni gelişmelerin olacağı bir döneme giriyoruz. Yenilenebilir enerjiden petrol ve doğal gaz aramaya, uluslararası iş birliklerine ve maden alanında birçok yeni konuya imza atacağız. Henüz yılın ilk günlerinde olmamıza rağmen iki önemli anlaşmayı hayata geçirdik. Bunlardan ilki, Azerbaycan ile imzaladığımız ve 2029 yılından itibaren başlayacak uzun dönemli yeni doğal gaz anlaşmasıdır. Bir diğeri ise ExxonMobil ile Türkiye Petrolleri (TPAO) arasında gerçekleşen ortak arama anlaşmasıdır. Bu ivmeyi önümüzdeki aylarda ve 2026 yılı genelinde sürdüreceğiz.
Türkiye'nin artan doğal gaz talebini karşılamak adına yerli üretim stratejisine ağırlık verdiklerini ifade eden Bayraktar, Sakarya Gaz Sahası'ndaki çalışmalara dikkat çekti.
2026'nın yerli gazın sisteme verilmesi noktasında bir dönüm noktası olacağını belirten Bayraktar, "Öncelikle kendi gazımızı arayıp bulmaya ve üretmeye odaklanıyoruz. Sakarya Gaz Sahası'nda üretim kapasitemizi artırıyoruz. 2026, kendi gazımızın üretim miktarının önemli ölçüde artacağı bir yıl olacak. Kendi kaynaklarımızı devreye alırken, diğer yandan dışarıdan ithal ettiğimiz gazı da en uygun kaynaktan, en ucuz şekilde ve arz güvenliğini en üst seviyede sağlayacak bir modelle yönetiyoruz." ifadelerini kullandı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar: Azerbaycan bizim için çok önemli bir doğal gaz tedarikçisi. Bunu 2029 ötesine taşıyacak, 2,25 milyar metreküplük anlaşmayı da ocak ayı başında imzaladık. pic.twitter.com/QG7RdHPIE0
— TRT Haber Canlı (@trthabercanli) January 16, 2026
Azerbaycan’ın Türkiye için stratejik bir doğal gaz tedarikçisi olduğunu vurgulayan Bakan Bayraktar, iki ülke arasındaki iş birliğinin Türkiye'nin enerji arz güvenliğine sunduğu katkının altını çizdi.
Bakan Bayraktar, şöyle devam etti;
Türkiye'nin artan bir doğal gaz talebi ve ihtiyacı var. Biz bunu karşılamak için birçok şey yapıyoruz. Öncelikle kendi gazımızı arayıp bulmaya; bulduğumuz gazı Sakarya Gaz Sahası'nda olduğu gibi, belki biraz detaylı konuşabiliriz o konuyu son durumlarla alakalı ama, kendi gazımızın üretimini artırmaya odaklanıyoruz. 2026 bu anlamda önemli bir yıl olacak, kendi gazımızın önemli miktarda artacağı bir yıl olacak. Ama onun dışında da dışarıdan ithal ettiğimiz gaz kaynağını da en uygun kaynaktan, en ucuz şekilde ve arz güvenliğini en güzel şekilde sağlayacak şekilde yapmaya çalışıyoruz.
Dolayısıyla Azerbaycan bizim yıllardır gaz tedarik ettiğimiz önemli bir ülke. Birçok açıdan çok stratejik yatırımları birlikte hayata geçirdik. Bakü-Tiflis-Erzurum ve TANAP boru hatlarıyla beraber de biz Azerbaycan'dan önemli bir miktarda gaz alıyoruz. Şimdi bunu 2029 ötesine taşıyacak bir anlaşmayı, 2,25 milyar metreküplük bir anlaşmayı da ocak ayı başında imzaladık, hayata geçirdik diyebilirim.
Şöyle, 2025'i biraz hatırlatalım. 2025 biraz LNG yılı oldu hatırlayacaksınız. Çünkü uzun dönemli LNG anlaşmaları yaptık. Yani sıvılaştırılmış doğal gazı Türkiye'ye getirmekle ilgili anlaşmalar yaptık. Özellikle Amerikan LNG'sinde 2027'den başlayarak 2030'lar, 2040'lara kadar uzanacak uzun dönemli anlaşmalar yaptık. Benzer şekilde açıkçası bu LNG anlaşmaları 2026'da devam edecek. Yani biz uygun kaynak bulduğumuzda, ucuz LNG bulduğumuzda bununla ilgili anlaşmaları hayata geçireceğiz. Cezayir'le anlaşmamızı tekrar gözden geçirip onu uzatmayı gündemimize almış durumdayız. Dolayısıyla farklı kaynakları inşallah değerlendireceğiz. Türkmen gazının devreye girmesi ve daha büyük miktarda devreye girmesiyle alakalı da 2026 önemli bir yıl olacak.
“Hedef, 16 milyon hanenin ihtiyacını karşılamak”
— TRT Haber Canlı (@trthabercanli) January 16, 2026
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar: 2026, gaz üretiminin 2 katına çıkacağı yıl. 10 milyon metreküp 20’ye çıkacak. Gazını karşıladığımız 4 milyon hane 8 milyona gelecek. Konutlardaki ihtiyacın önemli bir kısmı karşılanacak. pic.twitter.com/SQHcw0Woev
2025 yılı bizim Karadeniz gazında birinci fazı tamamladığımız yıl oldu. Buradaki hedefimiz ilk fazda 10 milyon metreküp günlük bir üretim ve sizin ifadenizle söyleyelim; 4 milyon hanenin, 4 milyon evin ihtiyacını Karadeniz'de ürettiğimiz gazla karşılama yılıydı. Tabii açıkçası böyle herkes bizden her gün yeni üretim, yeni artış, yeni rakamlar bekliyor ama yaptığımız işin ne kadar komplike, ne kadar zor bir iş olduğunu ara ara anlatmamız gerekiyor. Biz Sakarya gaz sahası dediğimiz saha karadan 170 kilometre mesafede, deniz derinliğinin 2 kilometre olduğu ve deniz tabanına ulaştıktan sonra da yaklaşık 2,5 kilometre, 3 kilometre, 3.000 metreye kadar tekrar sondaj yapıp oradaki doğalgazı 170 kilometre kareye taşıdığımız bir operasyon yapıyoruz. Yani Karadeniz'i gözünüzün önüne getirin lütfen. Dolayısıyla bu hem zaman alan hem de çok ciddi bir yatırım gerektiren teknik, çok sofistike bir iş. Adım adım gidiyoruz, çok hızlı adım atmaya gayret ediyoruz. Çünkü oradan üreteceğimiz her gaz bizim için çok önemli; dışa bağımlılığımızı düşürüyor, arz güvenliğimize katkı yapıyor.
Bunun jeopolitik etkisi, uluslararası alandaki, uluslararası ilişkilerdeki etkisini oraya girmiyorum ama çok önemli etkisi elbette ki var. Diğer gaz müzakerelerimizde etkisi var. Yani siz gaza çok ihtiyacı olan bir ülke olarak bir müzakere masasına oturabilirsiniz veya daha farklı, daha güçlü oturabilirsiniz. Onun için Karadeniz gazı bizim için hakikaten çok önemli bir milli proje. Fakat tabii bazı şeyler hayatın olağan akışı belli bir düzen içerisinde ilerlemesi gerekiyor. Çok şükür hamdolsun bakın biz yaklaşık 8 yıl oluyor neredeyse bu deniz operasyonlarına başladık ve bunları büyük oranda kendimiz yapıyoruz. Hamdolsun bugüne kadar iş sağlığı ve güvenliğinde hiçbir sıkıntı yaşamadık, çevreyle alakalı hiçbir sıkıntı yaşamadık; inşallah böyle devam eder. Dolayısıyla bu minvalde dikkatli bir şekilde hızlı bir şekilde bu çalışmaları yürütüyoruz.
2026 bu belirlenen takvim içerisinde üretimin iki katına çıkacağı yıl. Yani 10 milyon metreküp günlük üretim 20’ye çıkacak. Yani 4 milyon hane 8 milyon haneye gelecek ve dolayısıyla çok önemli bir miktarda konutlardaki meskenlerdeki ihtiyacın bir kısmı Karadeniz gazıyla sağlanmış olacak. Bir sonraki kilometre taşımız hedefimiz 2028. 2028’de de biz bu üretimi bugünkü üretimi 4 katına çıkarmayı hedefliyoruz. Orada da belki biraz daha üzerine 16 ile 17 milyon hanenin ihtiyacını kendimiz karşılamış olacağız. Bu şu anda bulduğumuz rezervle alakalı gelişecek tablo; yani bu tamamen planlaması yapılmış, işte Osmangazi yüzer üretim platformumuzun hazırlıkları devam ediyor. Yılın son günü gecesi biz oradaydık, oradaki çalışanlarla çalışan arkadaşlarımızla yeni yıla girmiş olduk. Dolayısıyla böyle bir planlama içerisinde mevcut üretimi inşallah artıracağız.
Malumunuz Cumhurbaşkanımız milletimize bunu bu müjdeyi vermişti; Göktepe sahasında biz yeni bir gaz keşfi yaptık. Yaklaşık piyasa değeri 37 milyar doları bulan bir doğalgaz keşfi yaptık. Biz o Göktepe’deki keşfi şimdi faz 3 kapsamında, hani 2028’de devreye girecek ve 4 katına çıkacağımız dediğimiz üretimin içerisine dahil etmeye gayret ediyoruz. Yani onun üretimini 2028’de inşallah yapacağız. Onun dışında karalarda yaptığımız aramalar neticesinde yaklaşık 70 milyon varile yakın bir yeni rezervi de, petrol tarafında söylüyorum, ağırlıklı Diyarbakır'da olmak üzere onu da yeni keşif olarak bir anlamda müjde olarak verebildik. 2026’ya geldiğimizde bir taraftan Karadeniz'in üretimi, bir taraftan Gabar'daki mevcut üretim ama onların yanında yeni keşif kuyularıyla, ki bu sefer Karadeniz'de şunu yapacağız; Karadeniz'de biz şu ana kadar tümüyle Batı Karadeniz'e odaklandık. Yani Sakarya gaz sahası dediğimiz saha aslında Batı Karadeniz'deki bir alandan bahsediyoruz.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar:
— TRT Haber Canlı (@trthabercanli) January 16, 2026
????"Şu ana kadar tümüyle Batı Karadeniz'e odaklandık. Bu sene Orta Karadeniz'e ve Doğu Karadeniz'e açılacağımız ve toplamda 6 yeni sondaj yapacağımız bir program geliştirdik." pic.twitter.com/wDXVWCcmsT
Şimdi bu sene için değişecek unsurlardan bir tanesi Karadeniz'in diğer bölümlerine, Orta Karadeniz'e ve Doğu Karadeniz'e açılacağımız ve toplamda 6 yeni sondaj yapacağımız bir program geliştirdik denizde. Dolayısıyla bu 6 yeni sondaj demek aslında 6 yeni keşif ümidi, umudu, beklentisi ve çalışması. O kıyıdaki kıyıdaş diyelim illerden bahsedelim; işte dün Rize'de Uluslararası Ayder Forumu'nda orada ifade ettik. Bir tanesi Rize açıklarında, Çayeli açıklarındaki bir sondaj lokasyonu. Keza Ordu açıklarında, yine Samsun açıklarında da Orta Karadeniz bölümünde, Kastamonu açıklarında da yine biz tespit ettiğimiz deniz alanına inşallah sondaj yapacağız.
“Amacımız enerjide dışa bağımlılığı bitirmek”
— TRT Haber Canlı (@trthabercanli) January 16, 2026
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Doğal gazda ilk hedefimiz hane halkının ihtiyacını kendi gazımızla karşılayabilmek. pic.twitter.com/LOLt7kfl5D
Daha büyük bir hedeften bahsetmek zorundayız çünkü şimdi sadece konut konuşuyoruz ama Türkiye'nin kullandığı doğalgazın işte yaklaşık üçte biri, dörtte biri gibi bir miktar, yani yılda 20-22 milyar metreküp bir gazı biz evlerimizde kullanıyoruz. Şimdi kışın kış şartlarının yoğunlaştığı bir dönemde tabii doğalgaz çok daha anlamlı oluyor bu bugünkü sohbetimizde. Ama şunu söyleyelim; Türkiye'nin çok önemli bir miktarda doğalgaz ihtiyacı aynı zamanda sanayide var, ticarethanelerde var, önemli miktarda bir doğalgazı biz elektrik üretiminde kullanıyoruz. Hal böyle olunca o taraftaki ihtiyaç için bizim yeni keşiflere, yeni üretimlere yani bu söylediğimiz rakamların üzerine çıkmamız lazım. Ama yani şunu söyleyelim, doğalgazda bizim ilk hedefimiz, öyle söylemiş olalım, bizim mutlak surette hane halkında dışa bağımlılığımızı bitirebilmek. Yani o 22 milyon hane bugün doğalgaz kullanıyor, o da her geçen gün artıyor çünkü artık çok daha küçük yerleşim yerlerine doğalgazı götürüyor olacağız. Dolayısıyla hedefimiz hane halkının ilk etaptaki ihtiyacını, doğalgaz ihtiyacını kendi gazımızla karşılayabilmek. Buradaki dışa bağımlılığı bitirmiş olmak.
2026 bizim özellikle petrol ve doğalgazda yeni bir büyüme hikayemizi yazacağımız yıl olacak. O yeni büyüme hikayesinde de şunlar var: Çağrı Bey ve Yıldırım gemilerimizde Türkiye'nin artık dışarıda petrol ve doğalgaz aradığı bir döneme giriyoruz. Bunun çalışmalarını zaten yapmıştık, hatırlayın 2024’te Oruç Reis gemimizi Somali’ye gönderdik. 2025 geçtiğimiz yıl içerisinde Mayıs-Haziran aylarında oradaki sismik çalışmamızı tamamladık ve bu yıl Çağrı Bey'le inşallah Somali'de ilk sondajı yapacağız. Şubat gibi gemimiz buradan hareket ediyor ama yani gemi hakikaten çok büyük boyutlarda; dolayısıyla mecburen Cebelitarık ve Güney Afrika'yı dolaşıp Somali'ye ulaşacak. Maalesef Süveyş Kanalı'nı geçemiyor. Dolayısıyla muhtemeldir ki Nisan-Mayıs gibi biz sondaja başlayacağız. Yani gemiyi Şubat'ta uğurlayıp Nisan-Mayıs gibi sondaja başlayıp bu yıl içerisinde bunun neticesini alacağız.
Dolayısıyla yeni büyüme hikayesinde dışarıda arama var. Keza yine geçtiğimiz yıl Pakistan'da aldığımız 3 deniz sahasında bu sene içerisinde sondajı planlıyoruz. Orada bir sismik çalışmayı gene planlıyoruz. Dolayısıyla 2026’da bu yeni büyüme hikayesinde böyle bir tablo bizi bekliyor. Gemilerimizden bir tanesini Karadeniz'e göndereceğiz. Karadeniz'de 5 gemiyle çalışacağız; işte o biraz önce bahsettiğimiz o 6 yeni sondaj bu gemimize yeni katılan filomuza yeni katılan gemiyle beraber inşallah o takvim içerisinde hem üretimi Sakarya gaz sahasındaki üretimi yapacak hem de o 6 yeni sondajı inşallah bu yeni gemilerimizle yapmış olacağız. Dolayısıyla böyle bir planlamanın içerisinde yürüyoruz.
Ama bu yeni büyüme hikayesinin içerisinde Diyarbakır’a da belki bir parça petrol tarafına girecek olursak... Diyarbakır’da yapmayı planladığımız şey oyun değiştirici etkisi olabilir. Şöyle; Diyarbakır’da biz ankonvansiyonel dediğimiz yani geleneksel petrol aramada dikey bir sondaj yaparsınız, orada bir kaynak varsa onu üretirsiniz, yüzeye çıkarırsınız. Biz Diyarbakır’da dikey sondajdan sonra bir yatay sondaj yapacağız ve kayaların içerisine sıkıştığını düşündüğümüz petrol ağırlıklı, petrol ağırlıklı ama bu gaz da olabilir; aslında bunu insanlarımız, seyircilerimiz zaman zaman yani özellikle basında "kaya gazı" diye hep bilinir ama bunun bir de "kaya petrolü" diye bir tabir de kullanabiliriz. Dolayısıyla bu kayaların içerisine sıkışmış petrolü farklı bir üretim yöntemiyle yüzeye çıkarma hadisesi. Dolayısıyla Diyarbakır bu anlamda neden Diyarbakır? Çünkü orada bu potansiyel olduğunu düşünüyoruz. Bu yöntemi inşallah 2026’da uygulayacağız ve neticelerini görmeye başlayacağız. Eğer bu konu başarılı olursa, bu konuda biz muvaffak olabilirsek işte o zaman oradaki potansiyel mesela Gabar’ın çok daha ötesinde. Bu anlamda oyun değiştirici etkisi olacağını ifade ettim.
“Diyarbakır petrolü Gabar’ı 3’e katlayabilir”
— TRT Haber Canlı (@trthabercanli) January 16, 2026
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar: Diyarbakır’da yapmayı planladığımız şeyin oyun değiştirici etkisi olabilir. Dikey sondajdan sonra yatay sondaj yapacağız. Diyarbakır’da potansiyel olduğunu düşünüyoruz. pic.twitter.com/fEXZcpuaFm
Gabar malumunuz 80 bin varil petrol günlük üretiminde. İnşallah Gabar’ı biraz daha işte kuzeydoğu Gabar tarafına genişleterek yeni aramalarımız, burada yeni kuyular ve yeni rezervler katmaya gayret ediyoruz. Dolayısıyla üretimi daha da artırma hedefimiz var. Ama Diyarbakır şu anda bizim bu bahsettiğim projeyi uyguladığımız ve 24 kuyuluk bir programdan, 3-4 yıllık bir programdan bahsediyorum yani 2026, 27, 28... 24 yatay sondaj yapacağımız, çatlatma yapacağımız bu kuyularla beraber 4 sahayı, 4 bloğu, 600 kilometrekarelik bir alanı test ediyoruz aslında biz. Fakat baktığınız zaman o bölgedeki potansiyel bunun yaklaşık 10-12 katı. Yani 7.200 kilometrekarelik bir alanda, Bismil’in kuzeyinden bahsediyorum Diyarbakır’da, burada bu testini yapacağımız, çalışmasını yapacağımız alanın 10-12 kat büyüklüğünde bir saha olacak aslında. Yani orada biz başarabilirsek bunu diğer taraflara da taşıyacağız ve burada yani Gabar’ı böyle ikiye, üçe katlayabilecek bir potansiyel görüyoruz inşallah eğer tüm şeyler istediğimiz gibi giderse.
Şu anda yurt içi, yurt dışı petrol üretimimiz yaklaşık 180 bin varil günlük seviyelerde. Bizim bu hani yeni bir büyüme hikayesi, özellikle Türkiye’nin petrol ve doğal gaz aramacılığında yazacağımız yıl başladı dediğim 2026 yılı aynı zamanda bizim Milli Enerji Maden Politikamızın 10. yılı. Yani bir Milli Enerji Maden Politikası 2.0’a geçiyoruz. Burada da hedefimiz şudur; Türkiye 2028 yılına geldiğinde Türkiye Petrolleri yaklaşık yurt içi ve yurt dışından şu andaki üretim kabiliyetiyle yaklaşık 550 bin varillik günlük petrol üreten bir şirket haline geliyor, petrol ve doğal gaz üreten. Türkiye’nin günlük ihtiyacı yaklaşık 2 milyon varil; petrol ve gaz olarak söylüyorum, ikisini eşdeğere getirdiğimiz zaman. Bizim şimdi bir sonraki yürüyeceğimiz hedef yani bu yıl itibariyle başladığımız hedef Türkiye Petrolleri’ni 1 milyon varillik bir şirket haline getirebilmek. Yani doğal gaz ve petrol üretimi açısından.
İşte bu hikayeyi yazabilmek; yeni keşifler, inşallah işte Somali’de yapacağımız çalışmaların neticesi ama bir başka konu yine 2026’da bununla ilgili yeni şeyler milletimize söyleyeceğiz, o konu da özellikle işte Libya’da, Irak’ta, belki Kazakistan’da farklı coğrafyalarda yeni sahalar, yeni iş birlikleri, yeni ortaklıkları da inşallah önümüzdeki günlerde duyuracağız. Birisini biliyorsunuz geçtiğimiz hafta İstanbul’da ExxonMobil ile Türkiye Petrolleri birlikte bir Karadeniz, Akdeniz ve farklı dünyanın muhtelif yerlerinde ortak projeleri hayata geçirmek için konuştu. Şubat ayında yeni bir anlaşmamız geliyor bir başka Amerikalı şirketle ortak olarak Türkiye Petrolleri’ni göreceksiniz. Çünkü onların da hem Türkiye’deki sahalarla ilgili hedefleri var.
Bunlar geçmişte aslında birlikte çalıştığımız şirketler büyük bir kısmı. Exxon ile keza böyle bir çalışmamız vardı. Fakat şu oluyor; teknoloji ilerliyor. Yani arama teknolojisinde işin özünde sondaj vesaire aynı kalıyor ama şimdi yapay zeka bizim işlerimizin içerisine çok yoğun bir şekilde girmiş durumda. Görüntüleme işinde yani bizim sismik işinde çok daha net görüntüler veya değerlendirmeler yapabiliyoruz. Dolayısıyla bunlarla aslında geçmişte böyle bir gittiğiniz yeri bir tekrar bir ziyaret etmek, oraya daha farklı bir bakış açısıyla bu yeni teknolojileri de işin içerisine katarak bakmakta fayda oluyor. Dolayısıyla inşallah bunlardan farklı neticeler alacağız.
Biz esas itibarıyla yerin altında doğal gaz veya petrol kaynağının bir şekilde muhafaza içerisinde olmasını isteriz ki orada o rezerv olsun ve biz o rezervi sondajla ve diğer yöntemlerle çıkarabilelim. Sızıntı olması demek bazı çatlakların olması, o çatlaklardan aslında orada bir kaynağın dağılması, farklı yerlere gitmesi anlamına geliyor. Bu yönüyle "istemiyoruz" demek istiyorum. Ama bu işin hakikaten çok net uluslararası standartları ve çok önemli bir teknik çalışma gerektirdiğini ben defaatle vurguluyorum biliyorsunuz. Dolayısıyla biz burada şunu yapıyoruz; iki boyutlu sismik dediğimiz bizim yani böyle daha teşbihte hata olmasın adeta yerin altının röntgenini çekiyoruz. Bu çalışmalardan sonra bazen daha detaylı bakmamız gereken dolayısıyla üç boyutlu sismik’e geçiyoruz, yani işin emarını çekmeye çalışıyoruz. O üç boyutlu sismik’te de çok ciddi bir çalışma yapıp yani evet burada görünen şu olabilir diye arkadaşlarımızın tahminleri neticesinde, analizleri neticesinde bir biyopsi ihtiyacı... Böyle biraz şimdi tıp terminolojisi kullanıyorum ama herkesin çok aşina olduğu konudan. Bir emardan sonra bir biyopsiye, bir sondaja ihtiyaç duyuyoruz ve o sondajı yaptıktan sonra aslında biz o müjdeye gidiyoruz. Yani bu silsileyi bozmamaya, bu silsiledeki bütün gerekli çalışmaları yani uluslararası standarttaki neyse onu yaparak aslında bir şeyleri söylememiz lazım. Dolayısıyla çünkü söylediğimiz sözden sonra da mahcup olmamamız lazım netice itibariyle.
Şimdi bizim Rize özelinde, Çayeli özelinde ve Karadeniz’in geri kalan kısmında yaptığımız hadise, Somali’de yaptığımız şey; üç boyutlu sismik geçen sene mesela Somali’de mayıs, haziran gibi bitti. Yaklaşık 5-6 aylık çok yoğun bir çalışmadan sonra Somali’de biz şimdi 153 numaralı blokta dedik ki "şu noktada biz bu sondajı yapmaya karar verdik, buradan biz ümitliyiz" dedik. Ama sondaj neticesinde... Şimdi Somali ile konuşuyoruz onlarda da aynı şey var, işte petrol bulduk gibi hatta miktar açıklayanlar var. Dolayısıyla biz diyoruz ki yani temkinli gidelim, o işi yapalım inşallah onun neticesinde de hayırlı bir haberi, müjdeyi milletimizle paylaşalım.
2026’da 6 tane yapacağımız Karadeniz’deki sondaj; işte Batı Karadeniz var, Orta Karadeniz ve Doğu Karadeniz... Yani kuyu bazlı veya yer bazlı çalışmamız işte arkadaşlarımız yapıyor. 2026 içerisinde diyelim yani bunu nisan ayında başlatabiliriz veya gemilerin durumuna göre belki yılın son çeyreğine alabiliriz ama biz netice itibariyle orada bir sondaj yapacağız. Çayeli açıklarında, kıyıdan yaklaşık 55 kilometre açıkta bir lokasyonda, yerde, yaklaşık 1.480-1.500 metrelik deniz derinliği var. Dün Rize'deydim herkes bana işte herhalde 50-60 metre 70 metredir falan dedi ama herkes tabii kıyıya yakın yerlere odaklanıyor ama bizim baktığımız yani sismik datadan, sismik veriden gözüken şey kıyıdan 55 kilometre mesafede ve 1500 metrelik bir deniz derinliğinin olduğu yerde deniz tabanından sonra da yaklaşık 1500 ila 2000 metre 2500 metrelik bir sondaj yapacağız.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Rize Çayeli’nde kıyıdan yaklaşık 55 kilometre açıkta, yaklaşık 1500 metrelik deniz derinliğinde, deniz tabanından sonra da 1500-2500 metrelik bir sondaj yapacağız. pic.twitter.com/qyyc7Ee49d
— TRT Haber Canlı (@trthabercanli) January 16, 2026
Bizim buradan sizlerden, hani sizler aracılığıyla milletimizden beklentimiz şu. Biz hakikaten Türkiye Petrolleri’nde son 10 yılda yaptığımız çalışmalarla aslında bir anlamda kendimizi ispat ettik. Bizim oradaki mühendislerimiz, jeologlarımız, gemilerde çalışan kardeşlerimiz çok ciddi anlamda bir tecrübe de elde ettiler. Bütün bu tecrübeyi üst üste koyarak gidiyoruz. İnşallah zorluk kısımlarını geçtik ve hemen her yıl yeni bir müjdeyi milletimizle paylaşıyoruz. İnşallah bu sefer o Sakarya gaz sahasında 2020’de verdiğimiz gibi büyük bir müjdeyi, daha büyük miktarda bir keşfi, belki bu sefer petrol keşfini milletimizle paylaşırız.
Türkiye'nin herhangi bir enerji türüne, enerji kaynağına sırtını dönmesi, hayır demesi lüksü yok. Aslında dünyada da kimsenin yok. Onun için hani biz sadece böyle çok romantik bir şekilde sadece yenilenebilir veya işte sadece nükleer, sadece kömür, doğal gaz gibi bir durumda değiliz. Türkiye çok dengeli bir enerji portföyüne sahip olmak durumunda. Bunu örneğin geçtiğimiz yıl hatırlayın Nisan sonunda İspanya'da Portekiz'i de etkileyen çok büyük çaplı elektrik kesintileri oldu. İşte o dönemde bunun sebebi konuşulurken halen aslında konuşuluyor; büyük oranda kesintili yenilenebilir enerji kaynaklarına olan bağımlılığın veya yüksek miktardaki bu kaynaklardan kaynaklandığı da ifade edildi.
Tabii tartışmalar var bunun etrafında ama hayatın her alanında olduğu gibi enerjide de daha dengeli bir portföye sahip olabilmek önem arz ediyor. Şimdi dolayısıyla biz yenilenebilir ki bu sene belki biraz onu yenilenebilir de konuşmamızda fayda olabilir çünkü COP 31’in Türkiye ev sahibi ve başkanı. Dolayısıyla dünyaya iklim adına söyleyeceğimiz bir dönem var ve bizim başkanlığımızda bu önemli bir yıl bizim için. Biz yenilenebilirde de çok önemli bir hikaye yazıyoruz. Onu konuşuruz ama iklimi desteklemesi açısından çünkü nükleer dediğimiz şey aslında bizim sıfır karbon emisyonlu bir elektrik üretme yöntemi. Yani en çevreci olabilecek yöntemlerden bir tanesi bu anlamda. Yani iklim değişikliğiyle mücadele edeceksek Türkiye olarak biz ve bütün dünya nükleerin payının artması lazım. Bunu zaten 28. Taraflar Konferansı'nda dünyaya birçok gelişmiş ülke Türkiye'nin de imza koyduğu bir deklarasyonla ilan ettiler Dubai'de. Dolayısıyla biz de bu anlamda on yıllardır aslında 1950’lerden beri sürdürdüğümüz bir hayalimiz bir hedefimiz var. Türkiye nükleer enerjiden elektrik üreten bir ülke olmak istiyor. Birçok çalışmalarımız var.
"İlk nükleer reaktör 2026'da devreye girecek"
— TRT Haber Canlı (@trthabercanli) January 16, 2026
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Türkiye, yıllardır nükleer enerjiden elektrik üreten bir ülke olmak istiyor. Çok büyük bir ilerleme yaptık, birinci reaktördeki hazırlık yüzde 95’i buldu. pic.twitter.com/hJhT3vPOMC
Pazartesi Akkuyu’da olacağız. Sahada tekrar çalışmaları yerinde takip edeceğiz. Şimdi çok büyük bir ilerleme yaptık. Yüzde 95’leri buldu şu anda birinci reaktördeki hazırlık. Yani dolayısıyla artık bizim bütün gücümüzle, bütün gayretimizle, bütün bir ekip olarak onlarla beraber bu santralin ilk reaktörünü devreye almayı hedefliyoruz. Yani elimizden gelen her şeyi yaparak inşallah ilk reaktörü devreye alacağız. Nükleer doğası gereği çok çok zor bir iş ve uluslararası anlamda standartları çok keskin hatlarla çizilmiş.
Yani "ya bunu da yapmayalım da işte iki adım sonrasını yapalım" asla diyemeyeceğiniz, bu anlamda bizim Türkiye olarak işte uluslararası birçok konvansiyona imzamız var, sorumluluğumuz var. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun bu anlamdaki denetimleri, üçüncü taraf denetimleri, bağımsız denetimler... Dolayısıyla zaten hani biz böyle bir şey yapamayız ama bu anlamda bu standartların gerektirdiği takvim var. Yani bunu ne yapsanız acele ederek o takvimi elbette yapamazsınız ama herhalde bu yıl içinde o ilk elektriği görme şansına sahip olacağız diyelim.
Şunu yapmak istiyoruz esas itibarıyla birkaç beklentimiz var, uluslararası anlaşma ve nükleer anlaşma yaparken. Bir tanesi tabii ki biz en ucuz elektriği nasıl alabiliriz dolayısıyla maliyet etkin bir yaklaşımımız var. İki; bu projeleri ne kadar yerlileştirebiliriz? Yani bu projelerde biz ne kadar yerli sanayimizi, yerli tecrübemizi alabiliriz. Dolayısıyla çok net mesela Akkuyu’da yaklaşık 12 milyar dolarlık bir yerleştirme programını biz hayata geçirdik. Bu çok önemli bir şey. Yani oradaki kullanılan ekip, ekipman, işte insan gücü, inşaat alanında, sanayi anlamında, demir çelikte kullandığımız şeylerin yüzde 60’ı şu anda Akkuyu’da yerli durumda. Bu konuda önemli bir ekosistemde de gelişme var. Sanayicimiz de artık bunu biliyor çünkü onun standartları daha farklı olduğu için bu tecrübeyi kazanmak önemliydi. Dolayısıyla her projede biz o yerli kapasitesini artırmak istiyoruz.
Bir know-how transferi, bilgi transferi, tecrübe transferi, teknoloji transferini hedefliyoruz ve bir de insan kaynağı gelişimine ne katkı sağlayacak bu proje diye o da masada müzakere konularından bir tanesi. Akkuyu’da da böyleydi şimdi Sinop’ta ve Trakya’da da böyle olacak. Akkuyu’da hatırlayın yüzlerce biz öğrencimizi, genç kardeşimizi işte Rusya'ya eğitime gönderdik. Şimdi dünyanın muhtelif yerlerine gönderiyoruz. Çin'e gönderiyoruz, Amerika'ya gönderiyoruz. Dolayısıyla orada geliştirdiğimiz o insan kaynağı da bizim için çok önemli. Bu çerçevede bir anlaşmayı inşallah hayata geçireceğiz. Ülkeler aslında dünyada bu ölçekte proje yapabilecek ülkeler zaten bir elin parmakları kadar. Yani bu anlamda Güney Kore'yle görüşüyoruz. Güney Kore Cumhurbaşkanı kısa bir süre önce Türkiye'deydi. Onlarla bir mutabakat zaptı imzaladık.
Keza Sayın Cumhurbaşkanımızla Amerika ziyareti kapsamında bir nükleer alanda iş birliği anlaşması imzaladık. Biraz o anlaşmayı Kore'yle birlikte düşünülebilir çünkü orada Westinghouse teknolojisini kullanacak Koreliler. Dolayısıyla bir üçlü bir mekanizma gibi düşünebilirsiniz orayı. Ama Rusya tabii Akkuyu’daki tecrübesiyle Sinop’ta da olmak istiyor. Dolayısıyla Çin bu ülkelerden bir tanesi. Bu anlamda yani dünyadaki işte Fransa... 4-5 ülke var. Bunların hepsiyle bizim görüşmelerimiz, müzakerelerimiz devam ediyor. Önümüzdeki 6 ay ila 12 ay arasında da artık bir kararı verip o çerçevede yürümek istiyoruz.
Bizim sahayla alakalı çalışmalarımız devam ediyor. Yani şöyle söyleyeyim; Sinop sahası örneğin Çevresel Etki Değerlendirme raporunu aldığı, tamamladığı, üzerinde bir sürü yargı süreçleri oldu onların hepsi tamamlanmış durumda. Sahada yaptığımız teknik çalışmalar var keza Trakya sahasında da. Yani sahayı biz hazırlamaya gayret ediyoruz ki anlaşma olduktan sonra proje daha hızlı bir şekilde hayata geçebilsin.
Enerji dedik ama kaynaklar veya madenleri de işin içerisine katmak lazım. Yani dünyada bu anlamda bu kaynaklara erişim, bu kaynaklara sahip olma, onları elde etme ile alakalı büyük bir mücadele var. Çünkü bunlar artık ekonomide sizin rekabetçiliğinizi, sizin geleceğinizi, büyümenizi, sürdürülebilir bir şekilde ekonominizin ileri gitmesinin en önemli unsurları haline geldi. Aslına bakarsanız dünyada çok önemli bir dönüşüm süreci yaşanıyor. Uluslararası alanda da böyle ama onun ötesinde dünya ekonomisinde bir dönüşüm yaşanıyor. Şimdi bildiğimiz bütün ezberlerin değişeceği bir döneme giriyoruz. İşte bu yapay zeka çağı, büyük verinin daha büyük anlamda hayatımıza girdiği bir alana giriyoruz.
Dün yine Rize-Trabzon programımızda gençlerle bir araya geldik ve onlara şunu söyledim: Bana biraz kendi kariyerimle ilgili bir şeyler sordular, ben de dedim ki "Bizim dönemimiz kariyer planlamasında işte şunlar şunlar vardı. Fakat şu anda daha bilinmez bir dünyadayız çünkü işte yapay zekanın eğitim hayatını ve sonrasındaki iş hayatını çok muazzam etkileyebileceği bir dönem." İşte elektrikli araçların çok daha yoğun olarak hayatımıza girdiği, çip teknolojisi, diğer alanlar; baktığınız zaman bütün bu yönüyle enerji ihtiyacının arttığı, elektrik ihtiyacının çok yoğun arttığı ve kritik madenlere olan ihtiyacın çok arttığı bir ekonomik modele gidiyoruz. Şimdi bütün aslında dünyadaki mücadele alanı bu.
Hal böyle olunca nadir toprak elementleri çok daha önemli bir hale gelmiş durumda. Adı üzerinde, toprakta nadir bulunan elementler. Bilinen 17 elementin de 10’unu biz Eskişehir'de tespit ettik, Beylikova'da. Orada dünyanın en önemli rezervlerinden bir tanesi ama bu işin özünde saflaştırma teknolojisi veya rafinaj teknolojisi çok önemli. Bizim şu anda orada yaptığımız çalışmalar, yani aslında neredeyse 10 yılı bulan bir çalışma sürecinden bahsediyorum; 59 bin tane test yaptık, analiz yaptık. Yaklaşık 125 kilometre sondaj yaptık o bölgede. Ve bunun sonucunda bulduğumuz bu nadir toprak elementlerinden sonra 2023 yılında hatırlayın Cumhurbaşkanımız orada pilot tesisimizi açtı. 1200 ton kapasitede, yılda 1200 ton üretebileceğimiz bir pilot tesisimiz şu anda çalışıyor orada. Ama şimdi bunu endüstriyel ölçeğe geçireceğimiz 2026 o açıdan önemli bir sürece giriyoruz. Yani yılda yaklaşık 10 bin tonluk bir nadir toprak oksidi üreteceğimiz; yani bu satılabilir bir ürün aslında.
Eskişehir’de 10 nadir element tespit edildi.
— TRT Haber Canlı (@trthabercanli) January 16, 2026
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar: Dünyanın en önemli rezervlerinden bir tanesi. Bu işin özünde saflaştırma teknolojisi veya rafine teknolojisi çok önemli. Şimdi bunu endüstriyel ölçeğe geçirmeyi 2026 yılı için planlıyoruz. pic.twitter.com/YYYAmm2QjR
Bizim şimdi oradaki hedefimiz bu endüstriyel ölçeğe üretimi çıkarabilmek. Ama bir taraftan da yüzde 92 - yüzde 93 seviyelerine çıktığımız bu pilot tesisteki saflık düzeyini yüzde 99 ve üzerine çıkarabilmek. Yani çok daha katma değerli hale bu bizim bulduğumuz nadir toprak elementlerini getirebilmek. Biz "Ya illa o teknolojiyi alalım da veya o teknolojiyi bulup o teknoloji şeyine geçirip ondan sonra üretime geçmek" yerine "Bunu birlikte götürelim" dedik. Endüstriyel üretimi başlatalım, önümüzdeki 2-3 yılda bu tesis hayata geçsin ama aynı zamanda biz o teknoloji ile alakalı hem Türkiye'de çalışıyoruz hem yurtdışındaki şirketlerle, ülkelerle, bu teknolojiyi alabileceğimiz ülkelerle de yoğun bir temas içerisindeyiz.
Yenilenebilir her yaraya merhem olabilecek bir iş. Yenilenebilir kaynaktan enerji ürettiğinizde ithal kaynağı ikame ediyorsunuz. Dolayısıyla cari açığa katkısı var, dışa bağımlılığınızı düşürmeye katkısı var, arz güvenliğine katkısı var. Mesela 2026 bir rekorla başladı, yanılmıyorsam 3 Ocaktı; 3 Ocakta Türkiye yaklaşık 250 milyon kilovatsaatin üzerinde bir elektriği sadece rüzgardan üretti. Dolayısıyla çok önemli bir katkı sağlıyor arz güvenliğimize. Bir başka katkısı Türkiye'nin iklim hedefleri var. Şimdi biz mesela 2026 COP ev sahipliğinde dünyaya bir şey söylememiz lazım bu anlamda. Cumhurbaşkanımız Azerbaycan'daki COP’ta, 29. COP’ta dünyaya Türkiye'nin 2035 yenilenebilir hedefini, 120 bin megavata gideceğiz hedefini ilan etti. Dolayısıyla böyle baktığınız zaman yenilenebilire Türkiye'nin mutlak surette ihtiyacı var. Güneşte önemli bir potansiyelimiz var, rüzgarda önemli bir potansiyelimiz var ama şeyi unutmayın; yani jeotermali de ihmal etmeyin. Türkiye dünyada dördüncü jeotermalden elektrik üreten ülke. O kadar önemli bir kaynak bizim için. Biyogazımız, biyokütlemiz... Yani yenilenebilir enerjinin tüm alanlarından bahsediyoruz.
Ama tabii rüzgar ve güneş öne çıkıyor. Biz bu anlamda Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu 120 bin megavat hedefine 2035'te gidebilmemiz için her yıl yaklaşık 7-8 bin megavat, 8-9 bin megavatlık bir yeni kurulu güç kurmamız lazım. Peki 2025 ne oldu derseniz? Kesinleşmemekle birlikte rakamlar, yani birkaç güne daha ihtiyacımız olabilir; ama 2025'i Türkiye 8 bin megavatın üzerinde güneş ve rüzgarla kapatıyor. Yani bu kadar yeni kurulu gücü devreye aldık. 2026, 2025'i inşallah 8 bini daha yukarı götüreceğimiz bir yıl olacak. Dolayısıyla biz şu anda o 2035 patikasına girmiş durumdayız. Yani o rayda gidiyor bu tren. İnşallah ha illa 120 bin hedef koyduk ama yani 150 bin yaptık, tabii ki daha iyi olur. Onun yanına depolama ile beraber... Yenilenebilir enerjide hakikaten Türkiye yaklaşık 40 bin megavatlara geldi şu son 10-15 yılda, sadece rüzgar ve güneşten bahsediyorum.
Yatırımcı ilgisi var her alana. Yabancı yatırım... Bakın biz YEKA ihaleleri yaptık 2025 yılında 3800 megavat. Burada ciddi yani 1000-1500 megavatın üzerindeki kapasite yabancı yatırımcıların da içerisinde olduğu; yani Körfez'den yatırımcılar vardı, Avrupa'dan yatırımcılar vardı, Almanya'dan... Onların da olduğu grupların ihalelerde kazandığı yarışmalar oldu. Dolayısıyla buna devam edeceğiz. Özellikle sanayicimiz, belediyelerimiz kendi ihtiyaçları için ve çatılarına mesela fabrikalara koymak üzere biz şimdi bu ay içerisinde de 2026 takvimini, 2026 kapasitelerini inşallah ilan edeceğiz. Bir taraftan rüzgar santrallerinin ilave fazla bir yani yeni yatırım yapmadan kapasite arttırma konusunda bir alan açmayı hedefliyoruz. Hidrolik santrallerde fizibiliteleri maalesef şaşan veya su gelirleri azalan santrallere bir hibrit kapasite tahsisini çalışıyoruz. Başta çatı uygulamaları olmak üzere sanayicilerimizin kendi ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapacakları projelere bir kapasite ayırmayı planlıyoruz.
Özellikle elektrikte fiyatlar olması gerektiği gibi veya gerçek maliyet esaslı olduğu zaman konutta tabii çatınıza bunu koymanız sizin için ilave bir teşvik aslında unsuru haline gelebilir. Dolayısıyla böyle yoğun bir aslında yatırımcı ilgisinin olduğu bir alandan bahsediyoruz. İnşallah biz de hem izin süreçlerini kolaylaştırarak hem de bu kapasiteleri onlara sağlayarak bunları gerçekleştireceğiz.
Depolamada, doğalgaz depolamada Tuz Gölü'ndeki projemiz ilk fazını tamamladık. Şimdi ikinci fazın inşası devam ediyor. Hemen her yıl yeni bir kapasiteyi açarak yani böyle beklemeden, fazların içerisine de "Faz 2A" diyoruz, "Faz 2B" ile her yıl işte 500 milyon metreküp, 700 milyon metreküplük kısımlar halinde aslında depo kapasitemizi arttırıyoruz. Şimdi Faz 3'ü çalışmaya başladık Tuz Gölü'nde. Dolayısıyla Tuz Gölü bizim için hakikaten doğalgazın bir deposu. Yani "Tuz Gölü" diyoruz aslında ama Aksaray sınırları içerisinde diyelim; önemli bir proje. Silivri'deki depomuzun kapasitesini arttırmayı hedefliyoruz. Orada bir 1 milyar metreküplük daha bir kapasite var. Dolayısıyla bir taraftan doğalgaz depolama... Şimdi elektrik depolamada önemli bir kapasite tahsisi yaptık. Yatırımcılarımız yavaş yavaş onları yatırıma ve projeye dönüştürüyorlar. 2026 yine bu depolama anlamında da önemli bir yıl olacak bizim için. Yani orada gözle görülür kapasiteleri piyasada göreceğimiz bir yıl olacak.
Şubatta Körfez ülkeleriyle yeni anlaşma yolda.
— TRT Haber Canlı (@trthabercanli) January 16, 2026
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar: Üzerinde uzun zamandır çalıştığımız 2 bin megavatlık güneş projesi var. İki şehrimizde kurulacak uluslararası projeyi şubat ayında imzalamayı hedefliyoruz. pic.twitter.com/Py9UxIpYuI
Dolayısıyla enerjisini depolayan, hem elektriğini hem doğalgazını depolayan bir ülke olarak arz güvenliğimizi tahkim etmeye gayret edeceğiz. Ama yenilenebilirle ilgili unutmadan şunu söyleyeyim; yani bu programa özel de bir şey olsun: Biz bir taraftan YEKA ihaleleri, bir taraftan işte bu sanayicilerimize verdiğimiz kapasiteler, çatı uygulamaları vesairenin yanı sıra bir de hükümetler arası anlaşmalarla daha büyük ölçekli projeleri hayata geçirmeye gayret ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın şubat ayı içerisinde planlanan veya çalışılan bir Körfez ziyareti olabilir. O kapsamda da bizim üzerinde uzun zamandır çalıştığımız toplamda 5000 megavat ama ilk etapta imza aşamasında olduğumuz ve inşallah o ziyaret vesilesiyle belki imzalayacağımız bir 2000 megavatlık bir güneş projesi Türkiye'de iki ayrı yerde, iki ayrı şehrimizde biner megavat olmak üzere 2000 megavatlık uluslararası bir projeye de ve Cumhuriyet tarihinin en ucuz elektrik fiyatıyla inşallah bunu da şubat ayı içerisinde bitirmeyi, imzalamayı hedefliyoruz.
Libya'dan bahsettik, Somali'deki yapacaklarımız, Karadeniz'in derinliklerinde, Gabar’da yaptıklarımız... Vatandaşımız şununla ilgili: "Benim elektriğim kesilmesin, elektrik kesintim olmasın, doğalgaz kapımda olsun, evimde olsun." Dolayısıyla birinci beklenti herhalde arz güvenliği ve herkes kesintisiz enerji istiyor, daha kaliteli. Ama beraberinde de tabii faturam da düşük olsun, ucuz olsun. Bizim de bütün gayretimiz milletimize bu kaynakları kesintisiz bir şekilde, ucuz bir şekilde, kaliteli bir şekilde sunabilmek. Bunun için çok önemli tabii bu kaynakların biraz önce konuştuğumuz her şeyi niye bu kadar dünyadan bahsettik? Çatışmalardan bahsettik, mücadeleden, jeopolitik gerilimlerden... Esas itibariyle petrol dediğiniz kaynak fiyatını sizin belirlemediğiniz bir fiyat. Doğalgaz yine sizin dışınızda belirlenen kaynaklar ve bunlar aslında tek bir ülkenin de belirlediği şeyler değil. Yani bugün Avustralya'daki bir LNG terminalinde efendim grev oluyor, bakıyorsunuz Avrupa'daki gaz fiyatları artıyor. Dolayısıyla bizim ülkemizdeki gaz fiyatları da artacak noktaya geliyor. Biz dolayısıyla bununla alakalı pandemiden başlayarak bir destek programı malumunuz geliştirdik ve vatandaşlarımıza bugün itibariyle doğalgazda faturanın yüzde 45'i devletimiz tarafından karşılanıyor, hazinemiz tarafından karşılanıyor.
“Doğal gaz faturalarının yüzde 45’ini devlet karşılıyor”
— TRT Haber Canlı (@trthabercanli) January 16, 2026
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar: Destekleri etkin hale getirmeyi amaçladığımız bir program da var. Önümüzdeki haftalarda kararı vermiş oluruz. pic.twitter.com/lvYdbeNatp
Elektrik tarafında yaklaşık yüzde 50'lerde yine devletimiz tarafından karşılanıyor. Ama son 1-1,5 yıldır malumunuz bir elektrikte "son kaynak tedarik tarifesi" belirlendi. Orada da belirli limitler var. Yani siz Türkiye ortalamasının iki katından daha fazla tüketiminiz varsa ki 2025 için koyduğumuz hedef 5000 kilovatsaatti; şimdi 2026, bu yıl 4000 kilovatsaate o düştü. Türkiye'deki ortalama tüketim yıllık yaklaşık 2400 ile 3000 kilovatsaat; yani 4000 dediğimiz zaman aslında bunun üzerinde kalan Türkiye'deki yaklaşık tüketicilerin yüzde 7'sinden bahsediyorum. O gruba siz muhtemeldir ki üst gelir grubundasınız ve dolayısıyla sizin bu desteğe ihtiyacınız yok. Bu destekler dar gelirliye, işte en düşük emekli maaşı alan gruba gitsin diye böyle bir daha destekleri etkin hale getirmekle alakalı bir program da takip ediyoruz. Doğalgazda benzer çalışmamız var. Yani Türkiye'deki ortalama Ankara'da tüketim yaklaşık 200 metreküp ocak ayında. Siz 300 metreküp tüketiyorsanız, 350 metreküp tüketiyorsanız sizi bu destek grubundan çıkarıp "Gerçek maliyeti neyse doğalgazı siz ödeyin" noktasına gelmeyi istiyoruz.
Önümüzdeki haftalarda bununla alakalı kararlarımızı vermiş oluruz. Tabii ki vatandaşlarımızı önceden bilgilendiririz ama doğalgazda her aylık tüketime bakacağız. Yani siz bir ay gerçekten doğalgazın desteksiz alabilirsiniz ama öbür ay eğer ortalamanın o kalmanız gereken sınırların içerisine düşerseniz de destek grubuna tekrar dahil olabilirsiniz. Uzun lafın kısası bu çerçevede hazinemizin imkanları ve 2026 bütçesine koyduğu imkanlar çerçevesinde biz inşallah önümüzdeki günlerde işte bu hem yeni fiyatlar hem elektrikte hem doğalgazı bir değerlendirme yapacağız ama şu anda netleşmiş "biz şu tarihte şunu yapacağız" dediğimiz bir şey söz konusu değil. Yani şu anda herkesin fiyatında bir değişiklik yok.