Türkiye`de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına karşı geliştirilen aşının da Faz-1 çalışmasının yapıldığı İKUM, gönüllü havuzundaki insanlarla çalışmalarını yürütüyor.
Bünyesindeki Türk araştırmacılarla ilaçların biyoeşdeğerlilik çalışmalarını yürüten İKUM Müdürü ve araştırmacısı Doç. Dr. Zafer Sezer, yaptığı açıklamada, Türkiye`deki sağlıklı gönüllülerde klinik ilaç araştırmalarını gerçekleştirdiklerini, dönem dönem hasta gönüllüleri de çalışmaya bağlı olarak tercih ettiklerini belirtti.
Merkezin kurulduğu yıldan beri biyoeşdeğerlilik çalışmaları yaptığını anlatan Sezer, şöyle devam etti: "Son yıllarda hastalıklarda kullanılan ilaçların Faz-1 (ilk kez insanda denendiği) çalışmaları da gerçekleştiriyoruz. Bugüne kadar 1300 klinik çalışmayı tamamladık. Klinik araştırmalar gönüllük esasına dayanıyor. Gönüllülerin bilgilerinin bulunduğu bir havuzumuz var. Burada 15 bine yakın gönüllümüz var. Gönüllülerimizi çalışma bazlı arıyoruz, davet ediyoruz. Kriterlere uygun olan gönüllüler çalışmalara katılıyor. Covid-19 aday aşısı için de bu havuzdan gönüllülerimize ulaştık. Şu an gönüllülerimizin herhangi bir problemi yok, çalışmalarımız devam ediyor. Faz-1 çalışması tamamlandıktan sonra Faz-2 ve Faz-3 aşamalarına geçerek aşı insanların kullanımına sunulacak."
Doç. Dr. Sezer, ERÜ`de Sağlık Bakanlığının desteğiyle geliştirilen aşının yerli olmasının, tüm aşamalarının ERÜ`de tamamlanmasının Türkiye`nin diğer ülkelerle rekabet edebilecek konumda olduğunu gösterdiğini vurguladı.
Çok yakın zamanda diğer gönüllülerimize de uygulayacağız
"Çok yakın zamanda diğer gönüllülerimize de uygulayacağız"
İKUM`un, uluslararası denetimlerden geçmiş ve kabul görmüş bir merkez olduğunu vurgulayan Sezer, "20 yılı geçen tarihinde birçok klinik araştırma burada tamamlandı. KKKA aşı çalışmasının Faz-1`i burada tamamlandı, diğer aşamaları sürüyor. Covid-19 aday aşısını ilk gönüllüye birer gün arayla uyguladık. Şu an insanda ilk kez uygulandığı için tedbir amacıyla takip ediyoruz, şu ana kadar herhangi bir yan etki gelişmedi. Gönüllülerimiz sağlıklı. 2 gönüllüye uygulandı, çok yakın zamanda diğer gönüllülerimize de uygulayacağız." diye konuştu.
İKUM Müdür Yardımcısı araştırmacı Dr. Öğretim Üyesi Ahmet İnal da merkezin Almanya, Danimarka, Avusturya, Fransa, İspanya sağlık otoritelerinin denetleyip onay verdiği bir klinik olduğuna dikkati çekti.
Geliştirdiğimiz aşının gelişmiş ülkelerin yaptıklarından hiçbir farkı yok
"Geliştirdiğimiz aşının gelişmiş ülkelerin yaptıklarından hiçbir farkı yok"
ERÜ`deki aşının tamamen milli ve yerli olduğuna dikkati çeken İnal, şöyle devam etti: "Bir ürün aldığı zaman insanlar hangi ülkeye ait olduğuna bakıyor, gelişmiş bir ülke ismi arıyorlar ama artık bunun değiştiğini düşünüyorum. Türkiye`nin de ürünlerinin pek çok alanda piyasada yer aldığını görüyoruz. Bu klinik de böyle bir yer. Bizim burada yaptığımız çalışmaların hepsi AB ülkelerinden denetlemelerden geçmiş çalışmalar. Ülkemizde böyle bir klinik yok, keşke olsa biz daha fazla olmasını istiyoruz. Covid-19`a karşı geliştirilen başka aşılar da var. Devam eden çalışmalar da var, Çin aşısı, Alman aşısı, ABD aşısı diyoruz, bu Türk aşısı."
Yerli üretimin önemini vurgulayan İnal, "Bizim mutlaka kendi aşımızı üretmemiz gerekiyor. Kendi ürettiğimiz aşıyla tüm toplumu bağışıklayabiliriz. Dışarıdan getirdiğiniz aşı belli bir sayıda kalıyor." dedi.
İnsanların Türkiye`deki aşı çalışmalarına karşı ön yargılı olduğunu ifade eden İnal, "İnsanlarımızda `ABD, Almanya yapamıyorsa biz yapamayız` gibi bir ön yargı var, hayır, biz yapıyoruz. Geliştirdiğimiz aşının emin olun gelişmiş ülkelerin yaptıklarından hiçbir farkı yok. İnsanlarımız rahatlıkla güvenebilir. Aşının içeriğiyle ilgili de insanlarda ön yargı var. Biz gönüllülerimize de bunu açıklıyoruz, bizim verdiğimiz virüs öldürülmüş, inaktif halde bunu veriyoruz ve buna karşı antikor cevabının gelişmesini bekliyoruz." ifadelerini kullandı.
Yükleniyor lütfen bekleyiniz