Yetkililerin Evde kal uyarılarını dikkate alan vatandaşlar, evlerinde keyifli vakit geçirmenin farklı yollarını keşfetmek için sosyal medyayı sıkça kullanıyor.
Yetkililerin "Evde kal" uyarılarını dikkate alan vatandaşlar, evlerinde keyifli vakit geçirmenin farklı yollarını keşfetmek için sosyal medyayı sıkça kullanıyor.
Uzmanlıkları veya hobilerinden yola çıkarak evlerinde yaptıklarını sosyal medya hesaplarında yayınlayan bazı meslek sahipleri, evde zamanı nasıl değerlendirdiklerini ve ürettikleri içerikleri anlattı.
Uzmanlıkları veya hobilerinden yola çıkarak evlerinde yaptıklarını sosyal medya hesaplarında yayınlayan bazı meslek sahipleri, evde zamanı nasıl değerlendirdiklerini ve ürettikleri içerikleri anlattı.
Psikolojik Danışman Hümeyra Büşra Nural, bir yandan alanıyla ilgili çalışmalarına devam ederken bir yandan da evinde ekmek pişirip tarifini sosyal medya hesabından paylaşıyor.
Psikolojik Danışman Hümeyra Büşra Nural, bir yandan alanıyla ilgili çalışmalarına devam ederken bir yandan da evinde ekmek pişirip tarifini sosyal medya hesabından paylaşıyor.
Evde günlerinin güzel geçtiğini belirten Nural, Eşimle evde film izlemek, egzersiz yapmak ve yeni yemekler pişirmeyi denemek gibi kendimizi iyi hissettirecek şeyler yapıyoruz. dedi.
Evde günlerinin güzel geçtiğini belirten Nural, "Eşimle evde film izlemek, egzersiz yapmak ve yeni yemekler pişirmeyi denemek gibi kendimizi iyi hissettirecek şeyler yapıyoruz." dedi.
Daha önce de evde ekmek yapma denemeleri olduğunu kaydeden Nural, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dışarı yalnızca temel ihtiyaçlarımızı giderebilmek için çıktığımız için evde pişirmeyi tercih ediyorum. Artık neredeyse dışardan hiç ekmek almıyoruz ve evimizde ekmek yapımını çeşitlendirmeye çalışıyoruz. Çeşitli unlar, farklı malzemeler deniyoruz. İnternetten bazı şefleri izleyerek öğrenmeye devam ediyorum. Zaman zaman yaptığım ekmeklerin tariflerini sosyal medya hesabımdan takipçilerimle de paylaşıyorum."
El emeğini ve üretmeyi seven biri olduğunu anlatan Nural, şunları söyledi: "Ellerin çalışması ile stresin, kaygının azaldığına inanıyorum ki buna dair çalışmalar da okumuştum. Bu nedenle ellerimizi kullanarak yapabileceğimiz her iş stresin ve kaygının arttığı bu vakitlerde bize iyi gelecektir. Ben bunu ekmek yaparak, yeni yemekler pişirerek deneyimliyorum. Ekmek yapmanın her aşaması bana iyi geliyor diyebilirim. Aynı zamanda sabır gerektiren bir iş olduğu için de sonunda çıkan ürün epey kıymetli oluyor. Defalarca yoğurma, mayalanmasını bekleme, üzerine çizeceğiniz desenin muntazamlığı, fırında pişmesini izleme yani her aşaması heyecan dolu. Sevdiklerinize kendi elinizden çıkan bir ürün verdiğiniz için içeriğini biliyor ve sağlık açısından da şüpheye düşmüyorsunuz."
Herkese evde ekmek yapmayı tavsiye eden Nural, "Hem vakti iyi geçirmek, hem kendi ürününü tüketebilmek hem de içeriğini dilediğimiz gibi değiştirebileceğimiz özgür bir alan olduğu için ekmek yapımı herkesin deneyimlemesi gereken bir aktivite. Aile üyeleri ile birlikte yapıp sonucunu beklemek de ayrı bir zevk. Mesela geçenlerde benim eşim de ekmek yapmayı öğrenmek istedi ve son ekmeğimizi beraber yaptık." diye konuştu.
Sağlık Bilimleri Üniversitesinde spor koordinatörü olarak çalışan Sercan Kürkçü ise Evde kal ama hareketsiz kalma sloganıyla spor etkinliklerini sosyal medya hesabı üzerinden takipçileriyle paylaşıyor.
Sağlık Bilimleri Üniversitesinde spor koordinatörü olarak çalışan Sercan Kürkçü ise "Evde kal ama hareketsiz kalma" sloganıyla spor etkinliklerini sosyal medya hesabı üzerinden takipçileriyle paylaşıyor.
Salgından korunmak için vakitlerini evde geçiren insanların daha fazla oturduğunu ve uzandığını belirten Kürkçü, "Uzun süreli oturmalar ve uzanmalarla kaslara giden kan akımı yavaşlamakta ve özellikle ileri yaş gruplarında da görülen eklem kısıtlıkları ortaya çıkmakta. Bu yüzden her gün sosyal medya hesaplarımda canlı yayında `Evde kal ama hareketsiz kalma` spor etkinlikleri yapıyorum. Hatta sağlık çalışanlarımız için üniversitemizin Sağlık Kültür Spor Daire Başkanlığı sayfasında da canlı yayın yapıyoruz." dedi.
Bu yayınları herhangi bir takipçi ya da maddi beklentiyle yapmadığını kaydeden Kürkçü, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu zor günlerde herkes elinden geldiğince bir şeyler yapıyor. Ben de sağlık, spor, fizyoloji ve anatomi alt yapısı olan biri olarak evde kalan bireylerin vaktini daha sağlıklı geçirmesini sağlamak için yönlendirici ve rehber niteliği taşıyan paylaşımlar yapıyorum. Hatta bunu herkesin yapabileceğini göstermek için spor yaparken eşim Hande Kürkçü de bana eşlik ediyor. Eşimin daha önce spor geçmişi yok, o da spora bu günlerde başladı. Günlük yarım saat süren canlı yayınlar yapıyorum. Takipçilerimden çok olumlu geri dönüşler aldım."
Amacım, evde ekipmansız fiziksel aktiviteyi göstermeye çalışmak
"Amacım, evde ekipmansız fiziksel aktiviteyi göstermeye çalışmak"
Sporun evde ekipmansız da yapılabileceğini dile getiren Kürkçü, "İlla bir halter setine ihtiyacımız yok. Esnetmelerimizi yaparken kullanacağımız direnç sağlayıcı ekipmanları evdeki eşyalardan basitçe üretebiliriz. Mesela su şişelerini ağırlık olarak kullanabiliriz. Herhangi bir sopa veya temizlik amaçlı kullanılan süpürgenin sapını bile kullanabiliriz. Bununla birlikte gerdirme için havlu bile kullanılabilir. Spor yaparken evimizdeki sandalyeden bile faydalanabiliriz. Amacım, evde ekipmansız fiziksel aktivite nasıl yapılır göstermeye çalışmak." dedi.
Spor yapmanın vücuttaki hormonal dengeyi değiştirdiğini kaydeden Kürkçü, şu ifadeleri kullandı: "Evde kalıp kendimizi bulaşıcı hastalıklara karşı koruyoruz ama evde olduğumuz sürece fiziksel aktivitemiz düştüğü için bulaşıcı olmayan hastalıklara yakalanma riskimiz oluşuyor. Bunu engellemek için de `Evde kal ama hareketsiz kalma` diyerek evde spor yapıyoruz. Sporla beraber bizi diyabete karşı koruyan insülin hormonu geliyor. Yaptığımız spor sayesinde endorfin denilen mutluluk hormonunun salgılanmasını da sağlayabiliyoruz. Bunun yanı sıra vücudunuzun kapasitesini aktif kullandığınız için kendinizi daha iyi hissediyorsunuz. Aynı zamanda fiziksel aktivite yaparak zihinsel olarak korona virüsünü düşünmekten uzaklaşıp zihnimizi rahatlatarak ruhen de daha sağlıklı hale gelebiliyorsunuz."
Kahve Eğitmeni Uğur Asilsoy ise evde vakit geçirilen süreçte insanların daha lezzetli kahve içebilmesi adına sosyal medya hesabı üzerinden evde nasıl kahve yapılacağına ilişkin paylaşımlar yaptığını kaydetti.
Kahve Eğitmeni Uğur Asilsoy ise evde vakit geçirilen süreçte insanların daha lezzetli kahve içebilmesi adına sosyal medya hesabı üzerinden evde nasıl kahve yapılacağına ilişkin paylaşımlar yaptığını kaydetti.
Evde pahalı olmayan kahve ekipmanlarıyla da güzel kahve yapılabileceğini anlatan Asilsoy, "Evde tartı kullanmak yerine kaşık kullanılabilir, değirmen yerine öğütülmüş çekirdek alınabilir. Pahalı ekipmanlar yerine french press denilen ucuz ekipman kullanılabilir ve gayet güzel bir kahve ortaya çıkar." dedi.
Dükkanlar kapalı olduğu için kahve alamayan ve kahveyi özleyen insanlardan sosyal medya üzerinden ciddi dönüş aldığını belirten Asilsoy, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çektiğim videolara çok güzel tepkiler geliyor. Hatta soru cevap kısmı da yaptım. Hem eğitici videolar çekiyorum hem de insanların merak ettiği soruları yanıtlıyorum. Karantina döneminde internet üzerinden verilen kahve siparişlerinde de büyük bir artış oldu. Normal zamandaki siparişin 5-10 katını alıyoruz. Bu da insanların kahveye ne kadar çok ilgisi olduğunu ve evde de kahve içtiklerini gösteriyor."
Günlük hayatta kahvenin çok içilmediği sürece faydalı olduğuna değinen Asilsoy, "Kahvenin kafeinden dolayı dinç ve diri tutan bir özelliği var. Evde vakit geçirmekten dolayı birazcık tembelleşiyoruz ama kahve içip kafeinin etkisiyle biraz daha dinamik hale gelebiliriz." dedi.
Kahve hazırlarken dikkat edilmesi gereken bazı hususlara değinen Asilsoy, kahve severlere şu tüyoları verdi: "Kahvenin yüzde 97`si sudan oluşuyor. O yüzden su çok önemli. Musluk suyu yerine içme suyu kullanmamız gerekiyor. Isıtıcıda su genelde 98-100 derecede kaynıyor ama aslında bu kahve için uygun bir sıcaklık değil. Su sıcaklığının 92-95 dereceye düşmesini beklemek gerekiyor. Evde tartımız yoksa kahveyi kaşıkla koymamız gerekiyor. Zaten bir yemek kaşığı yaklaşık 8-9 gram kahve alıyor. Bunu her seferinde standart bir kahve için kullanabiliriz. Ardından biraz su döküp kahvenin topaklaşmasını engellemek için karıştırmamız gerekiyor. Sonrasında suyun tamamını döküp bekliyoruz ve kahvenin tamamını bardağa alıyoruz çünkü kahve ekipmanın içinde beklediği sürece demlenmeye devam edecektir. Bu uygulandığı sürece lezzetli bir kahve ortaya çıkacaktır."
Türk kahvesinin yapımına ilişkin de detaylar veren Asilsoy, "Cezveye ilk başta soğuk su yerine ılık su koymak gerekiyor. Kahve pişmeye başladığında köpüğünü alıp pişirmeye devam ettiğimizde ise kahve yanmaya başlıyor. Kaynayan suda kahve yanar ve bütün aromasını kaybeder. O yüzden kaynamaya başladığı anda Türk kahvesini bardağa almak gerekiyor." dedi.
Evde geçirilen süreçte farklı kahve arayışına girilebileceğini dile getiren Asilsoy, "Farklı kahve türlerini deneyin. Taze kahve tüketmeye çalışın ve kahveye odaklanın. Gelen bütün kahvelerde kahvenin içeriği, notları ve tüm özellikleri yazıyor. Vakit bulmuşken kahveyi hem bilinçli bir şekilde tüketip hem de birazcık kahveden anlıyor hale gelebiliriz. Böyle bir fırsat var." ifadelerini kullandı.
Yükleniyor lütfen bekleyiniz