Zengin ve farklı yemek kültürüyle Türkiye`nin öne çıkan kentlerinden Şanlıurfa`da, tadı, rengi ve kokusuyla birçok yemeğe lezzet katan, çiğ köftenin "olmazsa olmazı" isot, kavurucu sıcakta uzun ve zahmetli bir sürecin ardından tezgahlardaki yerini alıyor.
Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ile beraber sulu tarımın yaygınlaştığı Şanlıurfa`da, ilkbahar mevsiminde ekilen, bakım ve sulamanın ardından yaz mevsiminde hasat edilmeye başlanan biberler, kamyonlarla pazarlarla getiriliyor.
Geçimlerini isot satarak sağlayan ailelerin pazardan aldığı biberler, daha çok kadınlar tarafından ev veya bahçelerde yıkandıktan sonra sap ve çöplerinden ayrılıyor.
Kavurucu sıcağın biberin acısıyla birleşmesiyle çalışanların zorlandığı işlemlerde, biberler elle parçalanıp makineden geçirilerek naylonların üzerinde bir süre bekletiliyor.
Gün içinde yönü değiştirilerek güneşte tamamen kuruması sağlanan biberler, rengi koyulaştıktan sonra makinelerde çekiliyor.
Zeytinyağıyla harmanlanarak eşsiz tat ve parlaklığını kazanan biberler, bu zahmetli ve "acı dolu" yolculuğun sonunda isota dönüşüyor.
Şanlıurfa`nın tescilli ürünü olan isot, yıl boyunca küçük ev işletmeleri ya da baharatçıların tezgahlarında, kalitesine göre kilosu 50-80 liraya alıcı buluyor.
Yükleniyor lütfen bekleyiniz