Ağabeyi İlhan Varank`ın kahramanlığını anlattı
Ağabeyi İlhan Varank`ın kahramanlığını anlattı
Cumhurbaşkanı Erdoğan`ın 16 Temmuz 2016`da Antalya`da planlanan programı öncesinde birkaç günlük tatil için Erdoğan`dan izin alarak ailesiyle Antalya`ya gittiğini ifade eden Varank, akşam saatlerinde farklı vatandaşlardan mesajlar ve telefonlar gelmeye başladığını anlattı.
Varank, İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürüyle birkaç kez konuştuğunu, Marmaris`te bulunanlarla görüştüğünü ve Cumhurbaşkanı Erdoğan`ın aile efradıyla sürekli irtibatta olduklarını ifade etti. Herkesin ne olduğunu anlamaya çalıştığını, kimsenin bir bilgisi olmadığını belirten Varank, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar`a ulaşmanın mümkün olmadığını kaydetti. İlerleyen saatlerde uçakların alçak uçuş yapmaya başladığı haberlerinin geldiğini, bunun bir kalkışma olduğunun ortaya çıkmaya başladığını vurgulayan Varank, şunları kaydetti: "O zamanki Emniyet İstihbarat Daire Başkanımız aradı, `Havacılar ve jandarma kaynaklı bir kalkışma olduğunu değerlendiriyoruz` dedi. Sonrasında zaten bütün gece, darbenin püskürtülmesi için koordinasyon ve takip süreciyle uğraştık. O gece birkaç kez de Antalya Valisi ile konuştuk. Vali Bey askeri erkan dahil herkesi valilik konutuna çağırdı. Ailemle helalleşip, başımıza bir şey gelirse ne yapmaları gerektiğini onlara tembih edip otelden ayrıldım. O zamanki Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız Menderes Bey beni aldı, birlikte Valimiz Münir Bey`in bulunduğu valilik konutuna geçtik. Tabii Sayın Cumhurbaşkanımızın canlı yayına bağlanıp milletimize seslenmesi, onun çağrısıyla milletimizin meydanlara dökülüp tarihi bir direniş sergilemesi işin asıl dönüm noktası oldu."
Varank, o gece, yoğun bir görüşme trafiği yaşadıklarını, Cumhurbaşkanı Erdoğan`a sürekli ulaşma imkanı olmadığı için bazı noktalarda inisiyatif kullanmak durumunda kaldıklarını belirterek, TRT`de darbe bildirisi yayınlanınca TÜRKSAT Yönetim Kurulu üyesi olarak Genel Müdürü arayıp, TRT yayınının kesilmesi gerektiğini söylediğini anlattı. Birçoğunu hatırlayamadığı yüzlerce telefon görüşmesi ile sabaha kadar süreci takip ettiğini belirten Varank, "Anadolu Ajansı başta olmak üzere o gece darbeye karşı milli duruş sergileyen, demokrasinin yanında durarak hayati işler yapan tüm medya kuruluşlarımıza minnettarız. Tabii ilerleyen saatlerde önce Erol ağabey (Olçok) ile oğlunun, ardından da ağabeyimin şehadet haberini aldım. Ağabeyimin şehadet haberi ile artık bir an önce İstanbul’a ulaşmanın peşine düştüm. Sabaha karşı kalkabilen tek uçakla İstanbul`a gittim." dedi. Darbeyle mücadeleye dönük yoğun bir görüşme trafiği içinde olduğu için ailesinden kimseyle görüşmeye fırsatı olmadığını kaydeden Varank, "Rahmetli ağabeyimin önce bana ardından aile grubumuza attığı mesajları da maalesef sonradan gördüm. Orada da kendini değil, bizi düşünüyordu. Aile grubumuzda eşimle yazışmış kendimize dikkat etmemizi söylemiş." diye konuştu.
Varank, 15 Temmuz şehidi ağabeyi İlhan Varank`ın o gece ortaya koyduğu direnişi şu sözlerle anlattı:
Varank, 15 Temmuz şehidi ağabeyi İlhan Varank`ın o gece ortaya koyduğu direnişi şu sözlerle anlattı:
"Rahmetli ağabeyim yakın zamanda profesör olmuştu. Üniversitede idari görevleri vardı, bölüm başkanlığı yapmıştı. O gece askerin bir kalkışma yaptığı anlaşılınca okuldaki akademisyenlerin olduğu gruplarda bu konu elbette konuşuluyor, tartışılıyor. Orada `Arkadaşlar, biz de korkarsak herkes korkar, ben dışarı çıkacağım` yazarak evinden ayrılıyor. Ağabeyim o gece, önce Vatan Caddesi`ne giderek Emniyet Müdürlüğünü teslim almak isteyen darbecilere karşı mücadele etmiş. Zaten aracını da daha sonra Vatan Caddesi`ne yakın bir yerde bulduk. Vatan Caddesi`nde darbecileri püskürten kalabalık polisin de yönlendirmesiyle ardından, İstanbul Büyükşehir Belediyesini işgal etmek isteyen Fetullahçı teröristlerle mücadele etmek için Saraçhane`ye yönelmiş. Orada da darbecilere karşı kahramanca bir direniş yaşanmış. Beni o gece önce Sağlık Bakanımızın özel kalemi arayarak, ağabeyimin yaralanması ile ilgili bir bilgi aldıklarını söyledi. Aslında şehadetini biliyorlarmış ama o anda bana söylemediler. Hemen ağabeyimin telefonunu aradım. Telefonu açan kişi, `Bu telefonun sahibi çok yiğit bir ağabeydi. Biraz önce vuruldu, götürdüler, telefonu burada kaldı. İstanbul Belediyesinin önündeyiz, asker bizi tarıyor` dedi. Şehadet haberini böyle aldım. Saraçhane’de rahmetli ağabeyimle beraber direnen, vurulduğu anda orada olan gazilerimiz var. Son dakikaya kadar cesurca mücadele ettiğini, etrafına `Korkmayın` diye seslendiğini söylediler."
Varank, İBB önünde ağabeyiyle birlikte 13 kişinin darbeciler tarafından şehit edildiğini, o gün ateş edenler ve ateş edilen silahlarların belli olduğunu ifade ederek, "Bizim de tarafı olduğumuz, hem İBB’nin işgali davası hem de iki ayrı çatı davada ilgili sanıklar müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet olmak üzere en ağır cezaları aldılar." dedi.
FETÖ`nün artık Türkiye içerisinde bir operasyonel gücünün kaldığını düşündüğünü kaydeden Varank, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan`ın dirayetiyle bu örgütün inlerine girildiğini ve çok büyük ölçüde çökertildiğini vurguladı.
Başta kamu olmak üzere, ilişki ağlarının tamamının deşifre edildiğini belirten Varank, şu değerlendirmelerde bulundu:
Başta kamu olmak üzere, ilişki ağlarının tamamının deşifre edildiğini belirten Varank, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Ama tabii ki 40 yıldır bu örgüte yatırım yapanlar başta olmak üzere örgütün azılı üyeleri hala birtakım umutlar besliyor olabilir. Eski operasyonel yetenekleri olmasa da siyasete etki edebilecek stratejiler yürüttüklerini, hükümet karşıtı her yapı ve oluşuma destek verdiklerini görüyoruz. Açıkçası kimi siyasilerin bazı çıkışlarını görünce, bunun bir Pensilvanya aklı olduğunu anlayabiliyorsunuz. Ancak bu mücadeleyi sulandırmamak adına, her seferinde açıktan bunu dile getiremiyorsunuz. Vatandaşlarımız FETÖ ile mücadelenin bitmediğini, ilk günkü iradeyle devam ettiğini bilsin. Son nefesimize kadar bu yolda atılması gereken bir adım varsa o adımı atacağımız konusunda da müsterih olsunlar. Biz o geceyi hiçbir zaman unutmayacak, unutturulmasına da müsaade etmeyeceğiz. Bunu hem devlet olarak temin edeceğiz hem bireysel olarak yapacağız. Şahsen ben bir bakan olarak, attığım her imzada, aldığım her kararda 15 Temmuz’dan ibret alıyorum. O gün canını verenleri, çoluğunu, çocuğunu, ailesini, yine onların istikbali için ardında bırakanları düşünüyorum. Şehadet şerbetini içen güzel insanlarla aynı tarafta olmak, vatanı uğruna canını hiçe sayan yürekli kahramanlarla birlikte yol yürümek, gönlümüzü ferahlatıyor."
Milletin kahramanlığını tanımlayacak bir kelime bulamadığını belirten Varank, "Sayın Cumhurbaşkanımızın kararlılığı ve dik duruşu, milletimizin bu kenetlenmesi tarihin akışını değiştirdi. Türkiye`yi, 100. yılına ulaşamadan işgal etme girişimi; Türkiye`yi, Pensilvanya`da yaşayan din adamı kılıklı bir sapığın tiranlığı haline getirme girişimi, tıpkı bir asır önce olduğu gibi milli mücadele ruhuyla boşa çıkarıldı. Bu duruş elbette ki tüm dünyaya örnek oldu. Bir milletin, kendi kaderini kendi tayin etmesinin en asil örneğini yazdık." dedi.
15 Temmuz`un Türkiye’yi boyunduruk altına alma girişimi olduğuna işaret eden Varank, şu görüşlerini paylaştı:
15 Temmuz`un Türkiye’yi boyunduruk altına alma girişimi olduğuna işaret eden Varank, şu görüşlerini paylaştı:
"Biz bu girişimlere pabuç bırakmayacağımızı tüm dünyaya gösterdik. Ve o duruş, hamdolsun bugün de devam ediyor. İşte Ayasofya`nın tekrar cami yapılması aslında 15 Temmuz`a verilmiş bir cevaptır. Aynı 15 Temmuz`da gösterilen milli duruşun bir devamı, o duruşun taçlandırılmasıdır. Çünkü, Ayasofya bizim bu topraklarda adaletle kurduğumuz hükümranlığımızın dosta düşmana ilanıdır. Danıştay kararı sonrası Sayın Cumhurbaşkanımızın Ayasofya`yı tekrar ibadete açma kararı şüphesiz, Cumhuriyet tarihimizin tıpkı 15 Temmuz gibi dönüm noktalarından biridir."
Yükleniyor lütfen bekleyiniz