Özel sektörde çalışan 38 yaşındaki Özipek, geçen yıl sahilde gezerken gördüğü, tuzlu su ve rüzgarın etkisiyle renk ve şekil değiştirmiş ağaç parçalarını pimlerle birleştirerek çivi kullanmadan heykel yaptı.
Özel sektörde çalışan 38 yaşındaki Özipek, geçen yıl sahilde gezerken gördüğü, tuzlu su ve rüzgarın etkisiyle renk ve şekil değiştirmiş ağaç parçalarını pimlerle birleştirerek çivi kullanmadan heykel yaptı.
İlk eserini hediye ettiği eşinin önerisiyle atölye kuran Özipek, Ege ve Akdeniz sahillerini dolaşarak topladığı parçalardan oluşturduğu ördek, pelikan, kuğu ve balık gibi sanat eserlerini sergilemeye başladı.
İlk eserini hediye ettiği eşinin önerisiyle atölye kuran Özipek, Ege ve Akdeniz sahillerini dolaşarak topladığı parçalardan oluşturduğu ördek, pelikan, kuğu ve balık gibi sanat eserlerini sergilemeye başladı.
Özipek, yaptığı açıklamada, hobi olarak başladığı ağaç heykelciliğinin kısa zamanda ekonomik kazanca dönüştüğünü belirterek yurt içinin yanı sıra İspanya, İtalya ve Fransa`dan da siparişler aldığını anlattı.
Özipek, yaptığı açıklamada, hobi olarak başladığı ağaç heykelciliğinin kısa zamanda ekonomik kazanca dönüştüğünü belirterek yurt içinin yanı sıra İspanya, İtalya ve Fransa`dan da siparişler aldığını anlattı.
Aynı tür ve renkteki ağaçların birleştirilmesi için iklimin yanı sıra deniz yapısının da iyi bilinmesi gerektiğine işaret eden Özipek, eserleri driftwood tarzıyla oluşturduğunu kaydetti.
Aynı tür ve renkteki ağaçların birleştirilmesi için iklimin yanı sıra deniz yapısının da iyi bilinmesi gerektiğine işaret eden Özipek, eserleri "driftwood" tarzıyla oluşturduğunu kaydetti.
Özipek, doğadaki her parçanın bir hikayesinin olduğuna inandığı belirterek "Masaya sadece bir kuş yapmak için oturmuyorum. O ağacın bana ne anlattığı, hikayesinin ne olduğu, ağacının cinsinin ne olduğunu anlayarak başlıyorum. Atölyede elime aldığım bir ahşabın benzer bir ağaçla bütünlüğünü görüyorum. Ağaç aslında bana anlatıyor ne olmak istediğini, `Ben bir kuşum, balığım, geyiğim ya da ben bir filim.` diyor. O ağacı söyletmek ise biraz zaman alıyor. Sonra mutlaka bir yerlerde yakalıyorum." diye konuştu.
Doğada kendiliğinden şekillenen parçaları kullanmayı tercih ettiğini ve koruyucu madde ya da boya kullanmadığını vurgulayan Özipek, "Eserlerimde sadece ahşap pimler ve bunlar için özel yapıştırıcılar kullanıyorum. Hiçbir eserimde metal, vida ve çivi gibi materyaller kullanmıyorum. Deniz suyuyla uzun yıllarca sürüklenen, salamura olmuş ağaçları tercih ediyorum." ifadelerini kullandı.
Özipek, yapım süresinin objeye göre değişkenlik gösterdiğini belirterek şunları kaydetti:
Özipek, yapım süresinin objeye göre değişkenlik gösterdiğini belirterek şunları kaydetti:
"Bu sanatın en zor yanı, başka insanların sahilde kıyıda görüp önemsemediği bir ahşap parçasının benim evimde 6-7 ay kalabiliyor olması. Bazen birkaç saat içerisinde kondisyonu yüksek bir eser ortaya çıkarken bazen de ebat olarak çok daha küçük olan eser bir hafta ile 10 gün arasında sürebiliyor."
Özipek, bu sanat dalının yaygınlaşması için üç tarafının denizlerle çevrili olan Türkiye`nin çok elverişli olduğunu söyledi.
Özipek, bu sanat dalının yaygınlaşması için üç tarafının denizlerle çevrili olan Türkiye`nin çok elverişli olduğunu söyledi.
Özipek, eserlerinin 1500 ile 5 bin lira arasında alıcı bulduğunu sözlerine ekledi.
Özipek, eserlerinin 1500 ile 5 bin lira arasında alıcı bulduğunu sözlerine ekledi.
Yükleniyor lütfen bekleyiniz