Osmanlı Devleti`nde, dönemin önemli vezirlerinden Kasımpaşa tarafından 1478 yılında Tunca Nehri kıyısına yaptırılan Edirne`deki Kasımpaşa Camii`nin uzun süredir restore edilmesi bekleniyor.
Son 1 asırdır kullanılamaz hale gelen ve minaresinin yarısı yok olan caminin duvarlarına yazılan yazılar ise görenlerin tepkisini çekiyor.
İç cephesi madde bağımlıların yuvası haline gelen camiye saraydan kayıklar yoluyla ibadet için gelindiği bilinirken, zamanla yapılan sedde ile nehir arasında kalan tarihi yapı, taşkınlarla yıprandı.
Vakıflar Genel Müdürlüğü`nün 3 yıl önce restorasyon kapsamına alarak 3 metre yükseltmesini planladığı caminin restorasyon projesinin ise gelecek yıl yatırım planına alınması bekleniyor.
Osmanlı su uygarlığıyla mimarisinin buluştuğu yapı
"Osmanlı su uygarlığıyla mimarisinin buluştuğu yapı"
Edirneli tarih araştırmacısı Kutalmış Bayraktar, tarihi caminin 19`uncu yüzyılın sonlarına doğru yıpranmaya başlayarak kullanımının durduğunu söyledi. Bayraktar, "Bu yapı aslında geçmişte unuttuğumuz Tunca elitizminin göstergesidir. Bizim öncelikle bu yapıyı korumak için çok ciddi tartışmamız lazım. Mimari olarak çok önemli istisnaları yok fakat burasını önemli kılan tarafı yapıldığı yerle alakalı çünkü su dünyası ile kara dünyasına bir sınır teşkil edilen bu yalı cami, aslında Osmanlı su uygarlığında doğa ile mimarinin hem buluştuğu hem de birbirine meydan okuduğu yerde. Tunca Nehri, Saraçhane Köprüsü`nden Kasımpaşa burnuna kadar çok güzel yalıları bünyesinde barındırmış. Bu yalıların da hiçbir tanesi günümüze taşınmamış. Bu cami halen ayaktaysa şunu anlamalıyız ki aslında tekrar bir Tunca elitizmi yaratılabilir ve harika günlerine dönebilir" diye konuştu.
Burası su yoluna da ait bir ibadethane
"Burası su yoluna da ait bir ibadethane"
Yapının hem mimari hem de peyzaj açısından örnek olduğunu belirten Bayraktar, "Dolayısıyla bizim mevzumuz sadece cami değil bu ekolojik de bir problem. Aynı zamanda Edirne kent mirası ile de alakalı bir problem. Meriç ve Tunca`nın ticaret nehri de olduğunu söylemeliyiz. Ticaret de `şahtur` dediğimiz bir başka yelkenli ve kürekli kayıklarla yapılır. Dolayısıyla burası su yoluna da ait bir ibadethane. Öyle güzel ki sanki cemaati suyun içinden çıkıp da karaya ulaşacakmış gibi bir izlenim verir. Mimari bir öge, çok güzel bir peyzaj yaratmaktadır" dedi.
Yapının restorasyon ve konservasyonunun olabildiğince dikkatli yapılması gerektiğini belirten Bayraktar, "Burasının restorasyon ve konservasyonu, olabildiğince istisnai durumlar teşkil ediyor çünkü yer aldığı alan bir yarımada. Dolayısıyla bunun öncelikle bütün kamuoyunda heyecan yaratması, popüler bir konu haline gelmesi ve bu konularla ilgilenen bilim adamlarının daha heyecanlı bir şekilde tartışması lazım" diye konuştu.
Yükleniyor lütfen bekleyiniz