Süleymaniyeli Taha amca, Bağdat’ın sahaflar sokağı olarak bilinen Mutennebi’de küçük tezgahını açarak her gün sabahın erken saatlerinde işinin başına geçiyor.
Iraklı zanaatkar, kalem, kol saati ve anahtarlık gibi hediyelik eşyaların üzerine Arapça, Kürtçe ve İngilizce isim, doğum günü ve yer isimleri nakşediyor.
İlerleyen yaşına rağmen Bağdat`a kendisinin taşıdığı mesleğini ilk günkü şevkle devam ettiren Osman Taha, hattatlık ve ressamlığa başlama hikayesini de anlattı.
"Bağdat`ta hattatlık ve ressamlığın yanı sıra hediyelik eşyalar üzerine işleme yapıyorum. "diyen Taha amca, şöyle devam etti: "Gençken önce resim yapmayı sonra da hat sanatını öğrendim. Bir gün rüyamda harabe bir evdeyim ve elinde poşet olan birisi bana doğru geldi ve poşeti uzatarak, `Sen ressam olacaksın` dedi. Ertesi gün uyandığımda rüyayı hatırladım.
Daha sonra fiilen resim yapmaya başladım ve hat sanatını da icra etmeye başlayarak hattat oldum. Güzel Sanatlar mezunu değilim, ressamlık ve hattatlık yüce Rabbimin vergisi."
Basra`da 20 yıl askerlik yaptığını anlatan Taha, "Basra`da Deniz Kuvvetlerinde askerlik yaptım. Orada görevdeyken babamın vefat haberi geldi. Ölmeden önce babamı yaklaşık 1 yıldır görmemiştim." dedi.
Taha, şiddet yorgunu Bağdat`ta sanata olan ilginin azaldığını dile getirerek, buradaki iç savaştan kaçarak bir müddet Erbil ve Süleymaniye`de mesleğini icra ettiğini söyledi.
Osman Taha, "Süleymaniye’de Park Azadi`de bir dönem hediyelik eşyaların üzerine yazı yazma işiyle ilgilendim. Oradaki görevli polisler insanların bana olan ilgisinden dolayı oluşan kalabalığı sürekli dağıtırdı." ifadelerini kullandı.
Ana dili Kürtçenin yanı sıra iyi derecede Arapça ve Farsça bildiğini ifade eden Taha, orta düzeyde İngilizce ve Hintçe ve biraz da Türkçe konuşabildiğini belirtti.
Taha, İstanbul`u da birkaç kez ziyaret ettiğini aktardı.
Gençken sevdiği kızla evlenemeyince evliliği hayatından çıkardığını kaydeden Taha amca, devletten de herhangi bir maaş almıyor, yıllardır icra ettiği mesleğiyle ekmeğini kazanıyor.
Yükleniyor lütfen bekleyiniz