Eski Anadolu Türkçesi tıp metinlerinin önemli bir bölümü Arapça ve Farsçadan yapılan çevirilere dayanır. Bu eserlerin en önemlileri İshak bin Murad tarafından 1387 yılında yazılan ilk tıp kitabı Edviye-İ Müfrede. Hekim Bereket’in tahmini olarak 13`üncü yüzyılda İbni Sina’nın Kanun adlı eserini esas olarak tercüme ettiği Tuhfe-i Mübârizî, 14`üncü yüzyılda Hacı Paşa tarafından kendi telifi olan Arapça eserinden tercüme ettiği Müntahâb-ı Şifâ, meşhur tıp bilgini Sabuncuoğiu Şerefeddin’ın özellikle ilaçların yapılışıyla ilgili bilgi verdiği 1468 yılında kaleme alınan Mücerreb-nâme, bu dönemde yazılan Türkçe tıp kitaplarından ilk akla gelenler.
Söz konusu tercüme ve telif eserlerde yetkin bir Türkçe tıp terminolojisi ve zengin söz varlığı dikkat çeker. Bu metinlerde hastalıklar ve bunların tedavi biçimleri halk diliyle tarif edilir. Bu bakımdan söz konusu metinlerde dönemin ağızlarına ait kelime ve kavramlara sıkça rastlanır. "Hey" sözcüğü günümüzde "organların ön tarafı" anlamına geliyor.
AKIRSAG
AKIRSAG
Tıp kitaplarında yer alan "Akırsag", dizin önünde bulunan kapak biçimindeki oynak kemik, diz kapağı demek.
AYLAK
AYLAK
Eski Türkçede "aylak", kalbin içinde bulunduğu göğüs boşluğu, kalp anlamına gelir.
BAŞ SÜNÜKİ
BAŞ SÜNÜKİ
Tıp kitaplarında, kafatası sözcüğü yerine "baş sünüki" terimi geçiyor.
BOGAZLAGU
BOGAZLAGU
Hançere, gırtlak terimleri yerine "Bogazlagu" ya da "Bogurtlak" terimleri yer alıyor.
BOĞUN
BOĞUN
Vücutta kemiklerin birleştiği yer olan "eklem", eski Türkçede "boğun" olarak adlandılıyor.
BÜRÇEK
BÜRÇEK
"Şakak" göz ile kulak arasında yer alan çukurumsu bölgeye verilen ad. Eski Türkçedeki tıp kitaplarında ise "bürçek" olarak geçiyor.
ÇİMKE
ÇİMKE
Diz kapağından topuğa kadar olan kemik, incik kemiği anlamına gelir. Eski Türkçede "çimke" olarak geçiyor.
EYEGÜ
EYEGÜ
Eyegü, göğüs kafesi üzerindeki kemiklerden her biri, kaburga kemiği anlamında kullanılır.
ÖYKEN
ÖYKEN
Göğsün iki tarafından bulunan ve solunuma yardımcı olan iki parçalı organ akciğer, eski Türkçedeki metinlerde "öyken" olarak geçiyor.
BURU
BURU
Zaman zaman azalıp çoğalan ağrı çeşidi "sancı", tıp kitaplarında "buru" olarak adlandırılıyor.
SINUK
SINUK
Eski Türkçede, kırık anlamına gelen terim ise "sınuk"
İGNİK
İGNİK
Eski Türkçede "ignik" olarak geçen hastalık, günümüzde "ishal" olarak biliniyor.
UÇUG
UÇUG
Epilepsi ya da halk arasında yaygın olarak kullanılan "sara" hastalığı, eski Türkçe tıp kitaplarında "uçug" olarak geçer.
ŞOVU
ŞOVU
Kan pıhtılaşması eski metinlerde karşımıza "şovu" olarak çıkıyor.
ENŞEMEK
ENŞEMEK
TDK`de, üzüntü, sıkıntı, tedirginlik veren bir durumun ortadan kalkması veya azalması, rahata kavuşmak anlamına gelen "rahatlamak" terimi eski Türkçe tıp terimlerinde "enşemek" anlamına geliyor.
Yükleniyor lütfen bekleyiniz