İlçede 28 Ekim 2014`te öğle saatlerinde 34 işçinin bulunduğu özel linyit kömürü madeninde su baskını meydana geldiği ihbarı alındı. 16 işçinin kurtulmayı başardığı ocakta mahsur kalan 18 kişiye ulaşmak için AFAD koordinasyonunda acil durum müdahale çalışmaları başlatıldı. 16 işçinin kurtulmayı başardığı ocakta mahsur kalan 18 kişiye ulaşmak için AFAD koordinasyonunda acil durum müdahale çalışmaları başlatıldı.
Türk Silahlı Kuvvetlerince arama kurtarma çalışmalarına destek vermek üzere 2 uçak ve helikopter görevlendirilirken, 2 komando timi de olay yerine sevk edildi. Çalışmalara destek amacıyla AFAD, Sağlık Bakanlığı, UMKE, TTK, TKİ, Türk Kızılay ve belediyeler başta olmak üzere birçok kurumdan bölgeye ekip ve araç gönderildi. Bölgeye kısa sürede ulaşmaya başlayan ekipler, su tahliye işlemlerini hızlandırdı. Mahsur kalan işçilere ulaşılması için öncelikle madene akan su, pompalarla boşaltılmaya çalışıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da olay yerine gelerek çalışmaları yerinde inceledi. Olaya ilişkin soruşturma başlatan Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, kazanın, eski imalat bölgesinde yıllar içerisinde biriken suyun basınç eşik değerini aşarak, zayıflayan topuktan çalışma alanlarında aniden baskına neden olmasından kaynaklandığı belirtildi.
Ocağın sahibi Saffet Uyar, 9 Kasım`da Ermenek`e gelerek teslim oldu. Olayla ilgili 8 kişi gözaltına alındı. Olayın meydana geldiği 28 Ekim`den itibaren maden ocağından 4 bin 99 vagon hafriyat çıkarıldı. Kazanın ardından geçen 38 günlük süreçte, mahsur kalan tüm işçilerin cenazelerine ulaşılmasıyla çalışmalar tamamlandı. DNA testi sonrasında ailelerine teslim edilen işçilerin cenazeleri, köylerinde düzenlenen törenlerle toprağa verildi.
Maden faciasıyla ilgili soruşturma kapsamında Ermenek Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada, 3`ü tutuklu 16 sanığın yargılanmasına 15 Haziran 2015`te başlandı. Mahkeme, 20 Temmuz 2016`daki duruşmada, tutuklu sanıklar maden ocağının sahibi Saffet Uyar ve teknik nezaretçi Ali Kurt`un da aralarında olduğu 7 sanığa, 3 yıl 1 ay ila 18 yıl 9 ay arasında ceza verdi. Diğer sanıklar ise beraat etti. Yapılan itirazlar üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinde 13 Eylül 2017`de görülen karar duruşmasında sanıkların cezaları artırıldı. Mahkeme, Saffet Uyar, Ali Kurt ve maden sahasının ruhsat sahibi Abdullah Özbey`in cezalarını 19 yıl 3`er aya çıkardı. Halen yakalanamayan Yavuz Özsoy`un cezası 18 yıl 9 aydan 21 yıla, tutuksuz sanıklardan Has Şekerler Madencilik şirketinin maden mühendislerinden Cemile Karaca`nın cezası 6 yıl 8 aydan 13 yıl 10 ay 20 güne çıkarıldı. 3 yıl 1 ay hapse mahkum edilen Naci Özsoy`un cezası değişmedi. 5 yıl 6 ay hapis cezası verilen iş güvenliği uzmanı tutuksuz Engin Yetim de beraat etti.
Olayın yaşandığı maden ocağı ise halen kapalı. Üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen maden ocağı facianın izlerini taşıyor.
Maden ocağı değil de `14 fabrikamız kapandı` diye düşünüyorum
"Maden ocağı değil de `14 fabrikamız kapandı` diye düşünüyorum"
Ermenek Belediye Başkanı Atila Zorlu, maden faciasının üzerinden 7 yıl geçtiğini, acıların ise halen taze olduğunu söyledi. Bu tür kazaların bir daha olmaması temennisinde bulunan Zorlu, madende hayatını kaybedenlere Allah`tan rahmet, ailelerine başsağlığı diledi. Karaman`ın en büyük ilçesi Ermenek`in "Taşeli" diye adlandırılan bölgenin merkezi olduğunu vurgulayan Zorlu, faciadan sonra bölgedeki 14 maden ocağının kapandığını ifade etti. Zorlu, Taşeli`de 50 bin kişinin yaşadığını anlatarak, "Maden faciası oluncaya kadar bu bölgedeki insanların geçim kaynağı madencilik ve yan sektörleriydi. 3 bin maden işçisi, 800 nakliyeci çalışıyordu. Şimdi ocaklar kapandı. Ben maden ocağı değil de `14 fabrikamız kapandı` diye düşünüyorum." diye konuştu.
İş güvenliğinin çok önemli olduğu maden ocaklarının mutlaka kanunlara uygun çalışması gerektiğini dile getiren Zorlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bir kişinin bile ayağına taş düşse canımız yanar. Soma`da 301 vatandaşımız hayatını kaybetti. Madenler 6 ay sonra çalışmaya başladı. Bizim madenlerimiz halen kapalı. Burada `Devlet madenleri kapattı, çalıştırmıyor.` diye yanlış algıya düşmemek lazım. Maden sahiplerinin şartların zor olduğunu düşünmeleri, bu şartlarda madenciliğin bölgede eskisi kadar karlı olmadığını iddia ederek madenleri çalıştırmamaları söz konusu. Bu da Ermenek halkını zor durumda bırakıyor. Halkımızın talebi madenlerin tekrar çalışması. Şu anda ilçede sadece emekliler kaldı. İşsizlik var. Gençler göç ediyor. Hala madenciliğe alternatif bir sektör oluşmadı. Turizm çalışmalarımız var."
Ailelerimiz manevi haz için şehitlik beratı istiyor
"Ailelerimiz manevi haz için şehitlik beratı istiyor"
Faciada hayatını kaybedenleri "şehit" olarak niteleyen Zorlu, "Şehitlerimizin yakınları bizlere emanet. Maddi ve manevi yanlarında olmaya çalışıyoruz. Bizlerden bir talepleri daha var. Madende ölenlerimizin halen `şehitlik` beratları yok. Ailelerimiz manevi haz için şehitlik beratı istiyor. Zaten bu bölgede bizler için onlar `şehit` ailesi. Bunun resmileşmesini istiyorlar. Bu nasıl olur, kanuni prosedürü nasıldır bilemiyorum ama bu talebi devlet büyüklerimize iletiyorum." dedi.
Ermenek`teki maden faciasının acısı ilk günkü gibi taze
Ermenek`teki maden faciasının acısı ilk günkü gibi taze
Karaman`ın Ermenek ilçesindeki maden ocağına meydana gelen ve 18 işçinin yaşamını yitirdiği maden kazasının üzerinden 7 yıl geçerken yakınlarını ve arkadaşlarını kaybedenlerin acıları tazeliğini koruyor.
Ermenek`te 18 işçinin hayatını kaybettiği faciada birlikte çalıştıkları arkadaşlarını kaybeden Hüseyin Bahçeci, facianın 7. yılında, söz konusu maden ocağını gezdi.
Yıllarca çalıştığı madendeki arkadaşlarıyla yaşadığı anıları unutamayan ve gözleri dolan Bahçeci, 10 yıl boyunca bu bölgede, yaklaşık 2 yıl da kazanın yaşandığı maden ocağında çalıştığını söyledi.
Kazanın yaşandığı maden ocağında çalıştığı sırada eşinin rahatsızlandığını, bunun üzerine tedavisi için işten ayrıldığını ifade eden Bahçeci, eşi iyileştikten sonra tekrar başvurduğunu ancak ihtiyaç olmadığının tarafına bildirildiğini belirtti.
Hatırladım mı gözlerim doluyor, ağlıyorum
"Hatırladım mı gözlerim doluyor, ağlıyorum"
Bunun üzerine başka bir maden ocağında işe başladığını anlatan Bahçeci şöyle devam etti: "İşe başladıktan 3 gün sonra, çöken maden ocağının yetkililerinden iş için teklif aldım. Göçükte hayatını kaybeden arkadaşlarım da tekrar ocakta beraber çalışmamı istediler. `Gel burada çalış.` dediler. Ben de `Şimdi ayıp olur, bir ay orada çalışırım sonra sizin yanınıza gelirim.` dedim. Bu konuşmamızdan 3 gün sonra facia yaşandı. Kazada hayatını kaybeden arkadaşlarımla 2 yıl aynı masada yemek yedik. Yer altında beraber kazma salladık. Ben o madende işe başlamış olsaydım onlarla beraber olacaktım. Belki de onlarla aynı kaderi paylaşacaktım. Kaza olduğunda çalışıyorduk. Akşam işten çıkıncaya kadar bize bir şey söylemediler. Güneyyurt`a geldiğimde kazayı duydum. Kaza haberini alınca hemen arabama binip madene geldim. Çok kalabalıktı, ana baba günüydü. 3 gün buralarda ağladım. Kazanın üzerinden 7 yıl geçti ama acılarımız hala taze. Arkadaşlarımı unutamıyorum. Hatırladım mı gözlerim doluyor, ağlıyorum."
Halen işsiz olduğunu dile getiren Bahçeci, "Sigortamı dolduramadığım için emekli de olamıyorum. Beldemizde genç kalmadı. Herkes bir yere gitti. Benim engelli çocuğum olduğu için başka yere de gidemiyorum. Ocaklar açılırsa tekrar çalışırım. Benim gibi ocakların açılmasını isteyen yüzlerce arkadaşım var." dedi.
Kazadan bir gün önce vardiyası değişmiş
"Kazadan bir gün önce vardiyası değişmiş"
Facia yaşandığında aynı maden ocağında çalışan Mehmet Öndür de bir tesadüf eseri o saatte işte olmadığını anlattı. Hayatını kaybeden madencilerle aynı vardiyada çalıştığını vurgulayan Öndür sözlerini şöyle sürdürdü: "Faciadan bir gün önce, kazada hayatını kaybeden rahmetli şefimiz bana, `Mehmet oğlum, vardiyada fazlalık var. Sen sıfır vardiyasına geç.` dedi. Ben de arkadaşlarımdan ayrılmamak için `Şefim hafta ortası vardiya değişmez.` dedim. Bana iş gereği böyle olacağını belirtti. Ben de ikindi vakti işten çıktım, gece tekrar işe geldim. Sabah madenden çıktım, arkadaşlarımız başladı, ben de eve geldim. Öğlen duydum ki ocakta kaza olmuş, ocağı su basmış. Vardiyam değişmese ben de arkadaşlarımla beraber ocakta olacaktım. Duyunca çok üzüldüm ama yapacak bir şey yok. Onlarla 2,5 yıl devamlı aynı vardiyada beraber çalıştık. Bir gün başka vardiyaya geçtim, bu kaza oldu."
Öndür, facianın ardından bölgedeki tüm maden ocaklarının kapandığına dikkati çekerek kazadan sonra bölgede hayatın adeta durduğunu ifade etti.​​​​​​​
Yükleniyor lütfen bekleyiniz