Azerbaycan Orta Çağ mimarisinin önemli eserleri arasında gösterilen, UNESCO tarafından 2019`da Dünya Kültür Mirası Listesi`ne alınan Şeki Han Sarayı, doğa ve tarihin iç içe geçtiği bir mekan olarak, görenleri kendine hayran bırakıyor.
Şeki Hanlığının kurucusu Hacı Çelebi Hanın torunu Muhammed Hüseyin Han Müştag tarafından 1762 senesinde yazlık ikametgah olarak inşa edilen sarayın çevresi, surlarla çevrili. Surların arkasında ise ormanla kaplı dağlar uzanıyor.
İki kat, altı oda ve iki aynalı balkondan oluşan sarayın salon ve odalarının duvarları renkli işlemeler, motifler ve savaş sahnelerinin yansıtıldığı duvar resimleriyle süslü.
Ahşap çıtalar arasına çeşitli renklerde cam monte edilerek yapılan geometrik desenli saray pencereleri, "şebeke" adı verilen el sanatlarının en nadir örneklerinden.
Pencerelerdeki şebekelerin her metrekaresi, birbirine geçmiş 5 bin çıta ve cam parçasından oluşuyor. Odalarda bulunan savaş ve av tasvirleri mekana farklı bir güzellik katıyor.
Sarayın önemli özelliklerinden biri de yapımında çivi veya herhangi bir yapıştırıcı madde kullanılmamış olması.
Saray önünde "Han Bağı" adı verilen bahçede bir havuz yer alıyor. Havuzun iki yanında, yaşı saraydan da eski olan, 1530 senesinde dikilmiş ve halk tarafından "Han Çınarı" diye isimlendirilen biri 34, diğeri 42 metre yüksekliğinde iki çınar ağacı bulunuyor.
Ülkedeki 9 günlük Nevruz tatilini fırsat bilerek seyahate çıkan yerel turistlerin gözde mekanı Şeki oldu. Şeki Han Sarayı da Bakü ve diğer illerden gelen turistlerin akınına uğruyor.
Sarayın tarihi ve mimarisine ilişkin rehberlerden bilgi alan turistler bol bol fotoğraf çektirdiği, tarih ve doğayla iç içe bir mekanda bulunmanın keyfini çıkarıyor.
Yükleniyor lütfen bekleyiniz